Sayın profesör Römhild, günümüzde Alman popu nasıl böylesine çok yönlü olabiliyor?
Almanya uzun yıllardır göç alan bir toplum ve bu elbette gündelik yaşamdan müziğe dek kültürel yaşamda yansımasını buluyor. Toplumumuz göçmenleri fazlasıyla problemlerle, entegrasyon güçlükleriyle ilişkilendirerek değerlendiriyor. Günümüzde göçmen kökenli gençlerin Alman kültürünün daha da gelişmesine ne kadar büyük bir katkı sağladığı burada gözardı ediliyor. Çeşitli uluslararası müzik tarzlarının Alman etkisiyle kombine edilmesi buna bir örnek. Genç kuşaklar ulusallık ya da müzikal nişler gibi kategorilere daha az saplanmış durumda. Ama bu arada pek çoğu uzun zamandır bilinçli şekilde Almanya’daki politik durumun ayırdında.
Ne gibi?
Alman hip hopunun öncüsü Advanced Chemistry bile 1992 yılında çıkardığı ve Almanya’daki göçmenlerin sorunlarını net bir şekilde dile getiren “Fremd im eigenen Land” (Kendi Yurdunda Yabancı) parçasıyla başarıyı yakalamıştı. Ayrıca Xavier Naidoo gibi bir yıldız da Afro-Alman rapçilerin biraraya geldiği ve 200 yılından bu yana ırkçılık karşıtı çalışmalar yürüten müzik ağı Brothers Keepers’le birlikte hareket ediyor.
Xavier Naidoo rap camiasında ünlü olmuştu fakat çoktandır ana akıma ayak uydurdu...
Göçmen kökenli pek çok müzisyen bu yoldan geçti. Fakat sinema dünyasından Fatih Akın gibi müzik aşığı bir isim de büyük bir popülariteye kavuştu. Kulüplerde Dj’lik yapan Akın, filmlerinde de Afro-Amerikan soul müziğinden Türkçe rocka dek çok farklı müzik tarzıyla çalışıyor. Bu yüzden yurtdışında da yeni bir Almanya’nın temsilcisi olarak algılanıyor.
Alman popu uzun yıllar Amerikalı müzisyenleri kendine örnek aldı.
Günümüzde bu ilişkiler çok daha çeşitli. Balkan ritimleri önemli bir rol oynuyor. Yunan ve Türk popu da öyle. Bir diğer örnek de Frankfurt kulüp camiasındaki Akdeniz ve oryantal Türk esintili house müziklerin çalındığı başarılı “orient deluxe” partileri. Küresel kent Frankfurt’taki kulüp dünyasına göçmenler yön veriyor – müzisyenler kadar kulüp sahipleri de. Dünya çapında yaratıcı ruhları bir mıknatıs gibi kendine çeken Berlin’e yerleşen de çok. Ayrıca Seeed ve Culcha Candela gibi başarılı gruplar da bu şehrin sunabileceklerinin somut kanıtı adeta.
Profesör Dr. Regina Römhild
Berlin Humboldt Üniversitesi Avrupa Etnolojisi Enstitüsü’nde ders veriyor ve araştırmalarını yürütüyor












