Sunday, 27.05.2012 12:42
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Türk-Alman üniversite dünyasındaki alışveriş giderek yoğunlaşıyor

İlgi artıyor

Tük Alman Üniversitesi iki taraflı akademik işbirliğinde yeni bir boyut

Maximilian Popp

Mario Clemens her sabah okula gitmek üzere Avrupa yakasına geçiyor. Yolculuk vapurla 30 dakika sürüyor. Vapurda çocuklar korkuluklara yaslanıyor, martılar vapurun çevresinde uçuşuyor. Karşı yakadaki Sultanahmet Camisi, Topkapı Sarayı ve Ayasofya yaklaşıyor. 24 yaşındaki Clemens başını yana eğerek şöyle konuşuyor: “İstanbul beni her gün yeniden büyülüyor.” Ekonomi alanında yüksek öğrenim gören bu Frankfurtlu öğrenci 2008 yazından beri İstanbul’da. Asya yakasında oturuyor ve Avrupa yakasında Bilgi Üniversitesi’ne gidiyor. İstanbul’un iki kıta üzerine kurulmuşluğunu her gün yeniden yaşıyor Boğazı geçerek. “Erasmus öğrencisi olarak Türkiye’ye gitmek hayatımın en önemli kararıydı” diyor Clemens. Gerçekten de Türkiye, eğitim alanında Almanya’nın en önemli partnerleri arasında bulunuyor. İşbirliğinin merkezindeki yer alan olanak, öğrenciler ve öğretim elemanları arasındaki akademik değişim programları. Bu değişim, üniversiteler arası işbirliği çerçevesinde olabiliyor, bireysel girişimlerle olabiliyor veya Alman Akademik Değişim Kurumu (DAAD) veya Alman Araştırma Topluluğu (DFG) gibi akademik alanda faaliyet gösteren aracı kuruluşlar sayesinde de gerçekleşiyor.

2008 yılında Almanya’dan 400 Erasmus öğrencisi bir dönemliğine yurt dışı eğitimleri için Türkiye’yi seçti. Gerçi çok daha fazla sayıda öğrenci Fransa’ya veya İspanya’ya gidiyor. Ama Türkiye’ye gösterilen ilgi de artıyor. Misafir yabancı öğrenci sayısı son yıllarda üç katına çıkmış duurmda. DAAD yetkilisi Beate Schindler-Kovats bu gelişmeye şaşmadığını söylüyor: “Türk üniversitelerinin kalitesi dışarıda da duyulmaya başlandı.” Ama bu gelişme için başka nedenler de var: Türkiye’de vakıf üniversiteleri, Avrupa’nın başka ülkelerindeki özel üniversitelerle kıyaslandığında önemli bir ağırlığa sahip. Öte yandan Türkiye’nin ekonomisi kıtanın en hızlı büyüyen ekonomisi durumunda. Tabii Almanya’da yaşayan iki buçuk milyon Türkiye kökenli insanın etkisi de bu gelişmede çok önemli. Hareket tek taraflı değil; Türkiye’den çok sayıda üniversiteli de Alman üniversitelerine geliyor. Almanya’daki üniversite öğrencilerinin yüzde dokuzundan fazlası Türkiye kökenli. Bu karşılıklı büyük ilgiye paralel olarak iki taraftaki üniversiteler işbirliklerini geliştiriyorlar. Örneğin Bilgi Üniversitesi Frankfurt/Oder Üniversitesi’yle işbirliği içinde iki taraflı bir yüksek lisans programı yürütüyor. Öğrenciler bir yıl Türkiye’de, bir yıl da Frankfurt’ta öğrenim görüyor – ve bu şekilde iki tarafın da diplomasını alıyorlar. Benzer bir işbirliği Berlin’deki Humboldt Üniversitesi’yle Ankara Üniversitesi arasında var.

Zaten sıkı işbirliği içinde olan Türk ve Alman akademi dünyası arasındaki ilişkiler şimdi yeni bir nitelik kazanıyor: 2009 yılı içinde İstanbul’da Türk-Alman Üniversitesi’nin (TAÜ) kuruluşu gerçekleşecek. 2008 Mayısında Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve o zamanki Türk Dışişleri Bakanı Ali Babacan Türkiye’de iki taraflı üniversitenin kuruluşuna ilişkin bir ilke anlaşmasını imzaladılar. Bu tarihsel projenin hazırlıkları son hızla devam ediyor. Nitekim 2009 Haziranında bir Alman Üniversite Konsorsiyumu oluşturuldu; Konsorsiyum, DAAD’nin başkanlığında TAÜ’nin Türk proje sorumlularıyla birlikte yapılandırılmasını gerçekleştirecek. Üniversitenin finansmanı Alman tarafında Eğitim ve Araştırma Federal Bakanlığı (BMBF) üstleniyor.

Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier memnuniyetini şu sözlerle dile getiriyor: “Türk Alman Üniversitesi’yle Almanya ve Türkiye arasındaki akademik işbirliği yeni bir boyut kazanıyor.” Alman Eğitim Bakanı Annette Schavan da “TAÜ Türk-Alman akademik işbirliğinde bir kilometre taşı.” diyor. “Türk Alman Üniversitesi’nin Türkiye ve tüm bölge için bir sinyal etkisi yaratacağına kaniyim.” DAAD Başkanı Stefan Hormuth, DAAD’nin son yılarda yurt dışında gerçekleşen çok sayıdaki üniversite kuruluşunda edindiği tüm deneyimi bu projeye aktaracağı konusunda söz veriyor. DAAD’nin Türkiye’yle geliştirdiği çok yönlü programlardan da bu bağlamda yararlanacağını belirtiyor. “Böylesi saygın üyelerden oluşan bir konsorsiyumun kuruluşundan sonra başarılı bir başlangıcın gerekli koşulları da sağlanmış durumda.”

TAÜ kısa zamanda seçkin bir üniversite olma potansiyelini kazandı. Burada zaman içinde 5000 öğrencinin yüksek öğrenim görmesi amaçlanıyor – özellikle de Alman liselerinin Türkiye kökenli mezunlarının ilgi göstereceği bekleniyor. Öğretim beş fakültede gerçekleşecek: Mühendislik bilimleri, doğa bilimleri, ekonomi ve sosyal bilimler, hukuk, bir de insan ve kültür bilimleri. Altısı üniversite olmak üzere 22 Alman yüksek öğretim kurumu TAÜ’nin oluşumunda sorumluluk üstlenecek. TAÜ konsorsiyomunun kuruluşunda da yer alan bu altı üniversitenin her biri, kurulacak birer fakültenin ve bir yabancı dil merkezinin yapılanmasından sorumlu olacak. Ama oluşum halindeki yeni üniversiteye yönelik katkılar bu yüksek öğretim kurumlarıyla sınırlı da kalmayacak. Zira TAÜ konusunda işbirliğine Alman akademi dünyasında gösterilen ilgi büyük. Nitekim başka yüksek öğretim kuruları da konsorsiyuma katılma isteklerini dile getirmiş durumdalar. Konsorsiyum üyeleri, araştırma birimlerinin oluşumunda ve eğitim programlarının yapılandırılıp yürütülmesinde sorumluluk üstlenerek, buradan mezun olacaklara kendi diplomalarını verme taahhüdünde bulundular. Henüz ilk dersini bile vermeden TAÜ tam bir başarı öyküsü yazacak görünüyor.

17.07.2009
Bookmarks
| |