Claudia Kemfert Berlin’deki Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nün enerji, trafik ve çevre departmanını yönetiyor
Aynen devam etmenin bize maliyeti ne olacak? Arkasını düşünmeden zararlı gazları havaya salmamızın faturasını ödemeye gerçekte ne kadar hazırız? Şu çok açık; eğer ekonomimizi, iklim korumayı göz önünde bulundurmadan işletirsek bu sonunda çok pahalıya mal olacak. İklimin korunmasının çok masraflı olduğunu düşünenler, ihmal edilen iklimin nelere mal olacağını gözden kaçırıyorlar. Üstelik bundan 50 yıl sonra değil, şimdiden. İklimin korunması çok daha aza mal olabilirdi.
Sunita Narain 1982’den beri Yeni Delhi’deki “Centre for Science and Environment” kuruluşunun yöneticisi
İklim değişikliği uluslararası işbirliği zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. İklim değişikliği bize, dünyanın bir bütün olduğunu diğer her şeyden daha net bir biçimde gösteriyor. Nasıl zengin ülkeler geçmişte tonlarca karbondioksidi atmosfere pompaladılarsa, bugün de yükselmeye çalışan ülkeler aynısını yapıyor. İklim değişikliğiyle mücadele aynı zamanda bize etkili kontrollere ulaşmanın yegane yolunun centilmenlikten ve eşitlikten geçtiğini göstermektedir: Tüm dünya çapındaki bu en büyük ortak girişim ancak bu şekilde mümkün olabilir.
Stavros Dimas 2004’ten beri Brüksel’de AB Çevre Komiserliği yapıyor
Ülkelerimizdeki karbondioksit emisyonunun önemli bir bölümü ulaşım alanından kaynaklanıyor. Bu yüzden motorlu taşıtların emisyonunun azaltılması yönünde bir dizi önlem alınacak. Gelecekte yenilenebilir enerji de daha çok kullanılacak. Fakat hedefimiz aynı zamanda konutlarda bugüne kadar tüketilen enerji miktarında gözle görülür bir azalma sağlanması olmalı. Almanya iklim değişikliğine karşı mücadelede öncü bir rol üstleniyor ve bir yandan da yenilenebilir enerjilerin ve doğa dostu teknolojilerin geliştirilmesinde hızı belirliyor.
Jeremy Rifkin Washington’daki “Foundation on Economic Trends” kuruluşunun başkanı
Fosil yakıtlara olan bağımlılığımız ekonomik açıdan her geçen gün daha büyük bir ayak bağı halini alıyor. Bu yüzden her ülkenin kendine yöneltmesi gereken soru şu: Bu ülke 25 yıl sonra nerede olacak? Hala ikinci sanayi devriminin, miyadı dolmuş endüstrisinin ve enerji kaynaklarının tutsağı mı olacak? Yoksa enerji ve endüstri alanlarında üçüncü sanayi devrimini mi gerçekleştirecek? Bu devrim dünyayı eski kömür bazlı ve kentsel yerleşimin içine sızmış enerji kaynaklarından uzaklaştırarak atık gazlardan uzak, sürdürülebilir bir geleceğe taşıyacak.
Klaus Töpfer Potsdam’daki İklim Değişikliği, Dünya Sistemi Ve Sürdürüleilirlik Enstitüsü’nün kurucu direktörü ve 1998’den 2006 yılına kadar BM Çevre Programı’nın (UNEP) yöneticiliğini yapmış bir isim
Kendimize sürekli yöneltmemiz gereken soru şu: Neden enerjiye ihtiyaç duyuyoruz? Ve onu nasıl harcıyoruz? Enerji verimliliği gündemimizin tartışmasız en önemli maddesini oluşturuyor. Öncelikle İngilizce’de “low hanging fruits” olarak anılan, alt dallarda asılı, alması kolay meyvelere uzanmalıyız. Çünkü iklim değişikliğiyle mücadelede elimizi çabuk tutmak zorundayız. Bilimsel verileri siyasi alana taşımakta çok zaman kaybettik.











