Sunday, 27.05.2012 18:39
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Kent ile kırsal arasında

Almanların yaşam alanları

Avrupa’nın en büyük nüfuslu ülkesinin haritası, 82 milyonluk Almanya’nın şehir ve küçük yerleşim birimlerinden oluşan çok yönlü yapısını net bir şekilde gözler önüne seriyor

Oliver Sefrin

121 numaralı şehirler arası yolun Hamburg’un yaklaşık 60 kilometre kuzeyine düşen noktasındaki sarı trafik levhası Almanya’nın muhtemelen en kırsal vahasına, Wiedenborstel’e giden yolu gösteriyor. Federal İstatistik Kurumu’nun sayılardan sorumlu yetkililerine bakılırsa bundan küçüğü yok. Muhtarın da dahil olduğu toplam on bir nüfuslu Schleswig-Holstein’daki bu mini-köy Almanya’nın en küçük yerel yönetim merkezleri listesinin ilk sırasında yer alıyor. Wiedenborstel’de oturanlar bir doğa parkının ortasında sakin bir yaşam sürüyorlar. Komşuluk burada bambaşka bir boyuta sahip. 4,5 kilometrekarelik bir alanda Wiedenborstel’in kilometrekare başına düşen nüfus yoğunluğu yalnızca 1,1 kişi kadar. Karşılaştırma yapmak gerekirse Avrupa’nın en yoğun yerleşimine sahip ülkelerinden biri olan Almanya’da ortalama yoğunluk kilometrekare başına yaklaşık 230 kişi. Wiedenborstel’in tam tersi olan diğer aşırı uç ise yaklaşık 350 kilometre güneydoğusunda kalıyor: Berlin. Burada nüfus yaklaşık 3,4 milyon. Almanya’da daha büyüğü yok. Büyük şehir nabzının attığı başkent Almanya’nın en büyük nüfusuna sahip metropolü. Kilometrekare başına 3849 kişilik nüfus düşüyor. Yalnızca Münih 4405 kişiyle daha yoğun bir yerleşime sahip.

Wiedenborstel ve Berlin: Almanya’da insanların yaşam alanlarına ve merkez ile periferi arasında ne kadar derin zıtlıkla olabileceğini gösteren iki örnek. Avrupa’nın en büyük nüfusuna sahip Almanya’nın siyasi haritasına ve yerleşim kültürüne bakıldığında ortaya net bir resim çıkıyor: 357.021 metrekarelik yüzölçümüyle Almanya’da yaklaşık 82 milyon insan çok sayıda ve çeşitlilik gösteren şehirlerde ve belde tipi küçük yerleşim merkezlerine dağılmış şekilde yaşıyor. Yaklaşık 4500 beldenin yüzde 30’u kentsel alan niteliğinde, yüzde yetmişi ise kırsal özellikte. Fakat kırsal yerleşim birimlerinin yüzdeye yansıyan çoğunluğu yanıltıcı. Nüfusun çoğunluğu kentsel alanlarda yaşıyor. Almanya’daki insanların dörte üçü kentsel bir bölgenin sakinleri.

Çalışma, alışveriş, boş zaman ve kültür etkinliklerinin kullanımı: Darmstadt Teknik Üniversitesi’nden kent araştırmacısı ve sosyoloji profesörü Martina Löw’e göre şehirler iş hayatının ve sosyal, kültürel yaşamın kristalize olduğu, dolayısıyla insanların yaşam alanı olarak sıklıkla tercih ettikleri noktalar (Bakınız sayfa 47’deki söyleşi). Kent yaşamının hakim olduğu Almanya uluslararası bir kıyaslamada çok sayıda ve çeşitli büyüklüklerdeki kentlerden ve kent bölgelerinden oluşan bir sistem sunuyor. Burada dikkate değer olan nokta ise pek çok büyük şehrin mevcudiyetine karşın yalnızca Berlin, Hamburg, Münih ve Köln gibi dört tane milyonluk nüfusa sahip kentin bulunması. Almanya’nın federatif sisteminin bir diğer dikkat çekici yönü ise başkent Berlin’in tek kentsel merkez olmaması. Uzaydan ülkeye bir bakış da bunu kanıtlayacaktır. Ülkenin pek çok bölgesi geceleri belirgin şekilde aydınlık. Teorik olarak bir astronotun bulunduğu noktadan 81 büyük, 611 orta ve 1584 küçük şehir sayabilir. Almanya’nın kuzey, doğu ve güneyinde tek tek büyük kent merkezlerini ve küçük kentlerle köylerin hakim olduğu bölgeleri ayırdedebilir. Batıda ise nüfusun çoğunluğunun Rhein, Ruhr ve Main gibi ekonomi merkezlerindeki kentsel yoğunlaşmalarda ve güney batı Almanya’daki kent kümeleşmelerinde toplandığı saptanabilir.

Almanya için daimi olarak kırsalda yaşayan klasik anlamda kırsal topluluklar daha ziyade istisna durumunda. Kır yaşamı günümüzde büyük ölçüde mevcut iş olanaklarının yüzde 40’ının bulunduğu büyük kentlerin yakınında ve çevresinde gerçekleşiyor. Federal Yapılaşma, Kent ve Alan Araştırmaları Enstitüsü’nün (BBSR) “Kırsal yaşam – kıra özlem mi?” başlıklı araştırmasına göre büyük şehirlere bağlı pek çok belde dinamik bir gelişim göstermiş. Araştırmaya göre kırsal yaşam daha ziyade müstakil evlerde sürdürülen ve mobil olmanın ancak otomobille sağlandığı bir aile yaşamını temsil ediyor. Fakat kırsal bölgeler birbirinden keskin şekilde ayrılıyor: Büyük şehirlerin çevresindeki köyler farklı bir görünüm, sakinleri de kente uzak köylerinkine göre daha farklı bir sosyal yapı sergiliyor.

Alman toplumu hareketli ve dolayısıyla ulaşım olanaklarının büyük rol oynadığı bir toplum. İster evlilik ister yeni bir iş olsun, bir başka şehre taşınmada genellikle kişiye özel motifler belirleyici. Almanya’da ikamet yeri değiştirme konusunda uzun yıllardır istikrarlı bir eğilim kendini gösteriyor: Kuzeyden ve doğudan ekonomik açıdan güçlü güney ve güneybatı bölgelerine doğru bir nüfus hareketi var. Buna karşın geçtiğimiz yıllarda Almanya içinde farklı şehirlere taşınan insan sayısı gittikçe azaldı. 21. yüzyılın ilk 10 yılında yaklaşık 3,5 milyon kişi (toplam nüfusun yüzde 4,2’si) ikametini başka şehirlere aldı. Bu sayı 90’lı yılların ortasına kıyasla bir milyon daha az. Doğu Alman eyaletlerinin güneyinden gelenler ağırlıklı olarak Bavyera ve Baden-Württemberg’e, kuzey doğudan göçenler ise Hamburg ve Kuzey Ren-Vestfalya’ya yöneliyor. Ayrıca 18 ila 30 yaş arası grup son derece hareketliyken daha yaşlı nüfusun yerleşik olduğu da bir başka tespit.

Leipzig’de bulunan Leibniz Ülkeler Coğrafyası Enstitüsü ulusal atlas projesi dolayısıyla kimi değişimleri daha derinden incelemiş. Sonuç: 1989/90 yıllarında Berlin Duvarı’nın yıkılması ve yeniden birleşmeden bu yana geçen süreci Almanya içi dinamik göç süreçleri karakterize ediyor. Dikkat çekici olan çoğunluğun Doğu’dan Batı’ya göç etmesine karşın Batı’dan da Doğu’ya yoğun bir hareketlenme olmuş. 2000-2007 yılları arasında yaklaşık 1,5 milyon Doğu Alman Batı Almanya’ya göç etmiş. Öte yandan yaklaşık bir milyon Batı Alman da Doğu’ya yerleşmiş – bu sayı yıllara yayıldığında 120.000 ila 140.000 kişiye yani bir Batı Alman şehrinin nüfusuna tekabül ediyor. En çok tercih edilen bölgelerse Berlin ve Doğu Almanya’nın en büyük nüfuslu eyaleti olan Saksonya.

Kırsal bölgelerdeki nüfus her geçen gün azalırken kent ve kırsal arasındaki bağlar gittikçe güçleniyor: Buna bir örnek metropol bölgeler. Bir yandan toplumsal, ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimin motoru olarak kabul edilirken bir yandan da uluslararası rekabette ülkeye önemli bir avantaj sağlıyorlar. ­Almanya on bir metropol bölgesiyle Avrupa’da ilk sırada yer alıyor. BBSR’nin yaptığı bir araştırmaya göre FrankfurtRheinMain, Rhein-Ruhr, Berlin ve ­Münih ile Almanya kıtanın en önemli on iki metropol bölgesinden dördünü barındırıyor: Rhein-Ruhr ve FrankfurtRheinMain güçlü ekonomik merkezler olarak kabul edilirken Berlin siyasi, Münih de bilim merkezi olarak sayılıyor.

Demografik gelişim eğilimi, kaynakların tasarruflu kullanıldığı bir şehir planlama ya da çevreye duyarlı taşımacılık gibi gereklilikler açısından geleceğin kent modeli metropol bölgeleri midir? Bu soruya kent araştırmacısı Martina Löw’ün cevabı, çok büyük şehirler yerine orta ölçekteki şehirlerin uzun vadede daha cazip olacakları yönünde. “Belirleyici olan nokta, büyük kentler, oranın sakinlerince bir bütün olarak deneyimlenebiliyor mu ve kentle özdeşleşebilme söz konusu mu. Almanya’da bizim büyük kent olarak adlandırdığımız şey dünya ölçülerine göre cazip bir büyüklük.”////

05.11.2010
Bookmarks
| |