Sunday, 27.05.2012 14:31
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Tanıtım ziyaretlerinin 50. Yılı

Almanya’da ­ağırlanmak

Bugüne kadar Federal Alman Hükümeti’nin tanıtım ziyaretleri programları çerçevesinde Almanya’da yaklaşık 50.000 ziyaretçi ağırlandı. Bu program üzerinden Almanya’ya gelen yabancı misafirlere, Almanya’yı yönlendiren dinamikler hakkında fikir veriliyor

Almanlar interneti nasıl kullanıyorlar? Ve “blog“lar medya dünyasında nasıl bir rol oynuyorlar? Japon gazeteci ve internet uzmanı Atsunori Yamaşita, Nobuyuki Kume, Yukie Hayaşi ve Rioko Sato’yu yakından ilgilendiren sorular bunlar. Hamburg’a yaptıkları gezide bu soruların cevaplarını birinci elden, Almanya’nın önde gelen gazetesi Frankfurter Allgemeine Zeitung ve Societäts Yayınları’ndan Alman meslektaşlarından aldılar. Almanya’da bir haftadır gezmekte olan Japon misafirler, kendileri için incelikle ­hazırlanmış program çerçevesinde Frankfurt, Berlin, Leipzig, Bonn ve Köln’de görüşmelerde bulunuyor ve gezinin Almanya’daki medya dünyasının geniş bir fotoğrafını çekiyorlar.

Federal Hükümet’in yurtdışından gelen ve gezideki deneyimlerini kendi ülkelerinde aktaran ­ziyaretçiler için düzenlediği tanıtım ziyareti programlarının temel hedeflerinden biri de bu doğrudan deneyim edinme ve somut bilgi aktarımını bir arada sunmak. Almanya’nın Varşova Büyükelçisi Michael Gerdts’in Berlin’de Dışişleri Bakan­lığı’nın düzenlediği uluslararası bir kolokyumda söylediği gibi bu anlayış aynı zamanda Alman “Public Diplomacy”sinin amiral gemisini oluşturuyor. Kendi ülkelerinde Almanya imajının oluşmasında etkin rol oynayan basın, kültür, bilim, toplum hayatının önde gelenleriyle genç nesilden gelecek vaat eden bini aşkın ziyaretçi, Federal Hükümet’in davetlisi olarak Almanya’ya geliyor. Bu programla bugüne kadar gelenler 50.000 kişiyi bulmuş durumda.

Tanıtım ziyaretlerine katılacakların kim olacağı Federal Almanya’nın yurtdışındaki temsilcilikleri tarafından – ve genellikle de katılımcıların çağrılacağı ülkelerde Almanya’nın kültür elçisi konumunda bulunan Alman kuruluşlarıyla karşılıklı işbirliği içinde – belirleniyor. Bu tanıtım gezileri, tek kişilik ya da grup gezisi olabildiği gibi, tematik gezi olarak adlandırılan ve farklı ülkelerden katılımcıların ortak bir ana tema çerçevesinde oluştu­rulmuş programı takip ettikleri geziler de olabiliyor. Federal Alman Dışişleri Bakanlığı, aralarında Goethe Enstitüsü, Dış İlişkiler Enstitüsü, Berlin Avrupa Akademisi ve Alman Enerji Ajansı’nın bulunduğu konuyla ilgili kurumları gezi programlarının içeriğinin oluşturulmasıyla görevlendiriyor. Yurtdışından gelen misafirlere, onların dillerine hakim mihmandarlar Almanya gezileri boyunca eşlik ediyor.

Ellinci yıl kolokyumunda söz alan Federal Alman Dışişleri Bakanlığı müsteşarı Reinhard Silberberg, temel bir soru olarak “Almanya üzerine her türlü bilginin internet üzerinden kolaylıkla elde edilebildiği günümüzde bu geziler hala güncel­liği koruyor mu?” sorusunu gündeme getirdi. Almanya’ya yapılan tanıtım gezilerinin amacının, – gezi deneyiminin kişiye özel olması, Almanya’yla ilgili konularda yapılan inandırıcı tanıtım ve edinilen izlenimlerin kalıcılığının da etkisiyle – ­önyargısız ve gerçekçi bir Almanya imajının yayılması, Almanya’nın misafirlere canlı olarak “­yaşatılması” olduğu noktasındaysa katılımcılar hemfikir. “Hedef” diyor Reinhard Silberberg, “bilginin tek yönlü olarak aktarımının ötesine geçerek misafirlerle yoğun bir diyalog kurabilmek olmalı”.

2007 yılında tanıtım ziyaretleri üzerine yapılan bir değerlendirme çalışmasında, misafirlerin ­ortak isteğinin de diyalog ve halkla daha fazla temasta bulunmak olduğu görülüyor. Aynı değerlendirmede, katılımcıların – ankete katılanlardan hemen hepsinin – zihinlerindeki Federal Almanya hakkındaki imaj gezinin sonucunda iyileştiği görülmektedir. “Ancak bu gezi sayesinde gerçek Almanya’yla tanışma fırsatı buldum” diyor Ermenistan’dan gelen bir gazeteci, “Farklı yüzlere sahip bir Almanya’yla tanıştım. Alman halkının ve kültürünün kalbimdeki yeri yükseldi”. Avusturyalı bir meslektaşı da komşu ülke hakkında yeni şeyler öğrenmiş: “Almanya’da tartışmaya hazır olma, açıklık ve özeleştiri gibi pek çok şey gözlemledim. Ve belki de dünyada Almanya’nın üstleneceği rol üzerine kararsızlık. Ama, ülke ­genel olarak iyi bir yolda”.

Almanya’nın yurtdışındaki imajı üzerine yapılan tüm tartışmalarda olduğu gibi 50. yıl kolokyumunda da konu, önyargı oluşturan “stereotip”lere geliyor. Günümüzde halen Almanya ve Almanlar üzerine söz açıldığında akla gelen stereotipler – disiplin, çalışkanlık, dakiklik, mizah yoksunluğu – nasıl aşılabilir, ya da aşılmalı mıdır? Michael Gerdts, Polonya ve İtalya’da edindiği izlenimlerle konuya giriyor: “Benim görüşüme göre, bu stereo­tipleri ancak insanlar arasında doğrudan ilişkiyle aşabiliriz”. Dışişleri Bakanlığı iletişim görevlisi Michael Zenner, bu noktayla ilgili olarak düşüncelerini şöyle açıklıyor: Bu stereotiplerle yaşamayı öğrenmek gerekli, stereotipler kolay kolay ­ortadan kalkmıyor. Bunun yerine, Almanya ve Almanlar hakkındaki bazı önyargıları “en azından olumlu bir anlam barındıran önyargıları” bağlantı aracı olarak kullanmalı ve bunlar kendi ­konumumuzu dünyaya iletmek için bir kaldıraç olarak görülmeli.

Federal Alman Dışişleri Bakanlığı, ziyaretçi programının içeriği için her yıl birtakım öncelikler ­belirliyor; 2009 yılının öncelikleri arasında Dışişleri Bakanlığı’nın inisiyatiflerinden “yurtdışı bilim politikası” ve “Okullar, geleceğin partnerleri” ve “Afrika’yla işbirliği” aksiyonu ön plana çıkıyor. Ayrıca, “Federal Almanya Cumhuriyeti’nin 60. yılı” ve “Berlin Duvarı’nın yıkılışının 20. yılı” ­gibi yıldönümlerini konu alan; çevre, iklim ve enerji politikaları çerçevesinde aşılması gereken zorlukları ön plana çıkaran ve “yenilikçilik” konusunu odağa alan konularda (Ekonominin ve Bilimin Merkezi olarak Almanya gibi) ziyaret program­ları da düzenlendi. 2009 yılında gerçekleştirilen ­başka pek çok tematik gezinin odak noktasındaysa Almanya’daki yaratıcılık sektörü yer aldı.

Ziyaretçi programlarının amacı, ziyaretçilerin geldiği ülkelerin medyasında kısa vadede Almanya üzerine haberlerin çıkması değil. Federal Almanya’nın Kazakistan Büyükelçisi ve eski ­Moskova Büyükelçiliği Basın Sözcüsü Rainer ­Schlageter, kendi deneyimlerini aktarıyor: Moskova Büyükelçiliği, 80’li yılların başında üst ­düzey gazetecileri Almanya’ya davet etmiş. “­Hakim olan ve vurgulanan Almanya imajını ­değiştiremeyeceğimizi çok iyi biliyorduk” diyor Schlageter, “en azından geniş kitleler üzerinde”. Elde edilen deneyimler, Almanya’ya gelen misafirlerin ülkelerine döndükten sonra yaptıkları sohbetlerle yeni düşüncelerin ortaya çıkmasını tetiklediklerini gösteriyor. “geziye katılan, gezi hakkında konuşur, Sovyet misafirlerimiz de ­aynen öyle yaptılar”. Bu gezilerin elbette Sovyetler Birliği’nin çökü­şüne bir etkisi yoktu, “ama bu ziyaretler sayesinde eski misafirlerimiz, ‘sınıfsal düşman’ Federal Almanya’yı, kişisel deneyim­leriyle ve duygu bağı kurarak tanıdıkları için genç Rusya’nın yeni partneri olarak görmelerine de ­zemin hazırladı. ­Geriye baktığımızda, geç gelse de önemli bir ­yatırımın geri dönüşüdür bu”.

19.01.2009
Bookmarks
| |