Sunday, 27.05.2012 12:33
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Edebiyat

Farklı dünyalar arasında

Emine Sevgi Özdamar en önemli Türk kökenli Alman yazar olarak kabul ediliyor. Kitaplarını Almanca yazıyor, aynı zamanda da dilinde, Anadolu’daki memleketinin izlerini açıkça taşıyor

Wolfgang Günter Lerch

Emine Sevgi Özdamar’ın Almanya’da geniş kitlelerce tanınması önce bir oyuncu olarak gerçekleşmişti. Ekranlarda koyu renk saçlarıyla Akdenizli tipini ya da “Türk”ü oynuyordu. O zamanlar henüz bürokrasi dilinin “göçmen kökenli” terimi yoktu ve daha ziyade misafir işçilerden söz edilirdi, esas olarak da erkekler kastedilerek. Günümüzde Emine Sevgi Özdamar’ın, Almanya’nın Türkiye kökenli en önde gelen kadın yazarı olduğu rahatlıkla söylenebilir.

Özdamar, bugüne gelene kadar uzun bir kültürel ve edebi yolu arkasında bıraktı. Bu yol henüz eski memleketinde başlayıp daha sonra Almanya’da ilerlettiği oyunculuk ve tiyatro eğitiminden geçerek, bir yazar ve tiyatro insanı olarak üç yıl önce Alman Dil ve Edebiyat Akademi’sine kabul edilmesiyle zirveye ulaştı. Yazarlık kariyerindeki diğer zirvelerse, aldığı pek çok ede bi­yat ödülü, özellikle de Kleist ve Fontane ödülleri. Hemen 2010 yılının başında ise Carl Zuckmayer Madalyası’nı almaya layık görülen Emine Sevgi Özdamar, seksenli yılların başından bu yana serbest yazar olarak hayatını sürdürüyor.

Alman yazar Özdamar’ın kökleri Türkiye’nin kalbine, Anadolu’nun çorak, melankolik ve büyüleyici derinliklerine, 1946 yılında doğduğu Malatya’ya uzanıyor. Burası derin bir İslami geleneğin ve dindarlığın damgasını vurduğu bir kent. 1993 yılında hayatını kaybeden eski cumhurbaşkanı ve başbakan Turgut Özal’ın memleketi de burasıydı. Bu türden izler her daim kalıyor ve kişilerin entelektüel özgürleşmelerini manevi bir arka plan, kültürel bir “hinterlant” oluşturarak zenginleştiriyorlar. Hatta insan – öyle amaçlı biçimde olmadan – bu izleri Almanya gibi bambaşka bir ülkede olabildiğince silmeye yönelse de yerlerinde duruyor.

Bu elbette iki dünya arasında sürekli gidip gelen ve genellikle toptan “Türk-Alman yazar” olarak adlandırılıveren tüm gezgin ruhlar için geçerli bir durum. Bu gruptaki yazarların sayısı onları geçiyor. Emine Sevgi Özdamar gibi diğerleri de en başından itibaren bir zamanların “misafir işçi edebiyatı”ndan kendilerini ayırarak özgün yollarını oluşturdu ve Alman edebiyatına kendi varlıklarıyla zenginlik kattılar. Eserleri Türkçe’ye çevrildiğinde ya da kendileri bizzat Türkçe yazdıkları zaman da, öte tarafa zenginlik kattılar, Türkiye’deki memleketlilerine “gurbet ellerden” yepyeni, kimi zaman sıkıntılı, ama kimi zaman da olumlu tecrübelerini aktararak.

Bu türden bir paylaşım, Türk ve Almanların bir zamanlar yalnızca siyasi ve ekonomik koşullarca belirlenmiş ilişkilerinin ötesine geçip inandan insana ilişkilerde de iç içe geçtiği günümüzde daha da önemli. Bugün hala birlikte yaşamanın yeterince zemin bulmadığı ve birbirinden yalıtılmış yaşamak eğilimin güçlü olmasına rağmen bugün bu saptama rahatlıkla yapılabilir. Belki pek çok kişi bunun yeterince farkına varmış değildir, ama bugün Almanların başka bir halkla ilişkisi bakımından, onlarla aynı ülkeyi paylaşan – kimi Alman vatandaşlığını almış kimi almamış – Türklerin yerini tutabilecek başka bir halk yoktur.

Emine Sevgi Özdamar Alman kültürüne ve edebiyatına, özellikle de Bertolt Brecht’e olan ilgisi çok erken çağlarında kendini açık etmişti. Henüz on iki yaşındayken Bursa’da sahneye çıkmıştı. On dokuzuna geldiğindeyse ilk defa Almanya’ya geldi ve burada iki yıl boyunca zorlu bir dönem geçirdi; bunu İstanbul’da oyunculuk eğitimi ve tiyatro oyunlarında aldığı roller izledi. 1976’dan itibaren Doğu Berlin’de Brecht’in bir öğrencisi olan Benno Besson yönetimindeki Halk Sahnesi’nde çalışmaya başladı. Saygın Alman yönetmen Claus Peymann yönetiminde 1979-1984 yılları arası Bochum Tiyatrosu’nda oynadı.

Aynı zamanda Frankfurt Bergen-Enkheim’ın Kent Yazarlığı ödülüne de layık görülen Emine Sevgi Özdamar şiir, hikaye, roman ve tiyatro oyunları yazıyor. Geçtiğimiz Şubat ayında, “Perikızı” adlı oyunun galası Ruhr Kültür Başkenti 2010 programı çerçevesinde gerçekleştirildi. Oyun tiyatro aşığı bir genç kızın Türkiye’den Almanya’ya uzanan yolculuğunda yaşadığı maceraları anlatıyor. Özdamar’ın ilk tiyatro oyunu olan ve Karagöz ile Hacivat’tan esinlenerek yazdığı “Karagöz Almanya’da” ise 1986 yılında Frankfurt Tiyatrosu’nda oynanmıştı. Bu oyunda yönetmenliği de kendisi üstlenmişti. Ayrıca Frankfurt’un yanı sıra Münih ve Paris’te kimi modern ve klasik oyunlarda da çeşitli roller üslenmişti.

1990 yılında çıkan kitabı “Mutterzunge” (Ana Dili) ile daha genç bir okur çevresinde tanınır hale geldi. Kitap dil, köken ve kimlik konuları ele alıyor. Anlatının kahramanı Türkçe’yle, dedesinin dili olan Arapça ve ikinci dili olan ve gittikçe yeni dili, son olarak da edebi yaratımının dili haline gelen Almanca arasında gidip geliyor. Emine Sevgi Özdamar Almanca yazıyor. Romanlarında ve hikayelerinde tematik açıdan en çok da iç içe geçmiş Türk ve Alman motifler dikkat çekiyor. Tıpkı yazara yapılan bir övgüde dile getirildiği gibi kitaplarında güncel gerçeklikler “geleneksel oryantal ve Anadolulu mitlerin ve masallarının derinliği”yle bir noktada çarpışıyor. Bu elementler yoğun düzyazı metinlerinde birbirleriyle iç içe geçiyorlar.

Son derece geniş kapsamlı İstanbul-Berlin Üçlemesi “Sonne auf halbem Weg” (Güneş Yolu Yarıladığında) başlığı altında üç romanı bir araya getiren metinde yazar, iki ülke arasındaki dönüşüm halindeki ilişkileri betimlerken, herkesin kendi içinde bağımsız fakat aynı zamanda karşılıklı etkileşim içinde yaşadığı bir Türk-Alman kozmosuna ışık tutuyor ve görünürlük kazandırıyor.

26.02.2010
Bookmarks
| |