Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz Şubat ayında Almanya’yı ziyaret ettiğinde, Türkiye’nin Başbakanının konuşmalarını Almanca’ya çevirenlerden biri de oydu. Birkaç hafta sonra bir seminerde Alman ve Türk gazetecileri bir araya getirdi. Mikrofonun başına geçen bir hükümet başkanı olmamasına rağmen Şebnem Bahadır bu sefer fazlasıyla ter döktü – ama deneyim eksikliğinden değildi bu. Nedeni basitti: Bir otel kompleksindeki çeviri kabini çok küçüktü ve ne penceresi vardı ne de kliması. Ama bu olumsuz çalışma koşuları olmasa bile Şebnem Bahadır’ın yaptığı iş basitlikten çok uzak. Tam tersi geçerli. Alman-Türk kimliği taşıyan bu çevirmen işini gerçek bir dil tutkunu olarak yürütüyor.
Mayıs ayının başlarıydı, Şebnem Bahadır Frankfurt’ta (Main) halk kütüphanesinin fuayesinde gerçekleşen bir edebiyat akşamında rol almıştı. Hem çevirmen hem de moderatörlük gibi iki ayrı görevi bir arada yürütecekti. Ama 41 yaşındaki narin kadın bu zorlu görevi yaparken hiç de stresli görünmüyordu. Konuşmacı olarak davet edilmiş olan iki yazarın, Gönül Kıvılcım’ın ve Hıfzı Topuz’un metinlerinden okumalar yaptı önce; ardından da iki yazarla söyleşiye başladı, büyük kıvraklıkla iki rolü arasında, çevirmenliği ve moderatörlüğü arasında ve bir dilden ötekine gidip geliyordu. Moderatör olarak soruları yöneltiyor, çevirmen olarak Almanca’ya çeviriyordu. İki saat süren toplantıdan sonra Şebnem Bahadır, ertesi gün onu bekleyen üçüncü bir rolünü zinde bir şekilde yerine getirebilmek için evine gitmek durumunaydı: Mainz Üniversitesi’nde, tam olarak söylemek gerekirse, Mainz Üniversitesi’ne bağlı olmakla birlikte buradan 100 kilometre uzakta küçük bir kent olan Germersheim’daki kampüste bulunan “Uygulamalı Dil ve Kültür Bilimleri Fakültesi”nde dersini vermesi gerekiyordu.
Üniversitede çevirmenlik eğitimi almış olan çevirmen ve konferans tercümanı Bahadır, alanında aranan bir uzman. Dilsel yeteneğiyle kariyerinde yükselmiş bu çevirmen; Almanya’daki ve Türkiye’deki özel veya resmi iş sahiplerinden gelen işleri öğretim göreviyle bir arada yürütebilmek için zaman ayarlamasını çok iyi yapmak durumunda. Çünkü doktorasını da yapmış olan bu bilim kadını için akademik çalışma çalışma yaşamının merkezinde duruyor. Şebnem Bahadır 1999 yılından beri Almanya’yla İstanbul arasında mekik dokuyor aynı zamanda. Boğaziçi Üniversitesi’nde de öğretim elemanlığı yapan Şebnem Bahadır’ın Boğaziçi’nde başlayan kariyeri etkileyici. Stuttgart yakınlarında doğan Bahadır, 1987 yılında Türkiye’ye dönen ailesinin yolunu izlemiş. O zamanlar henüz 20 yaşında olan, Almanya’da büyüyen ve liseyi bitiren Bahadır için Türkiye’de yaşamak ve okumak ciddi bir karar olmuş. İstanbul’da mütercim tercümanlık eğitimi (Almanca, İngilizce ve Fransızca) gördükten sonra 1994 yılında doktora yapmak üzere doğduğu ülkeye geri dönmüş.
O günden sonra da Şebnem Bahadır’ın akademik kariyeri her adımda biraz daha parlamış. Türk-Alman kimlikli Bahadır şimdi de, kültürel arka planları Türk-Alman karışımı olan öğrencilerin önünde yeni mesleki olanaklar açmak istiyor. Nitekim bir süredir, Almanya’da yaşayan ve anadili Türkçe olanları hedef kitle olarak alan “dil, kültür, çeviri” alanında bir yüksek lisans programının koordinatörlüğünü yapıyor. Bu program Mainz Johannes Gutenberg Üniversitesi’ne bağlı Uygulamalı Dil ve Kültür Bilimleri Fakültesi’nde (FASK) sunuluyor. FASK dünyadaki en büyük çeviri öğretim kurumu. Burada Türkçe’nin de kabul gören bir dil haline gelmesi büyük ölçüde Şebnem Bahadır sayesinde oldu. Bu programı, Profesör Andreas Kelletat ve Yardımcı Doçent Dilek Dizdar’la birlikte oluşturdu – ve kendi biyografisine benzer biyografiye sahip öğrencileri hedefledi. Programa anadili Türkçe olanlar veya Türkçede mükemmel dil düzeyine sahip olanlar başvurabilecek. Kabul için gerekli şartlar, “Alman Dili ve Edebiyatı, çeviribilim veya bir başka dalda, sözgelimi iktisat, hukuk, teknik gibi, ortanın üstü bir mezuniyete sahip olmak”. Almanya’dan, ama aynı zamanda Türkiye’den de başvurması beklenen adaylar bir uygunluk sınavından geçecekler.
Bu öğretim programının nüvesi Şebnem Bahadır’ın Dilek Dizdar’la birlikte başlattığı bir pilot proje olmuş. 1990’lı yılların sonlarında iki akademisyen Germersheim’da ilk kez, ana dili Türkçe olanlar için bir seminer açmışlar. “Çok büyük bir ilgi oluştu” diyor Şebnem Bahadır. Bu nedenle de bu yöndeki bir olanağı, Almanya’daki Türk kökenli öğrencilerin dil becerilerini ilerletmeleri ve profesyonelce kullanabilmeleri için en kısa zamanda genişletme düşüncesini benimsemiş. “Türkiye kökenli öğrencilerin çoğu gerçi Türkçe biliyordu, ama sadece aile içinde kullanabilecek düzeyde. Yarım dilliliklerine bir son verme isteği içindeydiler” diye hatırlıyor geçmişteki durumu.
İki yıllık yüksek lisans eğitiminin mezunlarının mesleki olanaklarını “çok iyi” olarak tanımlıyor Şebnem Bahadır. “Türkçe ve Türkiye’yle kültürel iletişim için nitelikli yetişmiş eleman pek yok” diyor 41 yaşındaki deneyimli çevirmen ve tamamen dolu olan ajandasına işaret ediyor. Kendisi toplantılarda ve kültürel etkinliklerde sözlü çeviriler yapıyor, edebiyat metinlerini çeviriyor ve redakte ediyor ve çevirilerle ilgili değerlendirme raporları yazıyor. Çevrilecek metinlerin yelpazesiyse politika, iktisat, kültür ve sağlık alanlarına kadar uzanıyor. Türkçe yüksek lisans programının koordinatörü Bahadır, konferans tercümanlarına ve kültürler arası iletişim uzmanlarına olan talebi, son dönemlerde Türk-Alman ilişkilerinin kültürler arası alış verişi ve iletişimi daha fazla gerektirmesine bağlıyor. Bu gelişme olurken üniversitelerin “uyuduğu”ndan söz ediyor. Uyumak demişken: Şebnem Bahadır rahat rahat uyuyacak zamanı herhalde ancak birkaç yıl sonra bulabilecek – yani öncülüğünü yaptığı bu program sayesinde Türkçe-Almanca ikilisinde nihayet daha fazla çevirmen yetiştiği zaman.











