Sunday, 27.05.2012 17:17
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Med­ya

Jo Gro­e­bel

Almanya kitaplar, düşünce derinliği ve içerik açısından seviyeli medya ülkesi olarak bilinir. Ama Almanya aynı zamanda “DJ’ler ve Daily Soaps” ülkesi de oldu. Müzik ve televizyon, sinemalarda gişe rekoru kıran filmler ve bulvar gazeteciliği Alman pop kültüründe aynı diğer ülkelerde olduğu kadar – ve Alman şairler, tiyatro ve opera yüksek kültürünün bulunduğu yer kadar – öneme sahip.

Elbette Almanya’da medyanın, kültür, radyo ve televizyon alanlarında federal egemenlik vurgusu ya da küresel karşılaştırmada diğer ülkelerden farklı olduğu anlaşılan, kamu hukukuna bağlı medya ile özel medyanın yan yana varlığı gibi kendine has özellikleri var. Basın ve fikir özgürlüğü açısından Almanya uluslararası karşılaştırmada çok iyi bir derece alıyor. Fikirlerde çoğulculuk sağlanmış, bilgi çoğulculuğu var. Basın, hükümet ya da partilerin elinde değil, toplumsal aktörlerin elinde. Yarım yüzyıldan fazla bir süredir basın ve fikir özgürlüğü (Basın ve Fikir Özgürlüğü) Almanya’da anayasal güvence altına alınan bir değer. Anayasal basın özgürlüğü anlayışı Temel Yasa’nın 5. maddesinde ifadesini bulur: “Herkes, fikrini kelime, yazı ve resimle ifade etme ve yayma ve genel kullanıma açık kaynaklardan, engellenmeksizin bilgilenme hakkına sahiptir. (...) Sansür uygulanmaz.”

Basın Dünyası

Kitabın yanısıra gazete ve dergi gibi artık 500 yıldan beri varolan ve içerik, biçim ve dağılım açısından aslında sürekli modernleşen ama temel yapısı açısından, sürekli yeni ürünlerin eklenmesine rağmen, nispeten aynı kalan bir medya kolu bulunmaktadır. Basın eskiden olduğu gibi bugün de derin analiz ve arka plan haberciliğinin, konuları belirleme ve yorumlama simgesidir. Alman toplumunda geleneksel sağ sol yelpazesi boyunca sabitleşen ideolojik inançların kısmen ortadan kalkmasıyla birlikte basının kesin olarak siyasi bir görüşe bağlı olma durumu kısmen kalktı. Alman gazete pazarı büyük bir çeşitlilik ve bölgesel farklılık göstermektedir. 333 yerel gazetenin yanısıra Almanya genelinde satılan on ürün bulunmaktadır. On içerik ağırlıklı gazetenin yanısıra daha çok bulvar gazetesi türüne giren dokuz satış ağırlıklı gazete bulunmaktadır. Bu kategori içerisinde büyük etki sahibi “Bild” (Axel-Springer-Yayınevi) dört milyon adet kadar tirajı ile bulvar gazeteleri arasında Almanya genelinde satılan tek ürün olarak dikkat çekici bir rol oynamaktadır. Bütün bu 350 kadar günlük gazetenin toplu tirajı neredeyse 24 milyon adettir.

Ama klasik günlük basın ürününün finansmanı sorunludur: Genç kuşaklar daha az gazete okuyor, reklam gelirleri gerileme gösteriyor, bir çok konu günümüzde, neredeyse bütün yaş gruplarında belirleyici olan internet üzerinden takip ediliyor. Almanların yaklaşık üçte ikisi şimdilerde “online” – 10 yaş üstü 48,7 milyon kişiye denk gelen bir oran. Buna rağmen Almanya’da her üç yetişkinden biri bir gazete satın alıyor, okuyan sayısı tabii daha yüksek.

Bir çok ürün siyasi ve kültürel açıdan çok etkindir. Örneğin Almanya genelinde satılan kaliteli gazetelerden “Frankfurter Allgemeine Zeitung”, “Süddeutsche Zeitung” ve uzun geleneğe sahip haftalık gazete “Die Zeit”.

Etable olan ve geniş kitlelere hitap eden dergilerin yanısıra “special interest” dergilerinin sayısı giderek artmaktadır. Toplam 20 000 dergi, birlikte 200 milyondan fazla tiraja sahip. Bunlardan en çok okunanları: Toplumsal tartışma ortamının etkin bir parçası olan ya da hatta kendileri önemli tartışmalara konu olan “Stern”, “Focus” ve “Spiegel” dergileridir. “Spiegel” dergisi bunlar arasında siyasi bir dergi olarak, belki de haftalık yayınlar arasında uzun vadede en büyük etkiye sahiptir. En büyük dergi yayınevleri Heinrich-Bauer-Yayınevi, Axel-Springer-Yayınevi ve Bertelsmann’a ait Burda ile Gruner+Jahr olarak sıralanabilir. Springer ve Bertelsmann aynı zamanda sahibi oldukları başarılı radyo ve televizyon kanallarıyla ve internet faaliyetleri ile milyarlarca ciro gerçekleştiren ve değişik medya araçlarıyla fikir tekelleşmesine yol açtıkları üzerine bir tartışma başlamasına neden olan medya kuruluşlarıdır.

İnternet ve kullanıcıların ürettiği içerikler

 

Medya dünyası Almanya’da da diğer çoğu ülkede olduğu gibi internete ve mobil iletişime bağlı olarak yeni ve zorlu görevlerle karşı karşıya. Her şeyden önce teknolojik gelişmeler, medya araçlarının “katmanlaşmasını” gerçeğe dönüştürdü; yani aynı aygıt içinde telefon, internet, müzik, video ve televizyon bir araya gelebiliyor. Öte yandan özel ve genel iletişim arasındaki sınırlar belirsizleşiyor. Yani kitle iletişimiyle bellikişi ve kişilere yönelik iletişim iç içe geçiyor

Bugün hala geleneksel nitelikte profesyonel basın ve televizyon içerikleri, medya üretiminin esasını oluşturuyor; ama genç kuşak giderek daha fazla oranda “community iletişimi” ni, söz gelimi geleneksel medyaya alternatif bilgi kaynağı niteliğindeki blog’ları kullanıyor. 2007 sonu itibariyle Almanya’nın en çok ziyaret edilen blogları “Alman Blogcharts” ın verilerine göre Basicthinking.de, bildblog.de (Bild gazetesine eleştirel tutumla karşı çıkan bir blog) ve spreeblick. com. Bugün artık blog kullanıcıların çoğunluğu, bu kaynağın kendileri için bildik gazetecilikten daha inandırıcı olduğunu söylüyorlar. Bu gelişmenin bir sonucu olarak da, medya kuruluşlarının yeni çabaları görülüyor: geleneksel yapıdaki ve gazetecilik süzgecinden geçen sağlam habercilik çalışmalarının yanısıra aynı kuruluşlar, kullanıcıların elinden çıkan içeriklere de zemin sunuyorlar. Gelişmeler istendiği gibi olursa, Alman Medyası, profesyonel standartlarını korurken aynı zamanda izleyicilerden gelecek olan “demokratik” ve spontan unsurlarla beslenecek. “Dijital Almanya” sloganı, sadece iletişim dünyasındaki değişimlere işaret etmiyor, ülkede siyasi katılım, kültür ve dijitalleşmeden etkilenen ekonomik sektörler de, uluslararası güncel gelişmelerle de daha sıcak ilişkilere bağlanıyor.

 

Radyo ve Televizyon Dünyası

 

Alman medya dünyasının zenginliği radyo ve televizyon kanalları ile pekiştiriliyor. Yirmili yıllarda (radyo) ve ellili yıllarda (televizyon) başlayan kamu hukukuna bağlı programlardan sonra seksenli yılların sonundan itibaren kamu hukukuna bağlı kanallar ve özel kanallardan (Kamu Hukukuna Bağlı ve Özel Kanallar) ibaret dual sistemin renkli bir yelpazesi oluştu. Bugün 300 kadar daha çok yerel ve bölgesel yayın yapan radyo istasyonu birbiriyle rekabet içersindedir. 60 kadar kamu hukukuna bağlı radyo istasyonu ve 240 kadar ticari amaçlı radyo istasyonu var. Radyo, kendi tarihinde genel olarak işlev değişikliği yaşadı. Televizyonun devreye girmesinden sonra radyo ikinci bir medya aracı olarak yaşamını sürdürdü ve radyonun kullanım süresi televizyona yaklaşıyor.

Televizyon sektörü dual, ülke genelinde yayın yapan, bölgesel, tüm dallara hitap eden ya da belli alanlara özel programlar olarak çeşitlilik göstermektedir. Almanya, devlet radyo televizyonu alanında olsun (ARD ve ZDF) özel radyo televizyonlarda olsun (RTL, Sat1, ProSieben) hem Avrupa çapında hem de dünya çapında en büyükler ararına giren birkaç medya kuruluşuna sahip. Teknik altyapıya bağlı olarak (yere bağlı, uydu, kablo, geniş band, mobil) ve analog veya dijital olmasına bağlı olarak yirmiden fazla devlet radyo-televizyonu izlenebiliyor (aralarında ARD ve ZDF gibi ulusal, öte yandan yerelde hazırlanan ama tüm ülkeye yayın yapan WDR, MDR, BR, ayrıca belgesel kanalı Phoenix veya çocuk kanalı KIKA gibi özel amaçlı kanallar da olmak üzere). Bunlara ek olarak üç uluslararası çapta yayın yapan kanal olarak Deutsche Welle, Alman-Fransız kanalı arte ve Alman- Avusturya-İsviçre’nin ortak kültür kanalı 3sat var. ARD ve ZDF’nin dijital stratejisi zamandan bağımsız televizyonu (medyatek) ve yeni online ve mobil yayın olanaklarını hedefliyor. Bu süreçte özel kanallarla bir gerilim hep gündeme gelebiliyor, zira özel kanallar “sübvanse edilenler”in pazarı fazla belirlemesinden çekiniyorlar.

10.11.2009
Bookmarks
| |