Sunday, 27.05.2012 16:53
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

BMW manager: 'We cannot simply import to China'  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Toplum

İslami eğitim

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Almanya’nın Birliği bayramında İslam’ın Almanya için artan önemine işaret etti. Bu durum, Alman akademi dünyasına da İslami eğitimle ilgili öğretim programlarının açılmasıyla yeni bir gelişme olarak yansıyor.

Uta Rasche

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff 3 Ekim 2010’da Almanya’nın milli bayramı vesilesiyle yaptığı ve üzerinde çok durulan konuşmasında “İslam artık Almanya’nın bir parçası” dedi. CDU kökenli bir politikacı olan Wulff resmi Türkiye ziyaretini gerçekleştirmeden günler önce söylediği bu sözle, Müslümanların Almanya’nın başının üstünde yeri olduğunu vurguluyordu; İslam inancının hakim olduğu ülkelerden gelen göçmenlerin entegrasyonda yetersizlikleri iddiasının yüksek sesle dile geldiği son günlerdeki tartışma ortamında cesur bir cümle. Berlin senatosunda mali işlerden sorumlu eski senatör Thilo Sarrazin, “Almanya Kendini Yok Ediyor” kitabıyla provokatif bir üslupla yürüttüğü bu tartışmada, Müslüman ülkelerden gelen göçmenlerin eğitim düzeylerinin genelde düşük olduğunu ama daha fazla çocuk yaptıklarını, böylece de ülkede entelektüel düzeyin gerilediğini ileri sürüyordu.

Oysa tam da içinde bulunduğumuz dönemde, Almanya’nın üniversitelerinde Wulff’un sözleriyle altını çizdiği bir gelişme yaşanıyor: Yakın gelecekte ilgili fakültelerde İslam din öğretmenleri ve imamlar eğitilecek. Bu programların finansmanı eyalet bütçelerinden karşılanıyor. Ayrıca en iyi konsepti sunan üç fakülte, Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı’nın bütçesinden de ek ödenek alabilecek ve bu miktar her biri için önümüzdeki beş yılda dört milyon Avro’ya kadar çıkabilecek.

Osnabrück Üniversitesi’nde din pedagojisi öğretim üyesi Prof. Bülent Uçar “Biri bunu on yıl önce söyleseydi üstüne gülerlerdi” diyor. “Gerçekleşen zihniyet değişkliğini tahayyül etmek zor. Alman üniversitelerinde İslam din öğretmeni ve imam eğitimi vermeye ihtiyaç olduğu, bugün artık Hıristiyan Demokrat politikacılar arasında kabul görmüş bir düşünce halini almış bulunuyor.” Birkaç yılı kapsayan bir diyalogu başlatan bir etkinlik olarak “İslam Konferansı”nı toplayarak bu yöndeki gelişmeyi hazırlayan kişi de, daha önce içişleri bakanlığı da yapmış olan CDU’lu politikacı ve Maliye Bakanı Wolfgang Schäuble’den (CDU) başkası değildi. Almanya’daki İslami cemaatler doksanlı yılların ortalarından beri çocuklarının Alman devlet okullarında din dersi almaları için uğraşıyorlardı.

Ama eğitim konularında yekili merci olan eyaletler tereddütlü davrandılar. İslamiyet, Hıristiyanlık kiliselerinden farklı bir yapıya sahipti. Eğitim içeriğini kim belirleyecekti, öğretmenlerin uygunluğuna kim karar verecekti? Hıristiyanlık din dersi söz konusu olduğunda kiliseler kararlara katılıyordu; ama eyaletlerin, Almanya’daki çok sayıda İslami gruplardan hangilerine danışmaları gerekiyordu? İslami birliklere güven ve siyasi irade açısından da sorun vardı. Bu tereddütlerin sonucunda, sadece yabancı oranının yüksek olduğu birkaç okulda model uygulamalarla sınırlı kalındı.

Bu yaklaşım 11 Eylül 2001’le birlkte değişti. Nitekim eylemi yapan suikastçiler Almanya’da radikalleşmişlerdi. Siyasi çevreler, İslam din dersinin aşırı fikirlere karşı bağışıklık kazandırıcı bir etki yapması umudunu taşıyor. Siyaset alanının İslam din dersinden ikinci büyük beklentisi, öğrencilerin entegrasyonunda yapacağı iyileştirme; zira din dersleri onların kimliklerini güçlendirerek Müslümanların Almanya’da benimsendiğini göstermiş olacak.

Almanya’daki Müslümanların yaklaşık dörtte biri reşit değil. Şimdiye kadar onların sadece yüzde üçü İslam din dersi alabiliyorlardı. Din dersini ülkeye yayabilmek için binlerce öğretmene ihtiyaç var. Federal Yönetim’in mali desteğini almaya hak kazanan üniversiteler Almanya’nın güneyindeki Tübingen ile kuzeydeki Münster ve Osnabrück Üniversiteleri. Son ikisi trenle birbirine sadece yarım saat uzaklıkta ve içerik olarak daha kapsamlı bir programı sunabilmek için işbirliği içinde olmaları düşünülüyor. Cumhurbaşkanı Wulff’un memleketi de olan Osnabrück’te Türkiye kökenli iki profesör, Bülent Uçar ve Rauf Ceylan, Münster’deyse Lübnan kökenli Mouhanad Khorchide ders veriyor. Tübingen’de henüz profesör atanmış değil. Bunun da çözümü kolay değil, çünkü İslam din pedagojisi alanında Almanca bilen akademisyen yok denecek kadar az. Belli bir süre Müslüman ülkelerden konuk öğretim üyeleriyle idare edilmesi gerekecek.

Türkiye’nin Diyanet İşleri Başkanlığı, Frankfurt’ta (Main) iki profesörlük kadrosunun (“vakıf kürsüsü” olarak tahsis edilen iki kadro) finansmanını sağlıyor. Bu kadroda görev yapan akademisyenler Ömer Öszoy (İlahiyat) ve Abdullah Takım (İslam Bilimleri). Erlangen-Nürnberg ile Marburg-Gießen Üniversiteleri de Federal Yönetim’in bütçesinden destek almak istiyorlar. Ama onların sunduğu konsept Federal Eğitm Bakanı Annette Schavan’ı (CDU) ikna etmeye yetmedi. Bu üniversitelerin ve isteyen başka üniversitelerin de kaynaklara başvurması için 2011’de ikinci bir tur olacak.

Henüz açıklığa kavuşturulmamış olan bir konu, öğrencilerin mezuniyet sonrası istihdam olanakları. Din dersi öğretmeni olmak için ikinci bir alanda eğitim görmeleri gerekiyor. Devletin finanse ettiği öğretmenlik kadrolarına başvuru için bir ön şart bu. İslami cemaatler esas olarak bağışlarla ayakta durdukları için imamlarına geçinmeye yetecek bir ücret ödeyemiyorlar. Bu nedenle Aşağı Saksonya İçişleri Bakanı Uwe Schünemann (CDU), İslam din dersi öğretmenlerini yarı zamanlı statüde ücretlendirerek geri kalan zamanlarında imamlık yapmaları önerisini getirdi. Böylece gelirleri artmış olacak ve cemaate karşı da belli bir bağımsızlıkları olacak. Osnabrücklü Profesör Bülent Uçar bir adım daha ileri gidiyor: Devletin kuracağı bir vakfın gelirleriyle imamların maaşlarının ödenmesini öneriyor. Ama Almanya gibi, devletin dini cemaatlerin selamatini düşündüğü, ama hepsine karşı tarafsız ve eşit uzaklıkta durduğu bir ülkede bu tür bir önerinin gerçekleşmesi pek mümkün değil.////

28.10.2010
Bookmarks
| |