Sunday, 27.05.2012 13:12
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

HafenCity: Bu “gayrimenkul” projesi “yaşam alanı”na dönüşmeyi bekliyor

Sansasyonel mimarlık sanatı, tarihsel kentin kısıtlamaları, iklim dostu ikametin örneği: Hamburg eski liman bölgesinde, Avrupa’nın en büyük kentsel planlama projesi HafenCity, hem bayındır hem nefes alan bir kentsel mekan yaratıyor. Bu “gayrimenkul” projesi “yaşam alanı”na dönüşmeyi bekliyor.

Till Briegleb

Burası belki de dünyanın en tuhaf okul bahçesi. Hamburg’daki Katharinenschule’nin öğrencileri, cam cepheli gökdelen büro binaları ve inşaat vinçleri ararsında kalan okullarının terasında rengarenk bir kafesin içinde oyun oynuyorlar. Işıklı kulelerin arasındaki kafes tellerinin gerisinde frizbiler ve toplar uçuşuyor. Terasın her tarafı güvenlik ağıyla çevrili. Ama sesleri çınlayan çocuklar pek de bir kafesin içindelermiş gibi görünmüyorlar – belki de oyunlarına kendilerini kaptırıp terasın tuhaflığına ve manzarasına dikkatlerini vermedikleri için.

Çocukların yerine bunu, her gün Hamburg HafenCity’ye akın ederek 12.000 kişinin ikamet edeceği 40.000 büro elemanının çalışma mekanı bulacağı bu yeni kentteki baş döndürücü gelişmeyi görmek isteyen turistler yapıyor. Burayı ziyaret eden turistlerin ihmal etmediği bir şey, beş katlı bu eğitim kurumunun terasına asansörle çıkıp buradan fotoğraflar çekmek. Bütün bir semtin yeniden yaratıldığı bir yerde doğabilecek tüm çelişkileri bu binada gözlemek mümkün. Okul bahçesinin terasta olması uçuk bir mimari fikir değil, Almanya’nın ikinci büyük kentinin bu eski liman bölgesinde arsa fiyatlarının aşırı yüksekliği. İnşaat makinelerinin, dik kıyı yamaçlarının ve akın akın gelen meraklıların arasında çocuklara korunaklı bir mekan sağlanmasının zorluğu, dar alanda buluşan farklı yaşam modellerinin zorlu birlikteliğini ortaya koymaya yetiyor. Bu okulun yeterince öğrenci bulup bulamayacağı sorusuysa, Avrupa’nın en büyük kentsel projesi kabul edilen bu tasarım eseri kentin beraberinde getirdiği ön görülemez etkilerin bir simgesi durumunda. Zamana yayılan sürekli bir değişimle işlevlerini kazanmış olan semtlerin tersine, kentin eski liman tesislerinin yer aldığı 150 hektarlık bu alanda her şey, bir beyaz kağıda yazı yazar gibi sıfırdan düşünülmek durumunda: Burada ikamet etmeye karar kılacak geleceğin sakinlerinin gereksinimleriyle ve tercihleri bir yanda, buranın sadece ticari amaçlara hizmet eden bir yer olmaması için, yatırımcılara yüklenecek sosyal ve ekolojik masrafların sınırı öte yanda.

Ama özellikle de konut ve iş alanlarının akıllı bir dağılımının bulunması gerekiyor. İnsanlar, soğuk cam ve çelik bir vadide yaşamaktan hoşlanmayacakları için büro mekanlarının fazlası konut arayanları kaçıracaktır. Konut alanlarının fazla olması, işyerlerine arsa satışından çok daha fazla gelir sağlayabilecek olan belediyenin bütçe hesaplarını bozacaktır. Sadece lüks daireler de bir çözüm değil, zira aileleri dışlayan, çocuk sesinden yoksun bir semtin sevimsiz steril bir havaya bürüneceğine kuşku yok.

Güzel yaşam ve çalışma örneği sunacak bir dünya olarak HafenCity, Elbe Nehri’nin kıyısındaki Hamburg kentinde yaklaşık on yıldan beri süren bir proje; daha önce liman bölgesinde başka prestijli işlere tahsis edilen alanlardan yapılanlardan çok daha iyisini yapma iddiasındaki bir proje bu. Yaşam kalitesi açısından tarihsel kent merkezlerinin sahip olduğu tüm olanaklara aynı anda sahip olması hedeflenen bir semt yaratılmak isteniyor. Parklar, barlar, kordon boyu veya fırınlar, müzeler, alışveriş cennetleri, hayatın nabzının attığı köşeler ve meydanlar – kısacası küçük çapta bir metropol.

Halen 30 büyük yapının inşaatı tamamlanmış durumda, on tanesi de bitirilmeye yakın, bunlara ek olarak, ilk inşaat alanın doğusu ve batısının nişanesi olacak yüksek yapılar var: Haftalık haber dergisi “Der Spiegel”in binası ve Herzog & de Meuron’un tasarımı olan konser salonu ve stüdyo daireleri birleştiren, dış cephesi dalgalı camdan Elbe Filarmonisi’nin yeni binası. Yaklaşık üç kilometre boyunca uzanan planlama bölgesinin bu yaklaşık üçte birlik kısmı, HafenCity’nin inşaat faaliyetleri bittiğinde buraların neye benzeyeceğine ilişkin bir fikir veriyor. Yoğun yapılaşmayı ve kıyıya açık, suyla teması sağlanmış bir mekan düzenlemesini bir arada kotarma becerisi sayesinde, hem bayındır hem de nefes alan bir alan yaratılıyor. Nezih butikler gezintiye çıkmış insanları spor kıyafet modasıyla buluşturuyor. Ama fırınlar, büfeler ve kafeler gibi daha gündelik ihtiyaçları karşılayan yerler de açılmış durumda. Gürültülü yüksek bina inşaatlarının yanı başında konut olarak kullanılmaya başlanmış yerlerin olmasının, yabancı meraklıların gözünde buranın çekiciliğini artırdığı bile söylenebilir. Ama Hamburglular da eski liman havuzunun bulunduğu yerde yapılan yeni kordon boyunda gezintiye çıkmayı seviyor, zira HafenCity’nin görüntüsü sürüp giden hummalı inşaat çalışmaları nedeniyle gün be gün değişiyor.

Projenin göz kamaştırıcı büyüklüğünün yanısıra buradaki yapıların tasarımlarına imza atan mimarların pırıltılı isimleri de ziyaretçilerin ve krize rağmen burada arsa satın almaktan yorulmayan yatırımcıların ilgilerini buraya çekiyor. Richard Meier ve David Chipperfield gibi uluslararası düzeydeki mimarlar burada büro binaları tasarladılar, Rem Koolhaas yuvarlak formlu bir teknoloji müzesi planlıyor, Zaha Hadid eski kente buradan bir kordun bağlantısı verecek. Ama Almanya’dan da Hadi Teherani, Christoph Ingenhoven ve Stefan Behnisch gibi yıldız mimarlar burada iş başında. Bu kadar çok sanatçı mimarın bir araya geldiği yerde adım başı sıra dışı yapılar görmeyi bekleseniz de HafenCity’nin görüntüsü oldukça yalın.

Buranın yapılaşmasında katı kısıtlamalar (örneğin yakınlardaki tarihi antrepolardaki gibi tuğla kullanması) serbest fanteziye baştan set çekmiş durumda. Yıldız mimarların, bugün yapı sanatının neler yapabileceğini göstermesine olanak veren çok belli alanlar dışında genelde monoton akıp giden bir görüntü hakim. Ama öte yandan Hamburg’un planlama dairesi yetkililerinin burada her bakımdan en yüksek düzeyde akılcı ve kontrollü hareket etme kararlılığı sonucu, diğer tüm konularda yüksek standartlar hakim: “İklim dostu bir kente öncü bir örnek oluşturma” düşüncesi, burada yoğun ve çeşitlilik arz eden bir yapılaşmanın trafiği azaltacak etkisinin dışında başka özellikleri de olan bir kentsel mekanı beraberinde getiriyor. Burada uygulanan incelikli bir sertifikalandırma sistemi, yatırımcıları mümkün olduğunca düşük düzeyde CO2 üretecek gayrimenkuller ortaya çıkarmaya yöneltiyor. Almanya ortalamsında kilovat/saat elektrik üretimi başına CO2 miktarı 600 gram kadarken, altın çevre ödüllü HafenCity’deki değer 89 gram. Isı üretiminde, uzaktan ısıtma ve güneş enerjisi gibi düşük emisyonlu ve yenilenebilir kaynaklardan yararlanılıyor.

Yatırımcılar arasında yenilikçi çevre teknolojilerinin kullanımında gönüllü rekabet yaratabilmek için arsalar en yüksek bedeli verene değil, sosyal ve ekonomik yanlarının dışında ekolojik açıdan da öne çıkan konseptlere veriliyor. Bu uygulama Hamburgluların geleneksel bir özelliklerine, değişen koşullara sakince ayak uydurma özelliklerine de uygun. Konut mekanlarına talep arttığı için, HafenCity’nin yeni merkezi olan “Überseequartier” bölgesinde yükselen dev tüketim ve büro binaları ancak belediye yönetim birimlerinin buralara taşınmasıyla doldurulabilmesinden dolayı, doğuya doğru gelişecek olan bundan sonraki aşamalarda ödenebilir fiyatlara mal edilecek konut yapımına öncelik verilecek. Bu gerçekleşirse çocukların o zaman korunaklı mekanlar bulabilmeleri için binaların teraslarına çekilmeleri gerekmeyecek belki. Güçlü bir sosyal grup olarak kendi kentlerini fethedebilecekler ve bu kentin “gayrimenkul projesi” olmaktançıkıp bir “yaşam alanı” özelliği kazanmasını sağlayabilecekler.

12.01.2010
Bookmarks
| |