Sunday, 27.05.2012 17:05
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

BMW manager: 'We cannot simply import to China'  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Kültür ve eğitimde dış politika

Kültürel diyalog ve bilimsel değişim

İster bir sergi olsun, isterse bir dil kursu ya da araştırma bursu: Kültür, eğitim ve bilim, kelimelerin yapabileceğinden çok daha basitçe insanlar arasında bağlar kurulmasını sağlayabiliyor

Janet Schayan

Son gün gözyaşları sel gibi akıyor. Çünkü bu üç hafta boyunca yabancı bir ülkeyi beraberce tanıma fırsatını yakalarken birbirleriyle çok iyi anlaştılar. “Bütün gece ağladık”, diye kaydediyor günlüğüne Almanya’da geçirdiği son gününde Floransa’dan Sara. “Buradan gitmek istemiyoruz.” 18 yaşındaki İtalyan genç kız, “Okullar: geleceğin partnerleri” inisiyatifi çerçevesinde tüm dünyadan, sekiz Goethe Enstitüsü’nde düzenlenen yaz kurslarına katılmak üzere gelen 450 kız ve erkek bursiyer öğrenciden biri. Sara, Finlandiya, Tayland, Endonezya ve Moğolistan gibi ülkelerin de aralarında bulunduğu birçok ülkeden gelen kız ve erkek Almanca öğrencileriyle birlikte Haziran ayında Koblenz’deki Vallendar’da üç hafta boyunca yoğun bir Almanca kursuna katıldı ve düzenlenen geziler sayesinde Almanya’yı tanıma fırsatı yakaladı. Açıkça görülüyor ki bu sırada çok da eğlenmiş. Almanya’yı yeniden ziyaret etmeye ve Almanca öğrenmeye devam etmeye kararlı. Tüm dünyadan edindiği yeni arkadaşlarıyla aralarında yoğun bir email trafiği olacağı kesin – elbette Almanca olarak.

İşte hedeflenen tam olarak bu: Bu yılın başında Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier tarafından hayata geçirilen ve dışişlerinin son kültür ve eğitim politikasına dönük inisiyatiflerinden biri olan bu partner okullar inisiyatifinin hedefi, yurtdışından gençlerin Almanya’ya ilgilerini arttırmak. Ayrıca tüm dünyaya yayılmış olarak Almanca’nın öğretileceği toplam 1000 okuldan oluşan bir ağ kurulması da planlanıyor. Bu plan çerçevesinde, Goethe Enstitüsü’nün yanı sıra eğitim ve kültür dış politikasına yönelik başka aracı kurumlar da görev alıyorlar: Yurt Dışındaki Okullar Merkezi (ZfA), Pedagojik Değişim Kurumu ve Alman Akademik Değişim Kurumu (DAAD).

Kültür ve eğitim için dış politika, “dışişleri politikasının üçüncü ayağını” oluşturuyor. Bu alanda yerine getirilmesi gereken görevler kültür ve eğitim alanlarının kendileri kadar geniş. Buna Alman kültür dünyasının yurt dışında tanıtılması ve yurtdışındaki 134 şubesiyle Goethe Enstitüsü aracılığıyla Alman dilinin yaygınlaştırılması gibi görevler de yer alıyor. Yurt Dışı İlişkiler Enstitüsü de (ifa) tanınmış kadın ve erkek Alman sanatçılar için yurtdışında turneler düzenliyor. Eğitim alanındaki en önemli aracı kurumlardan biri de yurtdışında Almanca eğitim veren 100’ü aşkın okulu, pedagojik, personel ve mali bakımdan destekleyen ZfA. Bu okullarda günümüzde öncelikle yüksek kaliteye sahip eğitime önem veren anne babaların çocukları okuyorlar. Bu okulların bazılarında, aileleri okul giderlerini karşılayacak maddi güce sahip olmayan öğrenciler için oluşturulan özel programlar da mevcut. Örneğin Brezilya’nın Sao Paulo kentindeki Alman Lisesi’nde maddi durumu yetersiz ailelerden gelen kız ve erkek öğrenciler bir burs sayesinde bu okulda eğitim alabiliyorlar.

Alman okullarından mezun olan öğrenciler, Almanya’da gerçekleştirecekleri bir yüksek öğrenime en iyi şekilde hazırlanmış oluyorlar. Tıpkı Mahmud Morsi gibi: Mısırlı öğrenci Darmstadt Teknik Ünivesitesi’ndeki enformatik öğrenimini yeni tamamladı. Morsi, yurt dışındaki Alman okullarından kendi döneminin en başarılı mezunları arasında yer alması dolayısıyla Almanya’da göreceği bir yüksek öğrenim için tüm masraflarını karşılayacak bir DAAD bursu almaya hak kazandı. 25 yaşındaki Morsi bunu olağanüstü bir şans olarak değerlendiriyor. “Darmstadt’daki eğitim birinci sınıftı.” 2008’den itibaren Alman okullarından gelen tam burslu öğrencilerin sayısı yıllık 120’ye çıktı – bu sayı öncesine göre ikiye katlanmış durumda. Elbette Almanya’da yüksek öğrenim görebilmek ve araştırma yapabilmek için Abitur yapmış olmak şart değil. Uluslararası bilimsel değişim programları konusunda önde gelen iki kuruluş DAAD ve Alexander von Hum­boldt Vakfı. DAAD her yıl 35.000’den fazla ­öğrenci, mezun, bilim insanı ve sanatçıya burs verirken AvH da yurt dışından 600 akademisyene araştırma bursu sağlıyor.

Farklı ülkelerden ve kültürlerden gelen insanların Almanya’yla bağlantı kurmalarını sağlama amacı, Dışişleri Bakanlığı’nın yurtdışına yönelik kültür ve eğitim politikasını uygulamakla görevli 13 aracı kuruluşun tüm çalışanlarını aynı güçlüğün aşılmasında birleştiriyor. Hedefleri dünyanın her yerinden pek çok insanın faydalanabileceği bağlantılar ve ilişki ağları oluşturabilmek. Örneğin ifa’nın organize ettiği medya diyaloguna yönelik programla son derece başarılı sonuçlara ulaşılmış. Medya diyalogunun en köklü geçmişe sahip örneği, on bir yıldır her sene Almanya’dan ve Arap dünyasından gazeteci ve yayıncıların yoğun toplantılar amacıyla bir araya geldiği Alman-Arap Medya Diyalogu. Başlangıçta bu toplantılarda kalıplaşmış imgeler ve önyargılar üzerine tartışmalar yürütülürken günümüzde gündemi kadının toplumdaki yeri, kültürel küreselleşme, hoşgörü ve düşünce özgürlüğü gibi konular oluşturuyor. Geçen senelerde program İslami kültürle yoğrulmuş başka ülkeleri de kapsamak üzere genişletildi. Türkiye, İran, Pakistan ve Orta Asya’dan kimi ülkelerde de toplantılar gerçekleştirildi.

Kültür ve eğitim çalışmalarında 2008’den itibaren ağırlık verilmeye başlanan bir başka nokta ise Avrupa kıtasının güney komşusu: Dışişleri Bakanlığı’nın özellikle de gençleri hedef alan programının adı “Afrika Girişimi”. Birçok inisiyatif aracılığıyla üniversiteler ve bilim alanında ortak çalışmaların geliştirilmesi amaçlanırken, iki yerde de Goethe Enstitüsü açılması planlanıyor. Bir yandan da Afrika’nın pek çok ülkesinde Alman kültür haftaları ve Alman sanatçılar tarafından sahnelenen oyunlar sergileniyor. Aynı şekilde “Berlinale Talent Campus 2008”de Afrika ana konulardan birini oluştururken Berlin’de sonbaharda düzenlenecek Edebiyat Festivali’nde ise gözler Afrikalı yazarlara çevrilecek. Ayrıca okullar ve spor alanlarında da “Afrika Girişimi” kapsamında yeni değişim programları düzenleniyor. Sonunda gene ayrılık acısıyla gözyaşları akacak olsa da güzel bir şey. Nihayetinde dünyadaki kendi başınalıklar biraz daha azalmış olacak.

24.07.2008
Bookmarks
| |