Bavyera kenti Dachau’dan kalkıp doğru Türkiye’deki bir köye, 1200 kişinin yaşadığı ücra bir yere gitmek – şu sıralar Rahel Bauer’in günlük yaşamını belirleyen tercih bu. Birçok yaşıtının yaptığı gibi ucuz uçak imkanlarıyla dünyayı dolaşmak ve sıcak ülkelerin kumsallarında güneşlenmek yerine 20 yaşındaki genç kız Nisan başından beri Kulaca’da, Kuzey Batı Marmara’da bulunan bir köyde zamanını geçiriyor. Onu misafir eden aileyle birlikte sabahın erken saatinde tarlaya çalışmaya gidiyor ve ardından da köy okuluna. Orada hafta içinde köy çocuklarına İngilizce öğretiyor. Kendisi üç beş Türkçe kelime ancak bilen ve el kol hareketleriyle anlaşmaya çalışan Bavyeralı genç kız için hiç de kolay bir iş değil. Tarlada çalışarak geçimini sağlayan köylülerden de yabancı dil bilen hemen hemen hiç kimse yok. Kulaca zaten genelde de sakin bir yer: Okul dışında bir cami, bir köy bakkalı ve bir de salça fabrikası var. Büyük kent İstanbul buradan ne de olsa yaklaşık 200 kilometre uzakta. Bauer’in buraya gelmesi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Federal Bakanlığı’na (BMZ) bağlı gönüllüler programı “Weltwärts” (ismin anlamı “dünyaya açılma”şeklinde açıklanabilir) üzerinden gerçekleşmiş. Program “Bizzat yardım ederek öğrenmek” sloganıyla harekete geçen 200 katılımcıyı kapsıyor şu sıralar. Uzun vadede gönderilmesi planlanan gönüllü sayısıysa yaklaşık 10.000. Programın amacı, 18-28 yaş arası gençlere altı aydan 24 aya kadar bir süre için başka ülkelerle kültürler arası alışveriş olanağı sağlamak. Askerlik görevine gitmek istemeyenler de, silahlı görev istemeyen vicdani retçiler olarak kabul edilerek “Weltwärts” kapsamında on bir aylık askerlik yükümlülüklerini yerine getirebilecekler.
Rahel Bauer’i böyle hiç bilmediği bir kültür ve yaşam ortamına sürükleyen motivasyon neydi? Tamamen düşünsel nedenler, diyor genç gönüllü. Liseyi bitirdikten sonra bir hastanede staj yapan Bauer hukuk öğrenimine başlamadan önce anlamlı bir şeyler yapmak istemiş. Bauer, Ocak ayında BMZ tarafından başlatılan “Weltwärts” Programı’nın ilk katılımcılarından biri. Program’ın arkasında yatan konsept: Katılımcıların, proje partnerleriyle el ele yürütecekleri çalışmalarla küresel bağımlılıkları ve karşılıklı etkileşimi daha iyi anlamaları. Proje partnerleri açısından da anlamlı olan şey, kendi ayakları üzerinde durmaya katkısı olacak yardım faaliyeti. Geçmişte BMZ yurt dışında ihtiyaç duyulan gönüllüleri karşılayamamıştı ve bu nedenle bu programı başlattı.
Söz konusu projenin finansmanı kamu kaynaklarından geliyor, bunun da yüzde 75’i Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma federal Bakanlığı’nın bütçesinden; geri kalan yüzde 25’iyse gönüllüleri proje partneri durumundaki ülkelere gönderen organizasyonlardan. Rahel Bauer’in durumunda gönderici organizasyon Bonn’daki “Experiment” adındaki dernek. Uluslar arası düzeyde tanınan bu değişim organizasyonu tüm dünyadan insanlar arasında değiş tokuşu hedefliyor. “Tek bir dünya” şiarını benimsemiş olan “Weltwärts” girişimi proje partnerleriyle işbirliği kuran organizasyonları destekliyor. Genç Alman katılımcılar bu sayede unutamayacakları deneyimler ediniyorlar: farklı uluslardan ve kültürlerden insanlar arası bireysel alışveriş gerçekleşiyor ve bu alışverişten iki taraf da yarar sağlıyor.
Daha önce Türkiye’yle hiçbir teması olmayan Rahel Bauer’e, “bir süreliğine, böyle zengin bir kültür ve tarihi olan bir ülkede yaşamak” çekici gelmiş. Ders verdiği öğrencilerde bulduğu yankının çok büyük olduğunu ve bunun kendisi için büyük değer taşıdığını söylüyor: “Burada geçirdiğim süre, benim için neyin önemli olduğu deneyimini yaşamama yol açıyor. Ayrıca burada, normalde hiçbir zaman temasım olmayacak insanlarla yakınlaşma olanağı buldum” diyor. Buradaki birlikteliğin – anlayışlar ve dünya görüşleri farklı bile olsa – karşılıklı anlayışı ve barış içinde bir arada yaşama duygusunu beslediğini belirtiyor Almanyalı lise mezunu genç kız. Ayrıca dil bilmeden, daha doğrusu çok sınırlı dil bilgisiyle anlaşmayı sağlamayı ve ardından neyin geleceği çok kestiremeyeceği durumlardan kaçmamayı öğrendiğini de belirtiyor Bauer. Ama bu arada genç kız Türkçe bilgisini de geliştirmek için çaba harcamaktan yine de geri durmuyor – kendisi de köy öğretmeninden Türkçe dersi alıyor.
Tüm “Weltwärts” adayları gitmek istedikleri ülkenin dilini bilmeseler de, kimse o ülkeye hazırlıksız gitmiyor: Programa başvuran gönüllüler, programı tamamlayan etkinliklere henüz Almanya’dayken, gittikleri ülkede ve dönüşlerinden sonra katılma taahhüdünde bulunuyorlar. Bunun dışında düzenli raporlar ve çalışmanın bitiminde projenin anlatıldığı bir sonuç raporu isteniyor. Projenin üçte birlik bölümü tamamlandığında gönüllülerin bir ara seminere katılması da gerekiyor. Gittikleri ülkenin diliyle ilgili temel bilgilerin bulunması tercih ediliyor ama zorunlu bir koşul değil. Gidilen ülkede gönüllülerin bir rehberi oluyor.
“Weltwärts” çalışmalarında bir noktaya özel önem veriyor: Sürdürülebilirlik. Projeden dönenlerin, eski gönüllülerle ilişki ağı oluşturmaları ve proje sahibine destek verme konusunda teşvik alıyorlar. Rahel Bauer’in de düşündüğü bir hedef. İlerde tekrar yurt dışına gitmek, kendisi misafir kabul etmek ve kendisini gönderen organizasyon “Experiment”in çalışmalarına gönüllü olarak katılmak istiyor.











