Sunday, 27.05.2012 17:19
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Taşradan bir başarı öyküsü

Dietmar Hopp’un iki hayatı

Önce yazılım şirketini dünya çapında zirveye taşıdı; yakın zamanda ise memleketinin spor kulübü Hoffenheim’ı Bundesliga’ya çıkartmayı başardı. Bir eylem adamının portresi

Martin Orth

Dietmar Hopp yerlerde. Bu başarı insanı, stadyumun çimleri üzerinde oturuyor. Bir başarı daha. Fakat az sonra işaret parmakları yeniden yukarıları gösteriyor. Mavi kulüp formasının içinde kulüp marşını yönetiyor bu kez. “Yaşa, yaşa, süper TSG”. Çünkü bu Mayıs gününde TSG Hoffenheim Alman futbol birinci ligi Bundesliga’ya çıkmayı başardı. Bu kasaba takımı, eşi görülmemiş bir başarı silsilesi yakalayarak yirmi yıl içinde amatör ligin en alt klasmanından Almanya’nın en üst ligine çıkmayı başardı. Hopp çoşku içinde “evlatları”yla bunu kutluyor. Sonuçta Dietmar Hopp bu başarının mimarı.

Peki kim bu adam? Bir eylem adamı, bir milyarder ve bir patron. Dietmar Hopp doğduğu topraklara da yürekten bağlı, futbol delisi ve başarıya odaklanmış bir kişilik. 1940 Heidelberg doğumlu ve Heidelberg ile Heilbronn arasında yer alan 3300 nüfuslu Hoffenheim’da büyümüş. Büyüdüğü ev kasabanın merkezinde yerli yerinde duruyor hala. Gençken kendisi de TSG’de forvet olarak top koşturmuş. Eski takım arkadaşlarından biri onun için “Her zaman risk alırdı”, diyor. Her gol için kasabanın kasabından bir sosisli sandviç gelirmiş. “Öğretmen ol oğlum” diyen annesine cevabı “Anne, ben milyoner olacağım” olmuş.

Bunun nasıl gerçekleşeceğini gayet iyi biliyordu. Yetenek, yaratıcı fikirler ve elbette sıkı çalışma. Enformatik dalındaki öğrenimini havuçtan gelen gelirle finanse etmiş. Kömür taşımış ve lokantalar için salyangoz toplamış. Mesleki yaşamına IBM’de yazılım geliştirici olarak adım atar. Daha sonra ise hayatını belirleyen kararı verir ve dört meslektaşıyla Walldorf’ta 1972 yılında kendi yazılım firması SAP’yi kurar. Başarılı olacağına inancıyla, hisselerin borsada halka açılmasına dek sistematik bir şekilde çalışır. “Sonrasında önümüzde bir engel kalmamıştı”, diyor Hopp. Firması bugün, 50.000’i aşkın çalışanıyla şirket yazılımları konusunda dünyanın en büyüğü. Ve Dietmar Hopp bir milyarder.

Günün birinde “Artık yeter. Ailemin maddi durumu güvence altında” diyerek yavaş yavaş şirket işlerinden elini ayağını çekmiş ve “ikinci hayatını” kurmaya başlamış. Hopp burada da eylem adamlığını gösterdi, fakat bu kez bir patrondan daha fazlası oldu. Bu duruma gelmesini sağlayan topluma kendisi de bir şeyler vermek istiyordu. Bu düşüncelerle kanser ve alzheimer tedavilerine yönelik araştırmalar yürüten genç biyo-teknoloji şirketlerine yatırım yaptı. Ayrıca Dietmar Hopp Vakfı’nın gelir kaynağının önemli bir kısmını oluşturan milyonlarıyla üniversite, hastane, okul, bakımevleri ve sporu destekledi. Her zaman Ren-Neckar bölgesini el üstünde tutarak. “Yaşadığım ve bir zamanlar futbol oynadığım yerde bir şeyleri kalıcı olarak harekete geçirmek istiyorum. İşi yerinde ele almak gerekiyordu”, diyor Hopp.

Hopp Mannheim’da SAP-Arena stadyumunu inşa ettirir, buz hokeyi ve hentbol takımlarını finanse eder, St. Leon-Rot Golf Kulübü’nü kurar ve “kendi” takımı TSG Hoffenheim’a ciddi yatırım yapar. Yerini bulan paslarla başlayan bu başarı öyküsü kısa zamanda ciddi bir iş planına dönüştü. İşletme prensiplerini kulübe de uygulayarak profesyonel bir yapı oluşturur, en iyi antrenörü işe alır, genç bir kadro oluşturur ve böylece takımı hedefi doğrultusunda iyice güçlendirir. Elbette ikna kabiliyetinin de katkılarıyla. “Dört hafta boyunca Ralf Rangnick’in peşinden koştum”, diyor Hopp. Schal­ke 04’ü Şampiyonlar Ligi’ne taşıyan bu antrenörü taşraya gelmeye ikna edebilmiş. Tam olarak söylersek 3. lige.

Bu konsept meyvelerini verdi. İki yılın sonunda TSG Hoffenheim Bundesliga’da oynuyor ve sezona birinci sırada başlıyor. Bölgenin her köşesinde kurulan gençlik hizmet merkezlerinde gençler, futbolun yanı sıra okul, meslek ve aile konusunda danışma hizmeti alabiliyorlar. Alman Futbol Federasyonu (DFB) 2008’de Hoffenheim’ı elit futbol okulları arasına aldı. Futbol dehası Ralf Rangnick de stratejisini 25 yaş üzeri oyuncuya yer vermemek üzerine kurduğunu açıkladı.

Ama bu model herkes tarafından hoş karşılanmayabiliyor. Ani bir kararla kulüplerine milyonlarını pompalayan, fakat gene aynı hızla ortadan kaybolan insanlarla karşılaştırılıp durmak Dietmar Hopp’u kızdırıyor. Çünkü ona göre bu olacak iş değil. Onun kurduğu model, sürdürülebilirlik konsepti üzerine kurulu. “Yalnızca geleneksel kulüplerin varlık gösterme hakkı olduğuna inanan insanları anlamıyorum. Eğer bu mantığı iş dünyasında uygulasaydınız geriye ne Microsoft kalırdı, ne Google ne de SAP”, diyor Hopp.

Dietmar Hopp, birçok girişiminin kesiştiği yer olan St. Leon-Rot’daki golf kulübünün terasında şimdiden gelecek planları yapıyor. Sinsheim’da, A6 otoyolunun kenarında Ren-Neckar-Stadı’nın inşası sürüyor. Stat 2009 başında tamamlandığında yaklaşık 30.000 seyirci kapasiteli olacak. Dietmar Hopp’un 70 yaşına basacağı 2010 yılından itibaren kulübün kendi ayakları üzerinde durması planlanıyor. Bu bir özveri mi? Hayır, hesapların sonucu. “Umarım kendi ayakları üzerinde durabilir” diyecek kadar bugün de işadamı ruhuna sahip olduğunu gösteriyor.

09.09.2008
Bookmarks
| |