Sunday, 27.05.2012 13:53
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

YENİLİKÇİLİK VE MÜKEMMELİYET

Bir sanayi devinin yeni hayatı

Siemens, yeşil teknolojinin önemini erken gördü, bugün bunun semeresini alıyor. Şimdilerde cirosunun yüzde 40’ı buradan geliyor.

Chris Löwer

ÇÖL KENTİ MASDAR-CITY, kaynakları tasarruflu kullanmanın timsali olarak biliniyor epeydir. Arap yarımadasında Birleşik Arap Emirlikleri’nde, 20 milyar Dolarlık bir yatırımla yükselen şey, dünyanın CO2 açısından ilk sıfır zararlı kenti olacak ve yeşil teknolojinin neler başarabileceğinin prestij çalışması haline gelecek. Gerçekleşmesinde Siemens’in büyük katkısı olan bir proje. Şaşacak bir şey yok. Zira merkezi Münih’te bulunan sanayi firması soluk kesici bir hızla “yeşil teknoloji” alanında yol aldı ve şimdilerde yeşil teknolojiler alanında dünyanın en büyük üretici firması durumunda. Siemens’in Masdar’da gerçekleştireceği çalışmalardan biri, enerji kullanımında verimli yapı tekniğiyle entegre, akıllı bir elektrik şebeke sistemi (Smart Grid) kurmak. İleride burada 50.000 insanın yaşaması ve çalışması öngörülüyor – birkaç Siemensli de aralarında olacak. Zira firma burada Orta ve Yakın Doğu için bir merkezi şube ile birlikte yapı tekniği konusunda bir örnek uygulama merkezi kurmak istiyor.

Ürün yelpazesi son derece geniş olan bu çok yönlü firmanın stratejik kararlarında isabetli davrandığı çok açık. Nitekim Siemens’in başkanı Peter Löscher, üç yıl önce verdiği bir röpotajda istikameti göstermişti: “Günümüzün mega trendi kentleşme, nüfus yapsındaki değişim ve iklim değişimi” dedikten sonra “yeşil teknolojilerin devasa büyüme potasiyeli”ne işaret etmişti. Haklı olduğu ortada. O zamanlar çevre teknolojilerinde hedeflenen rakamlara, düşünüldüğünden daha hızlı ulaşıldı. Löscher, “Başlarda Siemens’in çevre portföyünde 2011 yılı için öngörülen 25 milyar cironun çok üstüne çıkılıp 29,9 milyar Avro’ya ulaşıldı”, açıklamasını yapıyor. Sanayi devinin toplam cirosunun yaklaşık yüzde 40’ı, artık çevre teknolojisinden geliyor ve firma kararlarında bu alanının önceliği devam ediyor. 2014 yılı sonuna kadar bu alandaki cironun en az 40 milyar Avro düzeyine çıkması hedefleniyor.

Çevre kazançlı. Ekonomi denetim firması Ernst & Young, Siemens’in atmosfere salınan karbondiyoksit miktarının azaltılmasına ne kadar katkı yaptığını hesapladı: Firmaya ait ürünler ve teknolojiler – tasarruflu ampüllerden rüzgar enerjisi santrallerine kadar – sadece 2010 yılında dünya çapında havaya salınan CO2 miktarının 270 milyon ton daha az olmasını sağlamış. Bu rakam altı dünya metropolünün (Hongkong, London, New York, Tokyo, Delhi ve Singapur) CO2 salımına eşit. 2011 için yaklaşık 317 milyon tonluk bir azalma hesaplanıyor (bu rakamda, 2002 yılından beri montajı yapılan çevre teknolojilerinin katkısı da dikkate alınıyor). Ekoloji alanındaki en köşe bucak uygulamaların bile bu sonuçta katkısı var: Londra’da caddelerinde dolaşan hibrid otobüslerden anahtar teslim güneş enerjisi parklarına, buharlı türbin santrallerinden su işleme tesislerine, elektro otomobillerin akülerinin şarjında kullanılan hızlı yükleme tekniklerinden kendi içinde geniş bir alan oluşturan yeşil yapı tekniklerine kadar.

Yapı tekniklerinde bazı bakımlardan örnek bir proje, Tayvan’ın en yüksek binası Taipei 101. 508 metre yüksekliğindeki gökdelen, enerji verimliliğinde vitrin durumunda ve LEED Platin Sertifikası sahibi. LEED (Leadership in Energy and Environmental Design) sertifikası için, sürdürülebilir yapı alanının Oscar’ı denilebilir; bu ödüle layık görülmek için son derece sıkı ölçütleri karşılayabilmek gerekiyor. Taipei 101’in ekolojik artılarında Siemens’in “Building Technologies” departmanının büyük payı var. Firmanın mühendislerinin çalışmaları sonucunda binanın otomasyonunda ve enerji verimliliğinde sağlanan düzey, yaklaşık yüzde on daha az elektrik ve su kullanılması anlamına geliyor. Daha genel bir karşılaştırmayla, bu gökdelen, ortalama bir yapıya kıyasla üçte bir daha az enerji harcıyor. Bu tür projelerde, çoğu durumda ayrıntıdaki çeşitli çözümler toplam başarının anahtarı. Yeni fikirlere ihtiyaç var. Ve Siemens çalışanlarına: Firma çalışanları yaklaşık 40 yeni buluş ortaya atıyorlar – ama günde. 2011 yılı için toplam 8600 buluş bildirilmiş, bu da önceki yıla göre yüzde on daha fazla. Bir önceki yılda 51.300 olan toplam patent sayısının 53.300’e çıktığını belirtiyor, Peter Löscher. Bunun verdiği itkiyle, içinde bulunulan 2012 mali yılında araştırma bütçesine 500 milyon Avro ek ödenek ayırarak yaklaşık 4,5 milyar Avro’ya çıkarmak istiyor. Yenilikçilik yönündeki bu canlılık, dünya çapında karşılığını buluyor. Örneğin Çin’in önde gelen ekonomi dergisi “Global Entrepreneur” Siemens’e üçüncü kez üst üste ülkenin en iyi araştırma merkezi unvanını verdi. ABD’nin saygın teknoloji dergisi “MIT Technology Review” de Siemens’i ilk kez “dünyanın en yenilikçi 50 firması” listesine aldı.

Rüzgar enerjisinde daha ne kadar geniş imkanlar olduğunu gösteren bir örnek Öresund’daki Lillgrund Offshore Parkı. Siemens kısa bir süre önce şebeke bağlantısı da dahil olmak üzere tesisin anahtarını İsveç’in elektrik dağıtım kuruluşu Vattenfall’a teslim etti. Şimdi İsveç’in sahil kenti Malmö’den yedi kilometre açıkta, 20 metre yüksekliğindeki beton bloklar üzerine monte edilmiş 48 rüzgar türbinin pervaneleri dönüyor. Lillgrund dünyadaki en büyük offshore (sahil ötesi) rüzgar enerjisi parklarından biri. Yok denecek kadar az CO2 salımıyla dönen pervaneler 110 megawatt elektrik üretiyor (60.000 haneyi besleyecek bir miktar). Karma usül kullanılan fosil yakıtlara kıyasla burada yılda 300.000 ton CO2 salımı engellenmiş oluyor. Üstelik bu sadece başlangıç. Geleceğin pazarları, tüm sektörü harekete geçiriyor. Yönetim kurulu üyesi ve Siemens Energy Sektors’un başındaki Michael Süß, “dünya çapında büyük hızla büyüyen bir rüzgar enerjisi alanından” söz ediyor; Münih merkezli sanayi devi, tam da bu nedenle, bu alandaki faaliyetlerini, geçenlerde kurduğu “Wind Power Division”da (Hamburg) birleştirdi. Süß, sipariş defterindeki rekor rakam anlamına gelen 11 milyonluk hacme büyük memnuniyetle bakıyor. Çevre sektöründeki işler saat gibi işliyor.///

29.11.2011
Bookmarks
| |