1. Enformasyon dünyası sürekli daha karmaşık hale geliyor. Her gün yeni teknik olanaklar daha çok bilgi kaynağının kapılarını açıyor. Siz medya kullanımında neyi tercih ediyorsunuz?
Ben çocukluğunu ve gençliğini önceki yüzyılda geçirmiş biri olarak elbette bir “analogcu”yum. Kitapları, gazeteleri, yani basılı sözcükleri seviyorum. Fakat bilgisayarla büyüyen çocuklarım için bu durum benim için olduğundan farklı. Fakat genel olarak medya zehrinin her türlüsünü alıyorum. Medya okyanusuna açıldığımda ister bir bilgisayarın köşeli bir formdan ibaret ekranı, isterse bir kitabın güvenilir, hoş temaslı pürüzsüz yaprakları olsun, her aracı kullanıyorum. Üstelik her anım böyle geçiyor. Çocuklarımla birlikte online bilgisayar oyunlar da oynadığım için dijital gerçeklikle ilgili biraz daha farklı bir bakışa sahibim. Bu her taşın altında bir buzağı arayan içi geçmiş paranoyakların inandığının aksine son derece eğlenceli olabiliyor.
2. Yeni medya araçları her şeyi basitleştirip daha hızlı hale getirdi. Fakat bir yandan sosyal yalıtılmışlık gibi bir olguyla da el ele gidiyor. Medyayla yaşamanın yolunu önce öğrenmek mi gerekiyor?
“Medya yüzünden yalnızlaşma” fikrinin bir saçmalıktan ibaret olduğunu düşünüyorum. İnsanlar asıl kırsal kesimin ücra köşelerinde henüz ortada telefon dahi yokken yalnızlardı. Bugün bazı insanlar yalnız olabilir ama bunun sebebi onların nevrotik ya da depresif olmalarından kaynaklanıyor. Bu sorunlu kesimi dışarıda tutarsanız medya üzerinden herkes büyük dalgaya katılıyor, ister ayrıntılı bilgilenme biçiminde olsun isterse dünyevi sefihlikler olsun. Elbette insanların yeni bir iletişim aracını kullanmayı öğrenmek için belli bir zamana ihtiyaçları var. Fakat bu konuda son derece yetenekliler. İnsan bu noktada, okur yazarlığın yaygınlaşması için gereken zamanı düşünüyor ister istemez. Oysa insanların elektronik medyayla ilişkileri son derece hızla ilerliyor. Tabii şunu da belirtmek gerekir, herkes internetin bilgi ve sosyal boyutunda yer alamıyor. Bugün hala interneti yalnızca bir başvuru katalogu gibi algılayan pek çok pasif medya tüketicisi var. Bu bir eğitim sorunu. Eğitimli, meraklı ve sosyal bakımdan ilerlemeye eğilimli herkes yeni medya türlerini çok daha yoğun bir şekilde kullanıyor.
3. Gençler günlük gazetelere yüz vermezken eski kuşak internetteki sosyal platformlara uyum sağlamakta zorluk çekiyor. Yeni medya toplumumuzu ikiye mi bölüyor? Medya toplumun bireyselleşmesine mi sebep oluyor?
Keşke ikincisi gerçekleşse. Çünkü bireyselleşme benim için olumlu anlam taşıyan bir terim. Hepimiz zaten kendini farklı kılan, kendi kişiliğini geliştiren bireyler olmak istemiyor muyuz? Her tür medya aracı neticede bu hedefe hizmet ediyor. Pek çok araştırmaya göre pembe dizilerin bile eğitici ve eşitlikçi bir yönü var. Hayatı boyunca Almanya’nın ünlü pembe dizisi “Lindenstrasse”yi izleyen biri, sosyal farklılıklar, hoşgörü ve insan sevgisi üzerine bir şeyler öğrenmiştir. Üstelik eski kuşak da internet kullanımı konusunda çağı yakalamaya zaten başladı.
4. Medya dünyasındaki dönüşümden, hep birlikte futbol izlemek ya da sabahları gazete okumak gibi sosyal ritüeller de etkilenecek mi sizce?
Hem evet hem hayır. Topluca futbol izlemek genlerimize işlemiş, topluca tadı çıkartılacak bir keyif. İnsanlar, özellikle de erkekler bu ritüeli uygulamayı dünyanın sonu gelene dek sürdüreceklerdir muhtemelen. Sabah gazete okuma alışkanlığı da, özellikle yine erkeklerin kahvaltı sofrasında iletişimsizliklerini meşru kılmak için kullandıkları bir ritüeldi. Yani gazetelerin bilgi iletmek dışında da bir amaçları var: Sabah huysuzluklarına karşı koruma kalkanı ve kafeler ya da havaalanları gibi halka açık alanlarda bir nevi koza işlevi görüyorlar. Şundan hiç şüphem yok: olur da basılı gazeteler bir gün ortadan kalkarsa, insanlar bunun yerini alacak başka bir şey icat ederler. Kim bilir belki de paravan ya da perde niyetine büyük katlanabilir bilgisayar ekranları icat edilir.
5. Bugün yeni medya araçlarının eskilerin yerini aldığı düşünülüyor. 20 yıl sonra medya “karma medya” kullanımı nasıl bir görünüme kavuşacak?
Yeni medya araçları nadiren eskileri tamamen ortadan kaldırıp yerine geçer. Genellikle medya karmasının bileşenleri değişir ve yenileri eklenir. Televizyon çıktığında sinemanın öldüğü söylenmişti. Hem bu anlayışa göre internetin çoktan ikisini de ortadan kaldırmış olması gerekirdi. Çok saçma. İnternet yirmi yıl içinde bir “omninet” olacak, yani hem her yerde hem hiçbir yerde boy gösteren, tüm içeriğin ve bilginin aktığı bir platform olacak. Ama medya türleri gittikçe daha ince ayrımlarla çeşitlenecek. Kitaplar ve dergiler var olmayı sürdürecekler. Hatta belki de daha güzel, daha zarif, daha hoş kokulu olabilirler. Bir de katlanabilir kağıt benzeri ekranlar. Asıl mesele, zihinsel becerilerimizin daha ne kadar gelişeceğiyle ilgili.
6. Siz bir “dijital geri tepme”yi, internet çılgınlığında bir tür gerilemeyi öngörmüştünüz. Sizi bu düşünceye sevk eden neydi? Bunun şimdiden vücut bulduğunu düşünüyor musunuz? Bunun ne gibi etkileri olacak?
Bu, internete ilişkin 90’lı yıllardaki öngörülerin gerçekleşmediği her an zaten vücut buluyor bir bakıma. Yeterince göze çarpmayan bir offline trend var. Ciddi sayıda insan dijital görüntü ve ses deryasını rahatsız edici ve nahoş buluyor ve yeniden duyusal, dokunarak yaşanan, “gerçek zamanlı” aktivitelere ve tecrübelere yöneliyor. İnternet çoğunlukla vaatlerini yerine getiremiyor. Ayrıca hala toplumun önemli bir kısmı interneti bir iletişim ağı aracı olarak kullanmayı başaramıyor çünkü ya bunun için yeterince eğitimli değiller ya da gerekli sosyal tekniğe vakıf olamıyorlar. Ne de olsa internetin gerçek gücü olan bilgi aracı olma özelliğini, ancak biz kendimiz de düşünce bazında ağ oluşturabilir, sorgulayabilir, iletişim kurabilir ve çalışabilirsek ortaya çıkartabiliriz.
7. Bu klasik medya türlerinin geri dönüşü anlamına mı geliyor?
İnternet halihazırda gazeteleri değiştirmiş, onları daha kısa, özlü ve birçok durumda daha iyi hale getirmiş durumda. Bu doğal seleksiyon gibi işliyor: Anlamsız, gereksiz medyalar yok olurken diğerleri de değişime uğruyor.
8. Basılı medyayı ele alırsak diğer medyalara baskın tarafları hangileri ve bu geleceğini nasıl etkiliyor?
Bana göre gelecekte demeye bile gerek yok. Artık “basılı medya” diye bir şey kalmadı. Günümüzde kendini içeriği, kalitesi, iletişim olanakları, ideolojik yaklaşımı gibi belirleyici olagelmiş kategoriler üzerinden tanımlayan belli medya markaları var sadece. Örneğin bugün pek çok kanaldan yayınlanan bir medya ürünü olan Amerikan dergisi “Wired” gibi pek çok süreli yayın da bu yolu tutuyor. “Spiegel” gelecekte kağıt, cep telefonu ya da bilgisayar ekranı üzerindeki bir dünya algılayışının adı haline gelecek. Yalnızca kağıda basılan bir medya, oldukça yalnız bir medya olmaya mahkum.
9. İçerik sağlayıcılar için işletme modelleri hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?
Oldukça çeşitli olacaktır. Kaliteli ürün segmentindeki bazıları para kazanmaya devam edecekler. Diğerleri ise öncelikli olarak sosyal fonksiyonları yerine getirecek ve club ya da “freemium” modelleri, yani belli temel hizmetlerin ücretsiz sunulduğu ve ek hizmetlerin ücretlendirildiği modelleri uygulayacaklar. Bir kısmı ise yalnızca içerik sağlamaktan vaz geçip servis ve “erişim” pazarlamaya başlayacaklar. Örneğin yerel gazeteler gazetenin yanısıra elektirik, su ve kredi gibi hizmetler sunan “servis sağlayıcılar”a dönüşebilirler.
10. Beklentilerin aksine radyo, değişen medya coğrafyasına sıradışı bir biçimde ayak uydurmayı başarıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?
Radyo yalın ve basit. İnsanın kendini hazırlıksız hissettiği bu medya keşmekeşine karşı gerçek bir retro trend. Bir insan diğerine hitap ediyor. Bu başlı başına son derece güzel bir şey.
11. Uluslararası bağlamda medya kullanımında bir tür özel Alman fenomeni gözlemlediniz mi?
Hayır. Almanlar yalnızca biraz daha heyecana kapılma eğiliminde ve önce her yenilikte, yeterince güvenilir bulmadıklarında ilkin dünyanın sonunun geldiğini düşünme eğilimindeler.
12. Bilim kurgu filmlerinde genellikle günümüzün olguları geleceğe yansıtılır. Bu durum kendini fütürolojide nasıl gösteriyor? Yaptığınız saptamalara nasıl ulaşıyorsunuz?
İnatçı bir araştırma ve model oluşturmada sürekli bir düzeltmeyle. Elbette biz de bugünü geleceğe “yansıtıyoruz”. Yalnızca bizim bunu öncülerimizden biraz daha akıllıca ve farklı şekilde yapmamız gerekiyor.
13. Geleceğin medya dünyasındaki araçlarda bugün ancak hayal edebileceğimiz türden değişiklikler olacak mı?
Örneğin şu anda yapmakta olduğumuz gibi e-mail röportajları gelecekte diyalog şeklinde olacak. Ben size, sizin neler düşündüğünüzü ve bu soruları sormaya karar vermenize yol açan şeyleri sorabileceğim...











