Sunday, 27.05.2012 13:53
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Türkiye’de ve Almanya’da kariyer yapan yeni bir nesil

Yeni Alamancılar

Her geçen gün genç üniversite mezunu Türk-Almanlar uluslararası şirketlerin daha çok ilgisini çekiyor

Michaela Ludwig

Özgür Al (30), Güney Hamburg Denizcilik’in Türkiye ­şubesi müdürü

Özgür Al, parlak ve aydınlık günlerde on birinci kattaki bürosunun Boğaziçi’ne hakim bir manzarası var. Onun şirketine çalışan yük gemilerini buradan ayırt etmekse pek kolay değil. “Hamburg Akşam Gazetesi”nde gemicilik firmasının Türkiye şubesinin yapılandırılmasında çalışmak üzere Türk kökenli ve satış tecrübesi olan bir eleman aradığına ilişkin ilanı gördüğünde 23 yaşındaymış. O dönemde bir bankada çalışmakta olan Hamburg, Wedelli bu genç adam, bir arkadaşının ısrarıyla ilandaki pozisyona başvurmuş. Sonuçta Özgur Al işe alınmış. Bugün firmanın 73 kişiye istihdam sağlayan Türkiye şubesi, “Alman gibi düşünen bir Türk” yöneticinin, çalışanlarıyla düzenli görüşmeler yaparak ve eğitim ve alıştırma etkinlikleri düzenleyerek yapılandırdığı bir işletme mantığıyla çalışan, iyi ve güvenilir bir kuruluş olarak tanınmanın keyfini sürüyor. Aynı zamanda Türk-Alman Sanayi ve Dış Ticaret Odası’nın yürütme kurulunda da çalışmalar yürüten Özgür Al için Türkiye’deki başlangıç pek kolay olmamış gerçi. “Türkiye’yi, tatillerimizden tanıdığımı düşünüyordum. Oysa buraya geldiğimde kafamda tamamen yanlış bir resim oturttuğumu fark ettim”,diyor bıyık altından gülerek ve sonra devam ediyor: “Ayrıca Türkçe için de hafızamı zorlamam gerekmişti.” Bugünün başarılı yöneticisi İstanbul’u terk etmeyi aklından bile geçirmiyor. ­“Kendimi gerçek bir İstanbullu gibi hissediyorum. Bu kent bana inanılmaz bir enerji veriyor.”

Cihan Batman (40), Vodafone’da bilgi işlem müdürü

Batman, Stuttgart’ta geçen ilkokul dönemlerinde tipik bir “misafir işçi çocuğu” imiş. Ailesi oğullarının elbette Türkiye’de kuracağı “geleceği” için Bosch’ta çalışıyormuş. Fakat Cihan Batman hatırladığı kadarıyla Herbert Grönemeyer dinleyerek ve Alman televizyon şovmeni Didi Hallervorden’in espirilerine gülerek “tam bir Alman gibi” büyümüş. Yaşı ilerledikçe, kökleri üzerine daha çok şey öğrenmek isteğini daha keskin biçimde hissetmeye başlamış. Üniversitede Teknik İşletmecilik eğitimi görürken, okuldan arkadaşlarıyla birlikte “Avrupa Türk Akademisyenler Birliği”nin (EATA) Stuttgart şubesini kurmuş ve iki ülke arasında “köprü kurmak” amacıyla Türkiye’nin Almanya ve Avrupa’yla ilişkileri üzerine etkinlikler düzenlemeye başlamış. KPMG Yatırım Danışmanlığı ve Danışmanlık ve Daimler ­Chrysler Bankası gibi firmalarda edindiği iş deneyimlerinin ardından 2006 yılında Türkiye yolunda ilk adımını atmış. GSM servis sağlayıcısı Vodafone Türkiye’de çalışmaya başlamış. Batman bugün kendini iki farklı kültür arasında sıkışmış değil, iki kültürü de özümsemiş “Avrupalı Türkler” gibi hissediyor. “İki tarafı da tanımak, Goethe ve Schiller’in yanısıra Yunus Emre okumak, olağanüstü bir duygu.”

Volkan Çallar (30), Orsam Türkiye’nin pazarlama şefi

Westfalya’nın Hagen kentinden gelen 30 yaşındaki Çallar, üç yıldır Türkiye’de yaşıyor. Öncelikle ailesinin bir evinin olduğu İzmir’de yaşamış. Şu anda ise İstanbul’da. Volkan Çallar işletme eğitimi aldıktan ve bir süre İrlanda’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye gelmek için kolları sıvamış. İki yıl boyunca Türkiye’deki iş dünyası ile ilgili bilgi topladıktan sonra Hagen’dan ayrılırken önünde alınmış belli bir iş teklifi olmadan yola çıkmış. Bu cesur adımı atışının sebebini “Türkiye’de işler genellikle kişisel bağlantılarla yürüdüğü için orada olmak gerekiyor”, diye açıklıyor. Volkan Çallar İzmir’de Hollandalı bir inşaat firmasının Türkiye şubesini yapılandırmış. Fakat İstanbul onu kendine çekmeyi sürdürmüş. Burada kendisi de Türk kökenli bir Alman olan, Orsam Türkiye’nin genel müdürüyle tanışmış ve bu geleneksel Alman firmasında pazarlama şefi olarak işe girmiş. İstanbul’un sayısız cafelerinden birinde latte macchiatosunu yudumlarken “Bu tam hayalini kurduğum gibi bir iş” diyor Volkan Çallar. Türkiye’deki başlangıcı ise pek kolay olmamış. “Ben son derece Alman bir tipim ve kafam bir Alman gibi işler”. Öncelikle son kertede Almancası kadar iyi olmayan Türkçe’nin inceliklerini öğrenmesi gerekmiş. Zamanı elverdiğince kentin gözde semtlerinden Beyoğlu’nda bulunan bir Alman lokantası olan “Franconia”da kendisi gibi müdavim olan diğer vatana dönmüş arkadaşlarıyla buluşuyor. Burada Alman spesyaliteleri Leberkäse, Spiegelei ya da Currywurst yerken bir yandan da muhabbet Türk bürokrasisine ilişkin yaşananlara ve püf noktalarına ve Alman siyasetine sardırılıyor. “Hepimiz benzer bir arka plana sahibiz ve konuşacak çok ortak konumuz var.” Etkinlik organizatörlerinin elinde yaklaşık 800 adres var, toplantılara 60’a yakın katılım oluyor her seferinde.

Güneş Ertan (26), Porsche’de iletişim uzmanı

Güneş Ertan tüm adımlarını dikkatlice planlamış. ­“Oldum olası İstanbul’da yaşamayı hayal etmiştim”, diyor uzun sarı saçlarıyla genç kadın. Bu hayalini de 2007 yılında gerçeğe dönüştürmüş. “Hem de annemin beni hep İngiltere’ye gitmek konusunda cesaretlendirmiş olmasına rağmen”, diye ekliyor gülerek. Belki bir gün bunu da gerçekleştirebilir. Ailesi bunun için gerekli temelleri ona sağlamış. İstanbul’dan Almanya’ya 1970’li yılların sonunda göç eden üniversite mezunu anne ve babası, o günden bu yana biri sosyal hizmet uzmanı, diğeriyse Almanca öğretmeni olarak Bochum’da çalışıyorlar. Ailenin tek çocuğu olan Güneş Ertan, üç yaşına kadar evde yalnızca Türkçe öğrenmiş. “Anaokuluna gittiğim ilk hafta neredeyse hiçbir şey anlayamıyordum”, diye anlatıyor. Ama daha sonra sağlam Türkçe temeli sayesinde hızla Almanca da öğrenmeyi başarmış. “Ailem, daha sonra başka yabancı diller öğrenirken kolaylık sağlaması için her iki dili de mükemmel şekilde öğrenmemi istediler.” Dolayısıyla daha sonra iki dilli eğitim veren Fransızca bir liseye gitmesi ve burada Fransızca ve İngilizce’nın yanısıra “temel olarak” ­Latince de öğrenmiş olması şaşırtıcı değil. Okulda pek çok farklı ülkeden arkadaşlar edinirken, tatillerde gittiği İstanbul’da da Türk arkadaşlarıyla bağlarını sıkılaştırmış. Okul ve üniversite döneminde İstanbul’da staj ve Almanya ve Türkiye’deki hastanelerin işletme ve personel yönetimlerini kıyasladığı bitirme teziyle tamamladığı işletme eğitimi, hazırlandığı gelecek için atılacak en doğru adımlar olmuş. Almanya’daki üniversite yılları sırasında mahkemelerde çevirmen olarak çalışmış. “İki kültürlü geçmişim, bir köprü misali bana hep yardımcı oldu”, diye anlatıyor. Güneş Ertan’ın bu özelliği, mezun ­olduktan hemen sonra iş teklifi aldığı spor araba üretici Porsche’nin Türkiye şubesinde de işine yaramış. Buradaki görevi, “firmanın Stuttgart’taki merkeziyle tüm iletişim”i sağlamak. Köprü kurmaktaki ­becerileri, ona göre Türk meslektaşlarının yanı sıra Stuttgart’taki Porsche merkezine de önemli katkılarda bulunuyor.

16.07.2009
Bookmarks
| |