Sunday, 27.05.2012 14:46
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Kültür Başkentleri

Bottrop ve Boğaziçi arası kültür elçileri

Macarsitan’ın Pécs şehrinin yanı sıra İstanbul ve bir kentler ağı şeklindeki Ruhr Bölgesi 2010 yılının üç Avrupa Kültür Başkenti. “Altın Boynuz”lu dünya kentiyle Essen ve Gelsenkirchen gibi Ruhr kentleri arasında çok yönlü bir alışveriş yürütülüyor

Johannes Göbel

Kimi zaman bir kültür elçisi son derece sakar da olabilmelidir. Tabii sakarlığıyla çocukların gözlerinde ışıklar yakmayı becerebiliyorsa. Mart başında Karagöz Ruhr Bölgesi’ni ziyaret ettiğinde tam da böyle oldu. Okumuş Hacivat ile halktan Karagöz arasındaki atışmalar Bottrop’daki Kukla Tiyatrosu’na neşeli bir hava getirdi.

Bu eğlenceli figürün yer aldığı etkinlikler serisi çeşitli Avrupa kültürlerine adanmıştı. Aynı zamanda bu yılın kültür başkentleri İstanbul ve Ruhr’un ortaklaşa düzenlediği ilk projelerden biri. Her iki kültür başkentinden pek çok temsilci, kültür elçisi olarak İstanbul ve Ruhr Bölgesi arasında gidip geliyor. İstanbul’daki uluslararası kukla festivalinin organizatörü ve önde gelen kuklacılardan Cengiz Özek, Karagöz ile Ruhr kenti Bottrop’un Kukla Tiyatrosu’na konuk oldu. “Biz hedefimiz doğrultusunda iki kültür başkenti arasında insan ilişkileri üzerinden bağlar oluşturmak istiyoruz” diyor Türk-Alman gazeteci ve Ruhr 2010’un dört sanat direktöründen biri olan Aslı Sevindim. İstanbul’da yaşayan Türk besteci Fazıl Say da ışığıyla Ruhr Bölgesi’nde parladı. Konzerthaus Dortmund’un dört yıllık “Artist in Residence” programının kapanışı olarak burada bir dizi etkinlik sundu. En önemlilerinden biri de “İstanbul Senfonisi”nin ilk olarak burada seslendirilmesiydi. Fazıl Say sonbaharda bu konser serisini İstanbul’da sürdürecek.

Tüm sanatsal iddiaya karşın Aslı Sevindim şunu eklemeyi ihmal etmiyor: “Biz bir kültür başkentiyiz, sanat başkenti değil.” Dolayısıyla Ruhr 2010’un konukları geniş bir kültür tanımı çerçevesinde seçiliyor. Örneğin Marriott Hotel İstanbul’un baş aşçısı Eyüp Kemal Sevinç, Ekim ayında Uluslararası Melez Mutfaklar Festivali’ne zenginlik katacak. Ayrıca Kasım ayında Türk tasarımcıların çalışmaları da Melez Moda Festivali’nde sergilenecek. İstanbul, Avrupa Masal Topluluğu’nun 29 Eylül-3 Ekim tarihleri arasında düzenleyeceği konferansa da edebiyatbilimci Profesör Dr. Selahattin Dilidüzgün’ü Türk çocuk edebiyatı ve masalları üzerine bir konuşma yapmak üzere Ruhr Bölgesi’ne yolluyor.

İstanbul istikametindeyse Bochum Üniversitesi’nden bir tiyatro grubu seyahat edecek. Grup Mayıs başında İstanbul’da düzenlenecek Avrupa Üniversiteleri Tiyatro Şenliği’nde Dea Loher’in “Mavisakal – Kadınlar’ın Umudu” adlı oyununu sergileyecek. İstanbul’dan iade-i ziyaretse Kasım’da gerçekleşecek.

Ruhr ve İstanbul arasında farklı dönemleri de biraraya getiren büyük teatral bir başka köprü ise Promethiade projesiyle kurulacak. 25 Mayıstan 7 Ağustosa dek sürecek bu üç ayaklı tiyatro projesi, insanlar için tanrılardan ateşi çalan ve ortak Avrupa kültürünün kurucusu olarak yorumlanan Yunan Prometheus mitosuna dayanıyor. Bu efsane kültür başkenti yılı vesilesiyle üç farklı yerde çeşitli sanatçılar tarafından sergilenecek. Öncelikle de Yunan yönetmen Theodoros Terzopoulos ve sahne tasarımcısı Jannis Kounellis tarafından. Sanatçılar Eshilos’un “Zincire Vurulmuş Prometheus” adlı oyununu Aya İrini’de yeniden yorumlayacaklar. Aynı zamanda İsviçre-Alman tiyatro kolektifi “Rimini Protokoll” oyununu Epidaurus Antik Tiyatrosu’nda oynamak üzere düzenlerken Türk kumpanyası Stüdyo Oyuncuları da Yaşar Kemal’den metin parçalarıyla kurdukları oyunu Essen’daki Zeche Zollverein’da açık alanda sergileyecekler. Antikite, Orta Çağ ve modernite böylelikle biraraya gelecek.

Geleceğe yönelik bir proje de Almanya, Türkiye ve Macaristan’dan öğrencilerin, yarının şehir planlamasıyla ilgili fikirlerine yer verilen “Geçici Kent” adını taşıyor. Kültür başkentleri Ruhr ve Pécs’de Mart 2010’da düzenlenen yarışmalarda uzmanlardan oluşan bir jüri İstanbul için birinci olan tasarımı seçti. İstanbul Bilgi Üniversitesi ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden ikişer öğrencinin tasarladığı “Floating Services” projesi birinciliği aldı. Proje Haziran ayında Altın Boynuz’a indirilecek çok fonksiyonlu bir sal üzerine kurulu. Bu sal bir yandan çeşitli etkinliklere sahne olarak hizmet verecek, diğer yandan da sal üzerinden Haliç Tersanesi’nin arazisi izlenebilecek. Tersane kültür başkenti İstanbul’un merkezi etkinlik alanlarından biri olarak değerlendiriliyor. Kısmen faaliyetlere son verilmiş olan tersane alanının önümüzdeki yıllarda İstanbul için gittikçe daha çok önem kazanan bir kültür merkezine dönüşmesi planlanıyor. Böylece kültür başkentinin daha uzun ömürlü olması sağlanacak. Aslı Sevindim’in Ruhr Bölgesi için temenni ettikleri bu doğrultuda İstanbul için de gerçeğe dönüşebilir: “Geleceğe uzanacak bir artı değer kazanmayı hedefliyoruz.”

12.03.2010
Bookmarks
| |