Sunday, 27.05.2012 14:51
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

DAVID CHIPPERFIELD

Britanyalı mimar David Chipperfield 1998 yılında Prusya Kültür Varlıkları Vakfı tarafından Berlin Müzeler Adası’nın yeniden yapılandırılması ve restorasyonu için bir masterplan tasarlamak üzere görevlendirildi.

Sayın Chipperfield, Neues Museum’un tamamlanmasından sonra da Müzeler Adası’nın tamamlanması daha çok uğraş gerektiriyor. Bergama Müzesi’nde yapılan çalışmalara ek olarak sizin tarafınızdan tasarlanan merkezi giriş binası James Simon Galerisi de henüz tamamlanmadı. Bu binanın konsepti konusunda bizi aydınlatabilir misiniz?

Bina üç farklı şekilde bağlantı görevini üstleniyor. İlk olarak tasarım zaten hali hazırda bulunan sıra sütunlara göre geliştirildi. Zemin seviyesindeki eski kolonadlar Eski Ulusal Galeri ile Neues Museum’u birleştiriyor. Sonuçta Müzeler Adası’ndaki birbirinden yalıtılmış haldeki binaların bu durumunu yeniden düzenlemek üzere bu bağlantıyı Bergama Müzesi’ne kadar uzatıyoruz. James Simon Galerisi ilerleyen zamanlarda Müzeler Adası’nın ana girişi olacak ve aynı zamanda yeni bir yeraltı geçidinin de başlangıç noktası olacak. Tasarımın üçüncü boyutu ise Bergama Müzesi ve Neues Museum’un farklı zemin yüksekliklerinde yer alan girişlerini yükseltilmiş galeri aracılığıyla aynı seviyede birbirine bağlamak.

Müzeler Adası’nda kullandığınız mimari dil modernitiye mi temsil ediyor?

Biz esas olarak bir tür düzen, açıklık, mekansal ve fiziksel bir güzelliğin peşindeyiz. Neues Museum’da da son derece açık bir konseptimiz vardı zaten. Mevcut olanı koruyor ve daha fazla zarar vermekten kaçınıyoruz. Buna rağmen müzeyi gene de bir bütün haline getirmek istedik ve bunu modern araçlarla yaptık. Mesela giriş binasının tasarımında belli bir arkaik sadeliğin sağlanması için çaba sarfettik. Bundaki amacımız mevcut olanı olduğundan daha akıllıca bir şekilde yapmak değil. Binanın zarafete, karaktere ve belli bir kişiliğe ihtiyacı var. Sonuçta ortaya çıkansa klasisizmin bir adaptasyonu değil, modernliği özellikle vurgulanan bir mimari.

Daha önce Müzeler Adası’nı hayatınızın en önemli projesi olarak nitelemiştiniz. Bu düşünceniz hala geçerli mi?

En azından başka hiç bir projeyle karşılaştırılamaz bu. 1997 yılından beri bu proje üstüne çalışıyoruz ve şüphesiz büromuzun en ilginç, karmaşık ve üzerinde en çok tartışılan görevi oldu. Ayrıca bu bize en çok sorumluluk yükleyen proje oldu. Bu anlamda bizim evrenimizin merkezi olmayı sürdürüyor.

28.10.2009
Bookmarks
| |