Sunday, 27.05.2012 12:22
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Milli teknik direktör

Milli takımlar teknik direktörü Joachim “Jogi” Löw ile 2010 Dünya Kupası, evsahibi ülke Güney Afrika ve milli takımın şampiyonluk ihtimali üzerine bir söyleşi

Jürgen Rollmann

Joachim „Jogi“ Löw bu sıralar sürekli yollarda. Oyuncuları gözlemlemek, rakipleri analiz etmek, Dünya Kupası konutunu değerlendirmek. Milli takım teknik direktörü Güney Afrika’da düzenlenecek FIFA Dünya Kupası’na titizlikle hazırlanıyor. Bu görevini Jürgen Klinsman’dan devralan Jogi Löw yönetimindeki ilk dünya kupası olacak. Klinsman’ın döneminde Almanya’da yapılan 2006 Dünya Kupası’nda Almanya’da bir “yaz masalı”na dönüşmüştü. 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda onun yönetimindeki takım neler yapabileceğini göstermişti.

Sayın Löw, Almanya 2006 Dünya Kupası’nda üçüncü, 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda ise ikinci oldu. Yani Güney Afrika’da birinciliği de alabiliriz değil mi?

Buna hiçbir itirazım olmaz tabii.

Doğrudan soralım: Güney Afrika’da şampiyonluğa oynama ihtimalimizi ne kadar gerçekçi buluyorsunuz?

Takım geçtiğimiz altı yıl içinde olumlu gelişim gösterdi. Bu dönemdeki en önemli turnuva olan 2008 Avrupa Şampiyonası’nda da sıramızı yükselttik ve dünya kupası elemelerinde çok iyi iş çıkardık. Taktik ve teknik konularda çok önemli gelişmeler kaydettik. Dünya Kupası’na umutlu gidiyorum. Biz şampiyonluğu alabilecek takımlar arasında yer alıyoruz. Bana göre turnuvanın favorileriyse İspanya ve Brezilya.

İlk turda Avustralya, Sırbistan ve Gana’yla karşılaşacaksınız. Cape Town’da gerçekleşen kuraların ardından gene Almanya’nın meşhur büyük şansından dem vurulmaya başlandı. Siz rakiplerinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette kurada çok daha kötü sonuçlarla karşılaşabilirdik. Fakat büyük şanstan söz etmek tamamıyla yanlış olur. Biz ilginç ve küçümsenmeyecek bir gruba düştük. Örneğin Sırbistan Dünya Kupası elemelerinde Fransa’yı ikinci sıraya itti. Gana kısa süre önce Afrika Kupası’nda ikinciliği aldı ve 20 Yaş Altı Dünya Kupası’nı aldı. Avustralya ise son derece uyumlu oynayan bir takım ve kesinlikle zorlu bir başlangıç rakibi.

Gana’nın Afrika Kıtası’nda düzenlenen ilk dünya kupasında daha da motive olmuş biçimde oynayacağını hesaba katıyor musunuz?

Ben Gana’nın Cezayir ve Fildişi Sahili’nin yanısıra Afrika’nın en güçlü takımlarından biri olduğunu düşünüyorum. Genel olarak Afrika takımları son 15 yılda ciddi şekilde kendilerini geliştirdiler: Fiziksel etkenler dışında taktik anlamda da. Ayrıca Afrika milli takımlarından pek çok oyuncu büyük Avrupa kulüplerinde oynuyor. Burada disiplin ve taktik gibi konularda çok şey öğreniyor ve daha sonra bunları kendi milli takımlarına da aktarıyorlar. Ek olarak dünya kupası ilk defa Afrika Kıtası’nda düzenlenecek. Bu da tüm Afrika takımları için dünyaya yeteneklerini sergilemeleri açısından ekstra bir motivasyon kaynağı ve dolayısıyla turnuvada yüksek motivasyonla oynayacaklar.

Önümüzdeki dünya kupası bugüne kadarki kariyerinizin zirvesi mi? Milli takımlar teknik direktörü olarak katılacağınız ilk dünya kupası olduğunu düşünürsek.

2008 yılında Avrupa Şampiyonası’nda zaten aynı konumda önemli bir turnuvaya katıldığım için kendi açımdan arada çok büyük bir fark görmüyorum. Elbette Dünya Kupası için yoğun bir şekilde çalışıyorum. Neticede şampiyonluğu kazanan bir takımınla futbol tarihinin sayfalarına geçilebilir. Turnuva başladıktan sonra da o denli konsantre oluyorum ki dışarıdan gelen baskının farkına bile varmıyorum.

2006 Dünya Kupası öncesinde Alman Milli Takımı’na duyulan güven çok azdı. Ülkeler sıralamasında çok arkalara düşmüştük. Şu sıralar ise tüm uzmanlar Alman takımını futbolun önde gelen ülkeleriyle en azından aynı seviyede görüyorlar. Alman futbolunda ne değişti?

2006 Dünya Kupası öncesinde iyi genç oyuncular bulmak konusunda önemli sorunlar yaşıyorduk. Kupa sırasında Philipp Lahm, Lukas Podolski, Bastian Schweinsteiger ve Per Mertesacker gibi genç oyuncular dikkatleri üzerlerine çekti ve böylelikle insanların fikirlerini Alman birinci ligi Bundesliga’da yeni kuşak oyunculara daha çok şans verilmesi gerektiği yönünde değiştirdi. Ben bunun son derece olumlu olduğunu düşünüyorum. Her şey bir yana 21, 19 ve 17 yaş kupalarında elde edilen son şampiyonlukların da kanıtladığı üzere Alman Futbol Birliği’ndeki tüm gençlik bölümü optimal bir noktaya getirildi. Böylece son dönemde Özil, Marin ya da Boateng gibi genç ve yetenekli oyuncuları milli takıma dahil edebildik.

Michael Ballack’ın dünya klasmanındaki yegane Alman oyuncu olduğu iddiaları gene ortalıkta dolaşıyor. Siz başka hangi oyuncuları bu kategoride değerlendiriyorsunuz?

Takımımızda en çok uluslararası tecrübesi ile Michael Ballack’ı dünya çapında bir oyuncu yapmaktadır. Fakat başarıyı tek tek oyunculara yüklemek hatalı olur. Bir takımın düzenlemesi daima uygun şekilde yapılmalı. Bizim sahada sorumluluğu üstlenen eski oyuncularımız ve oyuna dinamizm kazandıran genç oyuncularımız var.

Kalede kuşak değişimi gerçekleşti. Yeni mili takım kalecisi René Adler Dünya Kupası’nda da birinci kaleci mi olacak?

Her zaman dediğimiz gibi Mart başında Arjantin’e karşı oynayacak kalecinin ufak bir önceliği olacak. René Adler her iki eleme maçında da Rusya karşısında büyük başarısıyla uluslararası arenada oynanacak önemli oyunlarda yoğun baskıya dayanabileceğini gösterdi.

Neden Almanya onlarca yıldır özellikle de kaleci pozisyonunda Sepp Maier, Toni Schumacher, Oliver Kahn ya da son olarak Jens Lehmann gibi istisnasız işinin en iyilerini çıkartmayı başarıyor? Bunun mantıklı bir açıklaması var mı?

Bu sorunun yanıtı kendi içinde saklı. Alman futbol tarihindeki fevkalade kaleciler oldum olası çocuklar için bir örnek oluşturdu ve profesyonel futbolcu olarak onlara öykünmelerini sağladı. Böylece Brezilya gibi milli takım as oyuncularının genellikle forvetlerden oluştuğu ülkelerden farklı olarak Almanya’da yeni kuşak, kaleci pozisyonunda oynamayı isteyen çocuklardan oluşuyor.

Organizatör ülke Güney Afrika üzerine geçen yıllarda pek çok tartışma yaşandı. Güney Afrika’yı ne kadar iyi tanıyorsunuz?

Birkaç yıl önce Tanzanya’daki Klimanjaro Dağı’na tırmandığım için Afrika Kıtası’na yabancı değilim. Bu benim için gerçekten de harika bir deneyimdi. Güney Afrika’yı ise bugüne kadar yalnızca Dünya Kupası’nın oynanacağı yer gözüyle değerlendirdim. Bütün dikkatim takımımızın burada en uygun koşullara kavuşması üzerine yoğunlaşmış durumda.

Güney Afrika’yla ilgili değerlendirmeniz nasıl?

Güney Afrika, zamanında ülkedeki Apartheid rejimini ortadan kaldırmayı başaran lideri Nelson Mandela’yla gerçekten de son derece ilgi çekici bir tarihe sahip. Öte yandan hala süregiden sosyal sorunlara rağmen bu ülke yaşama sevinciyle dolu. Halkın Dünya Kupası için ne kadar heyecanlandığını görmek de çok güzel.

Peki ya güvenlik konusu?

Tıpkı bütün turnuvalarda olduğu gibi takımın, oyuncuların ailelerinin, danışmanların ve takımla birlikte seyahat eden taraftarların güvenliği çok büyük bir önem taşıyor. Fifa ve Güney Afrika hükümeti tarafından Dünya Kupası’nda herhangi bir hadise yaşanmaması için gerekli tüm önlemlerin alınacağından hiç kuşkum yok.

Neden takımın konaklama yeri olarak Johannesburg yakınlarını tercih ettiniz? Cape Town ve Durban’a kıyasla buranın ne gibi avantajları var?

Konaklama yerinin seçiminde sağlık departmanımızın da tavsiyesiyle rakım belirleyici oldu. Dünya Kupası’na katılan takımların çoğunun Johannesburg/Pretoria bölgesinde birer otel aramaları yalnızca bir tesadüf değil. Biz konaklama merkezinin neresi olacağına dair erkenden karar verdik ve seçimimizden de son derece memnunuz. Velmore Grand Hotel optimal bir Dünya Kupası konaklaması için gereken her türlü olanağı sağlıyor.

Haziran ve Temmuz Güney Afrika’da kış mevsimi. Hava akşamları çok soğuk olabilir. Bu hava koşulları Alman milli takımı için bir avantaj sağlayabilir mi?

Tüm takımların aynı hava koşullarına uyum sağlaması gerekiyor. Bu noktada bizim takımımız için doğrudan bir avantaj göremiyorum.

Peki “Alman milli takımı bir turnuva takımıdır” sözünün ardında yatan sır nedir?

Almanya bir turnuvaya en uygun şekilde nasıl hazırlanacağını biliyor ve iyi bir anlayışa ve düşünce yapısına sahip. Bu elbette Alman Milli Takımı’nın kupadan başarılı bir sonuçla ayrılacağının garantisi olamaz. İyi bir Dünya Kupası çıkarmak için her seferinde sil baştan sıkı çalışma şart.

Sayın Löw, bu söyleşi için teşekkür ederiz. //

11.03.2010
Bookmarks
| |