Sunday, 27.05.2012 14:31
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Almanca’nın uluslararası alanda nasıl bir yeri var?

Almanca bugünün dünyasında nasıl bir rol oynuyor? Toplum dilbilimi uzmanı Prof. Ulrich Ammon Almanca’nın ekonomi, bilim, siyaset ve internetteki konumunu inceliyor.

Bilgilendirici dil haritalarına bakıldığında Almanca genellikle yalnızca Avrupa’da konuşulan bir dil olarak görünüyor. Haritada görüldüğü gibi resmi devlet dili olarak Almanca’nın kullanımı yedi Orta Avrupa ülkesi ile sınırlı: Almanya (yaklaşık 82 milyonluk nüfus), Avusturya, Lichtenstein, İsviçre (4 resmi dil) ve Lüxemburg’un (3 resmi dil) yanısıra Belçika’nın küçük bölgelerinde (örneğin doğusundaki Almanca konuşan topluluk gibi) ve İtalya (Bolzano ve Güney Tirol bölgeleri). Öte yandan Almanca yabancı dil olarak tüm dünyada öğreniliyor. Bu bir yönüyle özellikle de bilim dili olarak taşıdığı tarihi öneminin yarattığı etkiden kaynaklanıyor. Bir diğer yönüyle Almanca’ya gösterilen ilgide, konuşulduğu ülkelerin ekonomik gücü, bu ülkelerin politik ağırlığı, önemli teknolojik gelişmelerdeki öncü rolü, cazip eğitim fırsatlarının sunulması, uluslararası bilgi değişimindeki önemli payı ve turizm gibi etkenlerin katkısı da her zaman söz konusu.

/1// Almanca’nın dünyada yabancı dil olarak ne denli yaygın öğrenildiği sayfa 48’deki haritada gösteriliyor. Burada öğrenme yoğunluğunun bölgelere göre değişimini görmek de mümkün. Harita bugüne kadarki en kapsamlı veriler olan 2005 rakamlarına göre hazırlandı. Almanca yabancı dil olarak 114 ülkede (resmi dil olarak kabul edildiği ülkeler hariç) devlet okullarında öğretiliyor. Bu sayı 1983’te 88 ülkeyle sınırlıydı. Bu bağlamda her ne kadar ülke sayılarının arttığı göz önünde bulundurulsa da Almanca öğrenimi yaygınlaştı. Gene de Almanca öğrenenlerin sayısındaki artış daha fazla oldu: Sayı 1983’te 15,1 milyonken 2005’te 16,7 milyona ulaştı. 2010 Mart ayında gerçekleştirilen dünya çapında bir anket bu eğilimin güçlendiğini gösteriyor: Okullarında Almanca öğretilen ülke sayısı 119’a ulaştı fakat öğrenenlerin sayısı şu anda 14,5 milyonla sınırlı (gerçi kesin sayının hesaplanmasına henüz dahil edilmemiş 26 ülke bulunuyor). Pek çok gelişmekte olan ülkenin yanısıra Brezilya, Çin ve Hindistan’da artış görülürken Bağımsız Devletler Topluluğu ile Doğu Avrupa ve İskandinavya’nın belli kısımlarında gerileme söz konusu. Dikkat çekici olan ise Afrika ülkelerinin de içinde bulunduğu pek çok ülkedeki yaygınlaşma olduğu. Goethe Enstitüsü Luanda (Angola) ve Darüsselam’daki (Tanzanya) yeni şubeleriyle yaygınlaşmaya destek oluyor. Haritada gösterilen dünya çapındaki dağılım (2005 verilerine göre) hala geçerli. Almanca, Alman Dili ve Edebiyatı ya da başka bölümlerde ek ders olarak üniversitelerde de öğretiliyor: 2005’te 97, 2010’da ise toplam 117 ülkede. Almanca öğrenilen diğer önemli kuruluşlarsa yurtdışındaki 123 Alman okulu ve “Okullar: Geleceğin Partnerleri” (PASCH) programı kapsamına dahil edilen, Almanca dersinin sunulduğu 1500 okul. Fakat Almanca ders programlarında nadiren birinci yabancı dil.

Dünya üzerinde yabancı dil olarak Almanca’yı gerçekten konuşabilen insan sayısı ve bu kişilerin sahip olduğu Almanca dil seviyeleri bilinmiyor. Kaba tahminler 100 milyon civarında olduğu yönünde. Ana dil ya da ikinci anadil olarak Almanca’yı düzenli olarak kullananların sayısının ise azınlıkları ve göçmenleri de kapsayacak şekilde 128 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakamlarla Almanca dünya dilleri arasında Japonca’nın ardında ve Fansızca’nın önünde, on birinci sırada yer alıyor. Birinci sırada ise Çince yer alıyor. Hindu veya Bengal dilinin de Almanca’nın önünde olması, bir dilin uluslararası düzeydeki statüsünün değerlendirilmesinde o dili anadil veya ikinci dil olarak konuşanların sayısının birinci derecede önemli olmadığını gösteriyor.

/2 // Almanca’nın dünyadaki konumu bakımından ekonomik etkenlerin önemi yadsınamaz. Bir anadili konuşan insanların gayrisafi milli hasılalarına göre yapılan sıralamada Almanca konuşanların toplam geliri diğer diller arasında üçüncü sıraya yerleşiyor Tahminlere göre Çince’nin yakında üçüncü sırayı alması söz konusu. Bu hesaplama dünyadaki tüm ülkeleri kapsarken aynı zamanda yalnızca o ülkede söz konusu dili anadilleri olarak konuşan payda genel nüfusa oranlanarak gayrisafi milli hasıladan bu yüzdeye karşılık düşen bölüm dahil edildi. İsviçre’de Almanca için yüzde 63,7’lik dilimin hesaplanması gibi.

Almanca konuşulan ülkeler dünya ticaret ağında önemli roller üstleniyor. Bir dilin yabancı dil olarak cazip olmasını kaç kişinin konuştuğundan çok, dili konuşanların ekonomik gücü belirliyor. Bir dilin geçerliliği, dünya pazarında konuşulmasına, aynı zamanda bilimsel, diplomatik ya da kültürel ilişki kurma aracı olmasına göre ölçülüyor. Öte yandan Almanca konuşulan ülkelerin küresel ölçekte çalışan şirketleri, bolca İngilizce kullanmalarına rağmen, Almanca bilinmesini de elemanlarda ek bir özellik olarak dikkate alarak ve kendileri Almanca kurs olanakları sunarak Almanca’ya gerekli özeni gösteriyorlar. Pek çok yerde piyasada Almanca bilgisine ihtiyaç var. Avrupa Birliği’ndeki şirketlerin yüzde 11’i Almanca bilgisinin eksikliği yüzünden zarara uğradıklarından şikayetçi. (“ELAN” Araştırması, 2006).

Alman şirketleri dil seçimi konusunda işleve önem atfederken özellikle satın alma işinde müşterilerinin diline uyum sağlamak için özen gösteriyorlar. Bu, bir nezaket kuralı olarak ortağının anadilini seçerek ona saygı göstermenin bir yolu. Günümüzde genelde İngilizce gibi bir lingua franca, yani ortak dil kullanarak kendi anadilini ön plana çıkarmanın önüne geçmek mümkün. Ama partnerin iyi bildiği ve benimsediği bir yabancı dili kullanma da yerine göre iyi bir seçim.

/3// Bir dünya dili olarak Almanca’dan söz edildiğinde akla ekonomiden ziyade ilk olarak bilim geliyor. Ne de olsa kısa bir süre öncesine kadar, özellikle de 20. Yüzyılın ilk yarısında bilim insanları tüm dünyada düzenli olarak Almanca metinler okuyor, pek çoğu makalelerini bu dilde yayınlıyor ve hatta örneğin Japon doktorlar hasta kayıtlarını bu dilde tutuyorlardı. Bugün ise uluslararası düzeyde İngilizce, özellikle de bir zamanlar Almanca’nın en baskın dil olduğu doğa bilimleri alanında ağır basıyor. Doğal olarak İngilizce lehine şekillenen Global bibliyografik veri bankalarına göre Almanca’nın doğa bilimleri alanında yayınlanan bilimsel çalışmalar konusundaki payı yalnızca yüzde bir düzeyinde. Sosyal bilimler alanındaysa Almanca yüzde yedilik payıyla Fransızca’yla birlikte ikinci sırada yer almasına rağmen gene de İngilizce’nin çok gerisinde. Sosyal bilimlerde Almanca’nın uluslararası alanda önemli rol oynadığı belli “niş”lere (özel alanlara) ilişkin güvenilir bir araştırma henüz yok. Çeşitli nedenlerle bilimsel alanlar arasındaki hiyerarşik sıralama daha ziyade şu şekilde: Alman Dili ve Edebiyatı, arkeoloji, sanat tarihi, müzikoloji, felsefe ve teoloji, mısıroloji, İndocermen dilleri, Yahudi kültürü, Doğu Dilleri ve Edebiyatları ve Slav Dilleri ve Edebiyatları. Almanca’nın bilim dili olarak önemini korumasını sağlayan bir diğer etken ise, sosyal bilimlerin pek çok alanında Kant, Marx, Freud, Max Weber ya da Einstein gibi önemli isimlerin bıraktığı klasik eserler. Bu önemli eserleri orijinalinden okumak isteyenlerin Almanca bilmesi gerekiyor.

/4// Dillerin durumu açısından akademik eğitimdeki bir yenilikse, üniversitelerdeki “uluslararası” eğitim alanlarının özellikle de başlangıç aşamasında İngilizce’nin eğitim dili olarak kullanılması. Bu gelişme diğer pek çok ülkede (hatta Fransa’da bile) yaklaşık on yıl önce hayata geçirildi. Bu bölümler, yabancı ülkelerden gelen öğrencilerin o ülkede öğrenim görme olanağını artırıyor. Bu amaçla gelen pek çok öğrenci daha sonra Almanca da öğreniyor. Böylece bu bölümler Almanca’nın uluslararası konumunu orta vadede güçlendirebiliyor. Fakat öğrenciler eğitimin ilerleyen aşamalarında Almanca öğrenmek zorunda olmasalardı bu durum dilin konumunu olumsuz yönde etkilerdi.

/5// Alman tarihinin 1933 ile 1945 yılları arasında aldığı derin yara diplomasinin geniş hareket alanı ve uluslararası siyaset alanında Almanca üzerinde de etkili oldu: Almanca, Birleşmiş Milletler’in resmi altı dilinden biri değil. Buna karşılık belgeleme işlemlerinde geçerli dillerinden biri; yani en önemli yazılı belgeler bu dile çevriliyor. Almanca’nın Birleşmiş Milletler bünyesindeki zayıf konumu Avrupa Konseyi’ndeki edindiği konumun sınırlı kalmasında da etkili oldu. İtalyanca ve Rusça’yla birlikte Almanca burada ikincil bir konum anlamına gelen “çalışma dili” olarak kullanılıyor. Resmi diller ise yalnızca İngilizce ve Fransızca.

Almanca Avrupa Birliği’nde kurumların üye ülkelerle iletişimine hizmet eden 23 resmi dilden biri. Fakat Almanca aynı zamanda örneğin aralarında AB Komisyonu’nun da yer aldığı kurumlarda kurumsal çalışma dili olarak diğer AB dillerinden daha özel bir konuma sahip küçük bir grup içinde yer alıyor. Yine de İngilizce ve Fransızca’dan daha az kullanılıyor. Öte yandan AB bünyesinde en yaygın anadil ve İngilizce’nin ardından Fransızca’yla birlikte en yaygın ikinci yabancı dil olmasından ve birden fazla üye ülkenin resmi dili olarak diğer tüm dillere göre en güçlü ekonomik dil birliğini oluşturmasından ötürü önemli bir ağırlığa sahip. Almanca’nın yeri AB’deki coğrafi konumu açısından da önemli. Almanca AB’nin daimi çalışma dillerinden biri, özellikle de AB’nin bir federasyona doğru gelişmesi durumunda resmi dillerinden biri olmaması demokratik ilkelerle bağdaşmayacaktır.

/6// Almanca internette de önemli bir rol oynuyor. Özellikle madde sayısına göre yapılan sınıflandırmada Almanca’nın online ansiklopedi Wikipedia’da uzun süre önce hakkıyla elde ettiği ikinci sıra kayda değer bir veri (İngilizce; üç milyonu aşkın madde, Almanca: bir milyonu aşkın madde, Fransızca, İtalyanca: yaklaşık yarım milyon madde). Daha anlamlı olan ise elbette internet sayfaları. Fakat baskın arama motoru Google dillere göre istatistiki bir bilgi vermediğinden güncel sayılarını tahmin etmek çok güç. Daha eski çeşitli kaynaklara göre Almanca internet sayfaları açısından İngilizce’nin çok gerisinde olsa da Fransızca, Japonca ve İspanyolca’nın önünde ikinci sırada yer alıyor. Diğer yandan kullanıcı sayısı ise o dili konuşanlara sıkı sıkıya bağlı. Almanca bu alanda İngilizce, Çince, İspanyolca, Japonca ve Portekizce’nin ardından altıncı sırada yer alıyor.

Kısacası küreselleşmenin tüm uluslararası diller üzerinde baskı oluşturduğu ve İngilizce’yi dünya dili olarak ön plana çıkardığı inkar edilemez. Bununla birlikte Almanca’nın öngörülebilir bir gelecekte önemli uluslararası bir dil olmayı sürdüreceğini söylemek gerçekçi bir yaklaşım olur. //

05.03.2010
Bookmarks
| |