Sunday, 27.05.2012 18:03
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

SÖYLEŞİ

Dünya barışı için sorumluluk duygusuyla

Almanya’nın Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi Peter Wittig’le BM Güvenlik Konseyi’nin geçici üyeliğine seçilen Almanya’nın oynayacağı rol ve bu konseye yönelik bir reformun hedefleri üzerine söyleşi.

Sayın elçi, Almanya Ekim ortasında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yeni geçici üyesi olarak seçildi. Bunun öncesindese ­yoğun bir seçim rekabeti yaşandı. Sizce ­Almanya hagi argümanlarla ikna edici olmayı başardı?

Biz güçlü yönlerimizi ön plana çıkardık: Almanya’nın dünya barışına ve güvenliğine yönelik kabul gören ve gelecekte de süreceği öngörülebilen katkısının yanısıra uluslararası kalkınmaya yönelik sürdürlebilir ve vazgeçilmez çalışmalarımız, iklim politikasıdaki öncü rolümüz. Bu sebeplerden ötürü de büyük destek gördük.

Sizin seçim öncesi 191 BM elçisinin neredeyse tamamıyla bire bir görüştüğünüz söyleniyor. Bir diplomasi maratonu...

Gerçekten de buradaki tüm BM elçileriyle konuştum. Fakat bu seçim kampanyasının hazırlığı aslında birkaç yıla dayanıyor. Bu süreç içerisinde gerek doğrudan ülke ziyaretlerinde, gerek burada, New York’ta, gerekse üst düzey politik ilişkiler bağlamında pek çok farklı konuşmada beklentimizi dile getirdik. Bizim için, bütün dünyaya yayılmış olan yurt dışı temsilciliklerimizin oluşturduğu ağı devreye sokmak da önemliydi: Bu bize, söz konusu karar mercileriyle yerinde görüşme şansı tanımakla kalmadı. Aynı zamanda bizimki gibi büyük ve önemli bir ülkenin çağımızın küresel zorluklarıyla başa çıkabilecek bir sorumluluğu üstlenebileceğinin altını da ikna edici bir şekilde çizmemizi sağladı.

Birleşmiş Milletler’i temsil yapısında reform yapılması uzun zamandır dile getirilen bir konu. Almanya Güvenlik Konseyi’ndeki üyeliğini reform girişimlerini ileri taşımak için ne şekilde kullanacak?

Önümüzdeki yıllarda Konsey’in daimi üyeleri dışında, Almanya’nın yanısıra Brezilya, Hindistan, Güney Afrika ve Nijerya gibi bölgesel güçler de Güvenlik Konseyi’nde yer alacaklar. Tıpkı Almanya gibi bu ülkelerin tamamı, kendi bölgelerindeki ağırlıkları dolayısıyla reformdan geçmiş bir Güvenlik Konseyi’inde kalıcı üyelik için olası adaylar olarak kabul ediliyorlar. Milletler topluluğu büyük bir dikkatle bu birlikteliğin Konsey’in çalışmaları ve etkinliği üzerinde yapacağı etkiyi gözlemleyecek. Bizim düşüncemize göre, önümüzdeki iki yılda sergilenecek başarılı bir ortak çalışma, kıtaların birbiriyle bağlar kurmasının Birleşmiş Milletler üyesi tüm ülkelerin yararına olacağına ilişkin iyi bir işaret olacak. Zaten bizim reform yapılması yönündeki çabalarımız da neticede bu hedefe hizmet ediyor.

Uzun vadede Almanya için Birleşmiş Milletler’in bu en üst düzey konseyinde kalıcı bir üyelik de hedeflerden biri –örneğin bu pozisyon, Avrupa Birliği çatısı altında bir üyelik şeklinde olabilir. Peki bu yöndeki bir gelişme neden bu kadar önemli?

Bizim görüşümüze göre Güvenlik Konseyi’nin yapısı 1945 yılının jeopolitik realitesini yansıtıyor, günümüzünkini değil. Afrika, Latin Amerika ve Asya gerçek anlamda temsil edilmiyor, tıpkı, ABD’nin ardından Birleşmiş Milletler’e en büyük finansal katkıyı yapan Almanya ve Japonya gibi. Oysa Güvenlik Konseyi dünya barışının korunmasına yönelik tüm çabaların merkezinde yer alıyor. Bizim görevimiz onun bu rolünü tehlikeye düşürecek her türlü riskten kaçınmak ve bu doğrultuda günümüzün politik dengelerine uygun hale getirmek. “Global Governance” bağlamında herhangi bir asimetrinin kimseye bir faydası olamaz: Bir yanda G20 gibi dinamik grup formatları, diğer yandaysa yönlü ilişkilerin adresi olan Birleşmiş Milletler’in kurumsal yapısı içindeki statiklik. Güvenlik Konseyi’nin yapısında reforma gidilmesi yönündeki talebimizi, Almanya’nın kalıcı üyelik kazanması meselesine indirgemek yanlış bir yaklaşım olur.

Almanya devletler topluluğunun bu en önemli konseyindeki iki yıllık üyeliği süresince başka hangi konulara ağırlık verecek?

Güvenlik Konseyi’nin asli sorumluluğu dünya barışının korunması ve uluslararası güvenliğin sağlanması. Almanya geçici üye olarak bu asli göreve katkıda bulunacak ve Güvenlik Konseyi’nin küresel düzeyde krizleri önleme ve müdahelesi konusundaki aracı rolünü destekleyecek. Fakat daha fazlası da olacak: Bizim görüşümüz Güvenlik Konseyi’nin çatışmaların asli sebeplerini de kapsamlı ve geniş bir bakışla ele alması gerektiği yönünde. Dolayısıyla kriz önleme, barışın sağlamlaştırılması, terörle mücadele, silahsızlanma ve iklim politikası gibi Alman dış politikasının merkezi meselelerini Güvenlik Konseyi’ndeki çalışmalarımıza da yansıtacağız. Ayrıca silahlı çatışmalarda çocukların korunması konusuna daha yoğun şekilde eğileceğiz: Sonuçta bu çatışmalarda en çok zarar görenler ve durumun insafına bırakılanlar onlar.

Birleşmiş Milletler’in çalışmaları pek çok insan için soyut kalıyor. Sizi Almanya’nın Birleşmiş Milletler daimi temsilcisi olma görevinde kişisel olarak etkileyen yön nedir?

Bu şüphesiz son derece heyecan verici ama bir o kadar da zorlu bir görev: Burada çok geniş bir konu yelpazesi çerçevesinde hareket etmek gerekiyor. Beni özellikle etkileyen şey ise burada tüm ülkelerin, dinlerin ve kültürlerin birleştiği bir mikro kosmosta yaşamak ve çalışmak. Bu sayede farklı görüşlerin birbirlerine yönelik hoşgörülü yaklaşımı daha da gelişiyor.

Söyleşi: Janet Schayan

17.11.2010
Bookmarks
| |