Sunday, 27.05.2012 17:18
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Hareketi sevdirmek

Spor sınırları aşıyor, yeni yaşam perspektifleri sunabiliyor ve sivil toplumu güçlendiriyor: Yurt dışına spor desteği için geçerli nedenler.

Windhoek, Namibya’daki tanılmış Basketball Artist School’da gençler ritmik davul vuruşlarına uygun olarak büyük renkli toplarla top sürüyorlar. Ne kadar eğlendikleri hemen görülebiliyor. Afrika müziği ve basketbolu bir araya getirme ve böylelikle spora heveslendirme fikrinin arkasında Alman spor uzmanı Frank Albin var. Bu yöntem aynı zamanda öğrenme şevki de kazandırıyor: Basketball Artist School fakir kasabalar olan “township”lerden gelen ve eğitim için başka olanakları bulunmayan çocuklara destek oluyor – “Education first, Basket­ball second” (önce eğitim, sonra basketbol), bu kuruluşun ana fikri. Albin Namibya’da sürdü­rülebilir proje alytapıları oluşturmak üzere iki yıllığına bu ülkede. Bu angajmanı olanaklı kılan ise Alman Dışişleri Bakanlığı’nın uluslararası spor teşvik programı: Namibya’daki basketbol okulu şu anda yürütülmekte olan ve birkaç yıla yayılan uzun vadeli 13 projeden biri. Bunlara Afganistan’da futbol kuruluşlarının yeniden yapılandırılması ve bayanlar futbolunun desteklenmesi, Tanzanya’da atletizm antrenörlerinin yetiştirilmesi ya da Güney Afrika Futbol Birliği SAFA’ya danışmanlık projeleri yer alıyor.

Spor yoluyla kalkınma desteği, Dışişleri Bakanlığı’nın 1961’den bu yana 100’ü aşkın ülkede uygulamaya geçirdiği yaklaşık 1300 kısa ve uzun vadeli projenin fikriyatını oluşturuyor. Alman Olimpik Sporlar Federasyonu (DOSB), Alman Futbol Federasyonu (DFB), Alman Atletizm Federasyonu (DLV) ve Leipzig’deki Spor Üniversitesi bu çalışmanın partner kuruluşları. Dışişleri Bakanlığı yıllık yaklaşık beş milyon Avro’yu yurt dışında sporun desteklenmesine ayırıyor.

Güney Afrika’da yapılacak Erkekler Dünya Futbol Kupası yılında ve Almanya’da yapılacak 2011 Kadınlar Futbol Dünya Şampiyonası öncesinde sporda uluslararası işbirliği Almanya’nın kültür ve eğitim alanındaki dış politikasında ağırlığı olan bir bileşen. “İnsanları harekete geçirmek – sınırları aşmak” sloganıyla spora destek, dış politika hedeflerinin gerçekleştirilmesine katkıda bulunabilir: Kriz ve çatışma durumlarının yönetiminde ve çatışmaları önlemede etkili olabilir ve genç demokrasilerde ve gelişmekte olan ülkelerde sivil toplum yapılarının oluşturulma­sına destek sağlayabilir. Bu noktada özellikle yaygın spor dalları ağır basıyor: Spor tam da gelişmekte olan ülkelerdeki travma geçirmiş çok sayıda çocuk ve genç için birlik duygusunu tatmak, kendine güven kazanmak ve yeni bir yaşam perspektifi kazanmak için eşsiz bir fırsat sunuyor.

“Spora destek projelerimiz sayesinde tüm dünyadan pek çok insan spor dolayısıyla biraraya geliyor”, diyor Dışişleri Kültür ve İletişim Departmanı Başkan Vekili Werner Wnendt. “Aynı zamanda yurtdışındaki Almanya’ya ilişkin tabloya da olumlu bir katkıda bulunuyoruz. Spor, ulusumuz için pek az alanın sunduğu bir imaj aracı vazifesi görüyor”. İnsanlar Almanya’nın yaratıcılık, yaşama sevinci ve dünyaya açıklık gibi değerleri temsil ettiğine spor aracılığıyla da tanık oluyorlar. Yurt dışında spora verilen teşvikin son birkaç yıldır yoğunlaştığı yer Afrika. Bütçenin yaklaşık yüzde 70’i buraya akıtılıyor ve Alman spor pedagogları yönetimindeki on uzun vadeli proje şu anda burada gerçekleştiriliyor. Wnendt yurtdışındaki spor uzmanlarının ve antrenörlerin sorumlu çalışmalarını da özellikle övüyor: “Onlar tabiri caizse bizim eşofmanlı elçilerimiz.”

Bu özel “elçiler”in oluşturduğu birimleri ko­ordine eden bir isim de DOSB’de Uluslararası İşbirliği Departmanı’nın yöneticisi olan Katrin Merkel. Kendisi ve üç çalışma arkadaşı Frankfurt’ta (Main), sporun gelişimine yardımcı olmak üzere, bağlı bulundukları spor birliklerinin de bilgisi dahilinde tüm dünyaya dağılmış Alman eğitimci ve antrenörlerle bağlantı halindeler. “Birkaç yıl öncesine kadar ayrılan yıllık para o yıl için yalnızca dört uzun vadeli projeye yetiyordu. O zamandan bu yana orta ve uzun vadeli projelerin sayısı üç katını da aştı”, diyor sevinçle. Ona göre spor sayesinde diğer araçlara kıyasla çok daha az şeyle çok daha fazla etki yaratılabildiği kabul gördü. 2009 yılında program kapsamındaki ülkelerde gerçekleşen projeler yaklaşık 3,3 milyon Avroluk bütçeyle desteklendi. Dışişleri Bakanlığı 2 milyon Avroluk bir kalemi de, gelişmekte olan ve geçiş aşamasındaki ülkelerden sporcu, antrenör, koç ve spor organizatörlerinin Almanya’da eğitilmelerine tahsis etti. Özellikle de DFB spor okulları Hennef ve Ruit, Leipzig Üniversitesi ve Mainz’deki DLV Antrenörlük Okulu özel programlar sunuyorlar. Örneğin Mart-Temmuz 2009 arası Leipzig’de bayan atletizm antrenörleri için Arapça bir kurs, engelli sporları için İngilizce, futbol için Fransızca ve voleybol için İspanyolca antrenörlük bölümleri açılmıştı. Mainz’de ise her yıl yaklaşık bir düzine antrenör eğitim alırken, yoğunlaştırılmış Almanca kurslarına da katılıyor.

Kalkınma yardımının hem Almanya’da sunulması hem de uzmanların yurtdışına gönderilmesi üzerine kurulu iki yönlü strateji yalnızca spor disipliniyle sınırlı değil: “Biz bütünlüklü bir girişimi hedefliyoruz”, diyor Katrin Merkel. “Uzman havuzumuz aracılığıyla nitelik kazandırma çalışmalarımız aynı zamanda spor kuruluşlarının profesyonel yönetimi ve yarışmaların düzenlenmesine ilişkin bilgi paylaşımını da hedefliyor. Bizim eğitim verdiğimiz insanların kendi ülkelerinde spor alanında çok yönlü birer danışman ve bilgi dağıtıcı olarak çalışabilmelerini istiyoruz.” Sürdürülebilirlik uluslararası spor desteğinin tüm inisiyatifleri ve program dahilindeki ülkelerdeki partner kuruluşlarla yürütülen sıkı ortak çalışmalar için özellikle büyük bir rol oynuyor.

Alman spor uzmanlarıyla ortak çalışma içinde olmak pek çok ülkede büyük ilgi görüyor: Projeler için yapılan başvurular genellikle doğrudan ilgili ülkelerden oradaki Alman temsilciliklerine yönlendiriliyor ve bu kuruluşlar aracılığıyla Berlin’deki Dışişleri Bakanlığı’na iletiliyor ve istek daha sonra DOSB tarafından değerlendiriliyor. Son olarak Bakanlıklar Arası Üst Kurul her yıl bir kez hangi projelerin finanse edileceğine ve uygulamaya konabileceğine karar veriyor. “Elbette her zaman herşey yolunda gitmeyebiliyor”, diyor Merkel ve bütçe ayrılmasına karar verilmiş bir projenin muhataplarına ulaşamadıkları bir durumu örnek gösteriyor. Bir başka örnekteyse yardımın sağlanması talep edilen dönemde Alman uzman havuzunda yeterli Fransızca bilen bir uzman bulunmadığı için yaşanmış. Projelerin kabulünde politik durumun da göz önünde bulundurulması gerekiyor. “Yemen ya da Sri Lanka’da birer proje gerçekleştirmeyi çok isterdik”, diyor Merkel, “ama bu ülkelerdeki durum o zaman da şimdi de çok istikrarsız. Biz uzmanlarımızın güvenliklerinden de sorumluyuz. Bunu sağlamak zorundayız.” Burkino Faso’dan Vietnam’a dek çeşitli ülkelere gönderilmiş uzmanlarla sürekli telefon ve mail bağlantısının yanısıra antrenörler dört ayda bir DOSB’ye, proje kapsamında yaptıkları çalışmalarıyla ilgili yazılı birer rapor göndermek zorundalar. Katrin Merkel’e göre bu yoğun bilgi alışverişi özellikle de uzun süreli projeleri gözlemlemek açısından önemli: “Projelerin uzatılmasının gerekli ve anlamlı olup olmadığını kontrol etmek zorundayız.”

Kimi raporlarda spor gelişimi uzmanlarının görevlerine karşı duydukları şevkin vücut bulduğunu görmek mümkün. Örneğin bir za­manlar Köln’deki Alman Spor Üniversitesi’nde hocalık yapmış olan voleybol uzmanı Maren Graef, Kamerun’da ilkokul çağındaki çocuklara yönelik yürüttüğü başarılı voleybol projesiyle ilgili şöyle yazıyor: “Voleybol yalnızca bir araç, aslında bununla birlikte çok başka şeyler de öğreniliyor: adil ve dürüst olmak, bir hedefe ulaşmayı istemek ve başarısızlıktan çıkışı mümkün kılabilecek yolları öğrenmek, sorular sormak, cevap almayı talep etmek, gelecek için planlar yapmak. Bu projenin gerçek anlamı işte tam da burada yatıyor.” //

12.03.2010
Bookmarks
| |