Sunday, 27.05.2012 18:10
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Politika

İletişim köprüsü kurmak

Eyalet düzeyinde Almanya’nın Türkiye kökenli ilk bakanı olan Aygül Özkan, hırslı ve hedefe odaklanan biri olarak tanınıyor. 39 yaşındaki siyasetçi 2010 Nisanından beri Aşağı Saksonya’da eyalet hükümetinin üyesi. Bir portre.

Canan Topçu

Almanya’da sık kullanılan “göçmen kökenli” tabirini sevmiyor Aygül Özkan. Kendi ifadesiyle bu “korkunç” formülasyondan maalesef kendisi de kurtulamıyor – en azından işçi göçmenlerin ve onların çocukları olan yeni kuşakların entegrasyonu gündeme geldiğinde. Sonuçta tam da bu konu bakan olarak kendisinin görev alanı içinde. Zira Özkan, 2010 Nisanından beri aşağı Saksonya’nın eyalet hükümetinde Sosyal İşler, Kadın, Aile, Sağlık’tan (ve de) Entegrasyondan sorumlu bakanlığın başında.

Şimdi Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturan, o sıralar henüz Aşağı Saksonya Başbakanı olan Christian Wulff, bahar aylarında Hamburglu siyasetçiyi kabineye aldığında son derece bilinçli bir karar vermişti. Özkan’ı göçmenlerle yerliler, Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında iletişim köprüsü için ideal bir isim olarak nitelemişti. 2004 yılından beri CDU (Hıristiyan Demokrat Parti) üyesi olan ve 2008’de Hamburg Eyalet Meclisine seçilen Özkan, bu kent eyaletin sınırlarının ötesinde pek tanınan bir isim değildi. Bakan atanmasıyla durum bir anda değişti. Zira Özkan Almanya’da Türkiye kökenli ve yine kökeni itibariyle İslam kültür çevresinden gelen ilk bakan.

Üstlendiği görev, 39 yaşındaki CDU’lu siyasetçi için hiç de kolay değil; sadece bakanlığının üstesinden gelinmesi gereken kapsamlı görev alanından dolayı değil; görevinin zorluğunu artıran bir etken de kamuoyunun dikkatinin onun üzerinde yoğunlaşması. Hızlı yükselen siyaset yıldızının bakanlık görevine biraz sıkıntılı bir başlangıç yapmış olması da, hem bu yoğun ilgiye hem de siyasetteki deneyimsizliğine bağlanmalı herhalde. Özkan bakanlık görevini daha devralmadan yoğun bir eleştiri yağmuruna maruz kalmıştı, devlet okullarında haç dahil dini simgeler taşımanın uygun olmadığını söylediği için. Ayrıca Özkan yemin töreninde zorunlu olmayan “Tanrı yardımcımız olsun” ifadesini de kullanmasıyla dikkatleri üzerine çekmiş ve hangi Tanrı’yı kastettiği sorusu telaffuz edilmişti. Medya ilkeleri yönünde yaptığı çıkış da hoş karşılanmamıştı. Bu bağlamda Aşağı Saksonya’daki gazetecilerin göçmen sorunları konusuna daha fazla eğilmeleri gerektiğini ve bunu yaparken “kültüre duyarlı” bir dile özen göstermeleri gerektiğini ifade etmişti. Medyadan gelen eleştirilerden sonra Özkan bu projesini hemen bir kenara bıraktı.

Türkiye kökenlilerin temsilcileri siyasetin çeşitli düzeylerinde yer alıyor; yerel yönetimlerde, eyalet meclislerinde ve Federal Meclis’te bir süredir çok sayıda isim tarafından temsil ediliyorlar, ama bunların büyük çoğunluğu SPD (Sosyal Demokrat Parti) veya Yeşiller’de örgütlenmiş kişiler. Türkiye kökenli olup da siyasi alana Hıristiyan Demokratlar’da katılan ender isimlerden biri Özkan. 1993 yılından beri yine Türkiye kökenli bir doktorla evli ve bir erkek çocuk annesi olan Özkan bu durumu şu sözlerle açıklıyor: “Kendi dünya görüşümle ve insan sevgisi, dayanışma ve öz sorumluluk gibi değerlerimle en çok kesişme noktasını CDU’da gördüğüm için böyle. Ludwig Erhard’ın sosyal piyasa yaklaşımını Almanya için başarı modeli olarak görüyorum.” Siyasete girme kararınıysa, yaşamı boyunca başkalarıyla temas için kendisinin çaba harcaması, oturup kendisiyle ilgilenilmesini beklememesine bağlıyor. “Şikayet edip durmak yerine elimi taşın altına koymak istedim.” CDU’da göçmen kotasına sığınan biri olmak istememiş Özkan; kendi rolünü üçüncü veya dördüncü göçmen kuşağına örnek olmakta görüyor. “Çaba göstermenin, çalışkan ve ilgili olmanın sonuç verdiğini görmelerini istiyorum.”

Gerçekten de bu açıdan uygun bir örnek Aygül Özkan: 1960’lı yıllarda Almanya’ya göç eden bir terzinin kızı olarak 1971’de Hamburg’ta doğmuş, liseyi bitirdikten sonra hukuk okumuş ve bakanlık görevine atanana kadar şirket yöneticisi olarak çalışmış. Mesleki yaşamda bu noktaya kadar ilerlemesini anne babasına borçlu olduğunu söylüyor Özkan. Annesi ve babası çalışıyor olmasına rağmen düzenli bir aile yaşamları olmuş. 39 yaşındaki siyasetçi, çocukluğunu hatırlarken öğlen yemeklerinin hep birlikte yendiğini, anne babasının her zaman yakınında olduğunu aktarıyor. Öğretmenlerinin de anne babasını iyi tanıdığını, temel bir güven ilişkisi olduğunu belirtiyor. Alman toplumuyla kaynaşarak yetişmesini anne babasının ileri görüşlülüğüne bağlıyor. “Erken yaşta beni anaokuluna gönderdiler”, diyor. Bu sayede de okula başlamadan önce Almanca’ya hakim duruma gelmiş. Okul dönemini de sorunsuz olarak niteliyor, dışlanma durumuyla hiç karşılaşmamış. “Kendimi yakın aile çevremde, arkadaş çevremde ve okulda hep sıcak ilişkiler içinde ve güvende hissettim” diye vurguluyor. Çocukluğunda hayali pilot olmakmış. Sonraları hukukçu olma arzusu “olgunlaştı” diyor. Bunda, sınıf arkadaşlarından birinin babasının Hamburg Üniversitesi’nde hukuk fakültesinde dekan olmasının da etkisi olduğunu düşünüyor. “Muhtemelen bu durum benim hukuk yönünde adım atmam için gerekli son itkiyi sağladı” diyor şimdinin bakanı. Genç kadının ileride ne olacağını o zaman ikisi de tahmin etmiyordu tabii.////

26.08.2010
Bookmarks
| |