Sunday, 27.05.2012 14:38
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

“Almanca’ya karşı daha büyük bir tutkudan yanayım”

Goethe Enstitüsü başkanı profesör Klaus-Dieter Lehmann’la dil ve kimlik ve yabancı dil olarak Almanca öğrenmeyi anlamlı kılacak nedenlere ilişkin bir sohbet

Sayın Profesör Lehmann, Dışişleri Bakanlığı, aralarında Goethe Enstitüsü’nün de bulunduğu partnerleriyle birlikte 2010 yılında “Almanca – Fikirlerin Dili” İnisiyatifini başlattılar. Peki Alman dili neden böyle bir kampanyaya ihtiyaç duyuyor?

Ben bu dil kampanyasının tüm dünyadaki tek tek inisiyatiflerin ve projelerin biraraya getirilerek daha görününür kılınması açısından önemli olduğunu düşünüyorum. Bu sayede hem daha belirgin bir profile kavuşuyor hem de sürpriz kazanımlar elde ediyoruz. Ayrıca bu bizim kendi dilimize yeniden daha fazla ilgi duymamızı sağlaması açısından da bir o kadar önemli.

Berlin’de düzenlenen açılış etkinliği Almanca’nın eğlenceli yönünün ön plana çıkardı. Fakat Almanca’nın öğrenilmesi çok zor bir dil olduğu klişesi hala değişmeden duruyor. Almanca öğrenme hevesi nasıl arttırılabilir?

Biliyor musunuz, bence bir yabancı dilin var sayılan zorluk derecesi o dilin öğrenilmesine yönelik motivasyonda çok belirleyici değil. Bana göre belirleyici argüman bir dilin her zaman o kişi için ne kadar cazip olduğu. Bu dil benim kariyer planımda etkili mi? Özel yaşamımda ona ihtiyaç duyuyor muyum? Bu dil bana cazip eğitim olanakları sunuyor mu ya da benim ilerlememe yönelik bir bilimsel kaynaklara erişim olanağı sağlıyor mu? Bu dile ne kadar sempati duyuyorum? İşte bu soruların cevapları bir yabancı dilin seçiminde rol oynuyor. Elbette öğrenim aşamasına gelindiğinde, eğitmenlerin becerisi de dili öğrenecekleri ilgisini canlı tutmak açısından önemli. Goethe Enstitüsü çalışanları da bu konudaki yeterliliklerini ikna edici şekilde ortaya koyuyorlar.

Sizin gözünüzde Almanca öğrenmek için en önemli sebepler hangileri?

Almanca her zaman olduğu gibi kültürel ve bilimsel dalların tümüyle yakından ilişkili. Almanya hala yaygın biçimde “yazarların ve düşünürlerin” ülkesi olarak algılanıyor: Alman yazarlar ya da felsefe ve psikoloji gibi bilimsel disiplinleri ancak Almanca bilgisi sayesinde tecrübe edilebilir. Buna ek olarak Almanya ihracatçı bir ülke ve pek çok Alman şirketi yurtdışında aktif. Almanca insanın rekabet gücünü artırmayla ilgili bir faktör ve genelde daha iyi mesleki olanaklar edinme beklentisiyle bağlantılı. Almanca bilgisi, hem kişiler hem de büyük kuruluşlar için hareket alanını genişletme olanağı sunuyor. Bir diğer gerekçeyse Almanya dışından Almanca’yı yabancı dil olarak öğrenen insanların dışında doğrudan burada yaşayan göçmen kökenli vatandaşlar için geçerli. Genellikle Almanca’yı ikinci ya da üçüncü dil olarak öğreniyorlar. Almanca onlar için kendilerinin de bir parçası olduğu Alman toplumuna açılan bir kapı. Ancak bu bilgi sayesindedir ki, toplumsal alanda rol alma ve haklarını anlama olanağı bulabiliyorlar. Bence Almanya’da yaşamak Almanca öğrenmek için çok iyi bir sebep.

Şu anda Goethe Enstitüsü özellikle hangi ülkelerde Almanca öğrenmeye yönelik büyük bir ilgi gözlemliyor?

Bunlara bir örnek Hindistan olabilir. Almanca burada gerçekten atılıma geçti ve biz mevcut arzımızla talebe yetişmekte zorlanıyoruz. Bence bunda herşeyden önce geçtiğimiz yıllarda hedeflenen etkiyi yaratmayı başaran Partner Okullar İnisiyatifi’nin büyük etkisi oldu. Okullarda daha güçlendirilmiş bir Almanca dersi başlatıldı. Ayrıca pek çok farklı yerde yetişkin eğitiminde öğrenenlerin sayısı daha ziyade sabit kalırken buna karşılık öncelikle okullarda ve burada özellikle de lise öncesinde son derece belirgin bir artış gözlemliyoruz.

Peki nerede telafi gerekiyor?

Gözlemlerimize göre bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde Almanca öğrenenlerin sayısında gerileme oldu. Fakat ben 1989/90 dönemindeki değişim havasının getirdiği heyecanı ve bununla birlikte gelen Batı’ya yönelişi sonradan daha gerçekçi bir seviyeye çektiklerini düşünüyorum. İngilizce çoğu yerde daha önce birinci yabancı dil olan Almanca’nın yerini aldı. İngilizce bu bölgede de bir araç dil, tabii sonuçta bir dünya dili. Diğer diller bununla rekabet edemiyorlar. Ama Almanca Orta ve Batı Avrupa’nın pek çok bölgesinde en önemli ikinci yabancı dil olarak kaldı.

Almanların dillerinde İngilizceleşme günümüzde her yerde karşımıza çıkıyor. Anadili Almanca olanların dilleriyle yeterince bilinçli bir ilişki kurmadığını düşünüyor musunuz?

Bakın, bu noktada kestirmeci bir cevap işe yaramaz. Elbette dilimizi korumamız ve hiç bir şekilde bu konuda ihmalkar davranmamamız gerektiğini düşünüyorum. Dil bizim kültürümüzün, bizim kimliğimizin taşıyıcısı ve aynı zamanda bizim için gündelik bir araç. İçtenlikle söylüyorum, Almanca’ya karşı daha büyük bir tutkudan yanayım. Almanca Almanlar için asla özel hayatla sınırlı bir dil halini almamalı. Hepimiz kendi dilimizi, canlı ve kullanıma elverişli tutmak için çaba göstermeliyiz, çalışma dili işlevi için de geçerli olmak üzere. Buna karşın her türden yabancı dil etkisinin lanetlenmesini anlamsız buluyorum. Diller sürekli değişir. Bu her zaman böyle olagelmiştir.

Siz eğitiminizi fizik ve kütüphanecilik alanlarında aldınız. Almanca’ya karşı bu ilginizin farkına ne zaman vardınız?

Bazen yürümeden önce okumayı öğrendiğime inanıyorum. Bundan kastım ben her zaman çok heyecanlı bir okur oldum ve Almancam çocukluğumdan itibaren gelişti ve ilerledi. Aynı şey edebiyat ve daha sonra fizik için de geçerli oldu. Açıklık ve çok yönlülük Almanca’yı sıra dışı kılan yönleri.

En sevdiğiniz Almanca sözcük hangisi?

Augenblick (an anlamında; düz çevirisi: “göz bakışı”) – kısa bir zaman diliminin ancak bu kadar şiirsel ve aynı zamanda bu kadar net bir şekilde tasvir edilebilmesini büyüleyici buluyorum.

Ropörtaj: Janet Schayan

08.03.2010
Bookmarks
| |