Bilgi aktarımı yerine iletişim – Almanya’daki genç kuşak internet kullanıcılarının ortak paydası bu sözle ifade edilebilir. 14-19 yaş arası kuşağın yüzde 78’i haftada en az bir kez online gruplarla iletişimde bulunuyor, bu yaş grubunun yüzde 76’sı her hafta sohbet forumlarını, haber gruplarını veya chat odalarını ziyaret ediyor. Başka web kullanıcılarıyla sosyal etkileşim, internete girmedeki en önemli motivasyon. Online oyun oynayanların oranı da bu yaş grubunda sürekli artış halinde. İnternet kullanıcılarının geneli içinde düzenli olarak sanal veya karşılıklı oyun oynayanların oranı yüzde 17’de kalırken, bu oran 14-19 yaş grubunda yüzde 30 düzeyine ulaşmış durumda. İnternet giderek daha güçlü biçimde aktif birliktelik aracı haline geliyor. 2009 Eylülü sonunda yayınlanan bir “İnternet Manifestosu” epey tartışma yarattı. Aralarında Sascha Lobo ve Stefan Niggemeier gibi isimlerin de bulunduğu bazı gazeteciler ve blogçular, 17 “iddia” formüle ettiler, örneğin “gazeteciliğin bugün nasıl işlediği” gibi noktalarda. Manifesto’da, internetin tüm olanaklarıyla, sözgelimi “sosyal ağlar” veya YouTube’la çoktan Batı dünyasındaki gündelik yaşamın parçası haline geldiği belirtiliyor. Medya kuruluşları varlıklarını sürdürmek istiyorlarsa, internet kullanıcıların yaşam dünyalarını anlamak ve kendilerini buna uygun şekillendirmek durumundalar, deniyor.
Bu aslında çoğu yerde gerçeğe dönüştürülen bir öneri. Ne de olsa Almanya’daki göze çarpan blog sahiplerinin (blogger) çoğu aynı zamanda gazete ya da dergi editörleri. Bu bağlamda Alman blog dünyası oldukça apolitik görünüyor. Amerikalı blogger Felix Salmon, titizlik ve kesinlik gibi Alman erdemlerinin hızla değişen internet dünyasında daha ziyade birer engel etkisi yaptığı inancını dile getirmişti. Oysa bunlar habercilikle biraraya getirildiğinde tam da yerini bulan özellikler. Buna karşın en önemli Web 2.0 uygulamaları olan social networklerin gelecekte reklam endüstrisi açısından oynayacağı rol konusunda herkes fikir birliği etmiş durumda. Pazarlama sorumluları arasında yapılan bir ankete göre bu networkler yükselen reklam kalemleri arasında en ön sıralarda yer alıyor.
Almanya’da piyasa lideri üç farklı hedef kitleye seslenen portallar; StudiVZ (üniversite öğrencilerine yönelik), SchülerVZ (orta öğretime yönelik) ve MeinVZ ile toplam 15 milyon kullanıcıya hizmet veren VZ Grubu. Tek başına SchülerVZ, 2009 Ekim ayı boyunca toplam 6,4 milyar sayfa görüntüleme ile Almanya’nın en çok tıklanan internet sitesi oldu. Fakat kullanıcı profillerini göz önünde bulunduracak olursak Almanya’da piyasanın lideri yaklaşık yedi milyon kullanıcısıyla Facebook. Üstelik aylık neredeyse yüzde on büyüme payıyla. Mesleki bağlar kurmak isteyenler ise Almanca konuşulan ülkelerde 3,4 milyon kullanıcıya ulaşan Xing’e yöneliyor. Asıl ilgi çekici olan şey ise VZ platformlarının yayın grubu Holtzbrinck’e, onu takip eden “wer-kennt-wen” (kim kimi tanıyor) adlı sitenin de televizyon kuruluşu RTL’e ait olması. Görüldüğü üzere sosyal medyalar çoktan Alman medya kuruluşlarının portföylerinde yerlerini almış durumdalar.
Web 2.0 coğrafyasının en yeni oyun alanı olan “mikro blogging” uygulaması olan “Twitter” ise pek de güven uyandırmıyor. Bu uygulamanın en tuhaf sonuçlarından biri, tanınmış politikacılar adına açılan ve hicivli girişler yapılan çok sayıda sahte hesap olması. Kimi haberciler Twitter’ı araştırma için kaynak olarak kullansa da aslında Twitter üzerinden gerçek habercilik yapılamayacağının altı sıklıkla çiziliyor. Sonuçta internet ve gazetecilik arasındaki bu karşılaşma uzatmalara kalıyor.











