Sunday, 27.05.2012 16:52
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

BMW manager: 'We cannot simply import to China'  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Bir arada yaşayan farklı kültürler

Yaşamın içinden ­haberler

Göçmen ailelerin çocuklarına destek oluyor, entegrasyonun ve kültürel değiş tokuşun önünü açıyorlar: Almanların ve göçmenlerin bir aradalıklarını güçlendirmek üzere çalışan sayısız proje ve inisiyatif

Rainer Stumpf

Almanya’nın birçok yerinde kültürler arası karşılaşmalar yaşanıyor. Komşuluk ilişkilerinde, yerel festivallerde, spor alanlarında, gençlik merkezlerinde, iş yerlerinde, okullarda ve anaokullarında. Fakat her geçen gün daha da belirgin bir şekilde ortaya çıktığı üzere, bu karşılaşmalar kendiliğinden bir aradalığa dönüşmüyor. Bu yüzden Almanya’ da kültürler arası birlikteliği geliştirmek adına birçok kişi ve kurum kendini bu göreve adıyor. Bir müdahaleden ziyade karşılıklı hoşgörü ve anlayış yolunda rehberlik ediyor ve gündelik yaşamda “biz” duygusunu sağlamlaştırıyorlar.

Bu alandaki proje ve girişimlerin ülke çapındaki sayısını kimse tam olarak bilmiyor. Kesin olan bir tek şey var: Sayıları binlerle ölçülüyor. Bunlardan biri Hamburg’da bulunan Körber Vakfı. Vakfın 1999 yılında kurulan alt kolu Hamburger Tulpe (Hamburg Lalesi), göçmen kökenli olan ve olmayan Hamburglular arasında örnek gösterilecek biçimde, köprüler kurmayı başaran projelere imza atıyor. 2008 yılında ödüle layık görülen “Switch” adlı proje, farklı kültür çevrelerinden çocukları alışılmadık yöntemlerle bir araya getiriyor (Bkz. Sayfa 62). Vakfın verdiği “lale” ödülünün bu şekilde isimlendirilmesinin elbette sebepleri var. Ödüle ismini veren bu çiçek tam da “köklerinde göçmenliği barındıran ama aynı zamanda tamamen entegre olmuş” olmasından dolayı seçilmiş. İlk lale soğanları 450 yıl önce Osmanlı İmparatorluğu’ndan Batı Avrupa’ya, Avrupalı bir elçinin bavulunda gelmiş.

Hamburg’un 600 kilometre güneyindeki bir başka kentteyse, kültürler arası ortak bilinç bambaşka bir şekilde kendini gösteriyor. 327.000 nüfuslu Mannheim, 65.000 göçmenle Almanya’nın, göçmen oranı en yüksek şehri. Onlarca yıldır göçmenler ve Almanların bir arada yaşaması dendiğinde burası örnek gösterilen bir kent. Ünlü Mannheim Modeli, Almanya çapında bir parola adeta. Buradaki en sıra dışı inisiyatiflerden biri de Türk-Alman Entegrasyon Araştırmaları Enstitüsü. Bu Enstitü, 1995 yılında, bir caminin inşası çevresinde başlayan tartışma sürecinde kurulmuş. Bu süreçte, Hıristiyan ve Müslüman topluluklar arasında her iki tarafın önyargılarını aşıp birbirlerini tanımalarını ve karşılıklı anlayış geliştirmelerini sağlayacak bir köprüye ihtiyaç duyulduğu taraflarca açıkça görülmüş. Enstitü, kültürler ve dinler arası iletişimi ve hem göç alan hem de göç eden toplumun karşılıklı duyarlı hale gelmesini sağlamak üzere, toplumsal organizasyonlar, okullar, cami ve kilise cemaatleriyle birlikte çalışıyor. Cami uzun zamandır bir kavga konusu olmaktan çıkmış ve iki taraf fikir birliği içinde “açık cami” konseptini geliştirmiş. Bugüne kadar yaklaşık 250.000 kişi, bir zamanlar ateşli tartışmalara yol açan Yavuz Sultan Selim Camii’ni ziyaretçi olarak gezmiş.

 

Restoranda Almanca öğrenmek

33 ülkeden 120 insan, her gün Hamburg’daki “Oktober” restoranlar zincirinin yedi restoranında işbaşı yapıyor. Kimi mutfakta kimi garson olarak müşterilere hizmet ediyorlar. En büyük hengamede dahi bir anlaşma sorunu yaşanmıyor çünkü işyerinde herkes Almanca konuşuyor. Restoranın sahibi Ömer Merdin bu konuya büyük önem veriyor. Kendisi de 19 yaşındayken Türkiye’den Almanya’ya göç eden Merdin, Almanca konuşmanın ne kadar önemli olduğunu biliyor. Bu yüzden, yeterince ­Almanca bilmeyen çalışanlarının düzenli dil kurslarına katılımlarını finanse ediyor. “Üstlendiği bunca sorumluluk-Almanya çapında düzenlenen 2008 “Kültürel Çeşitlilik Fırsatı” yarışmasında birincilik ödülüne layık görülmüş. Lokantacı ayrıca çalışanları için bir mesleki eğitim fırsatı da yaratmış. Bu eğitimden geçmemiş çalışanlar hizmet sektörüne yönelik servis ve mutfak alanlarında meslek diploması edinebiliyorlar.

www.vielfalt-als-chance.de

Semtin anneleri

Siyah giysiler, kırmızı bir şal ve renkli bir çanta: Berlin’in Neukölln, Kreuzberg ve Steglitz gibi semtlerinde bu kıyafetlerle dolaşan kadınlar artık tanınıyor. Hatta kimileri onları kendi oturma odalarında misafir etmiştir. Onlar çoğunluğunu Türk ya da Arap kökenli göçmen kadınlar, kendilerine has bir ­misyonları olan “semt anneleri”. Diğer göçmenlere gündelik sorunlara ilişkin cevaplar sunuyorlar. “Semt anneleri” eğitimden sağlığa on farklı konuda danışmanlık yapıyorlar. 2006 yılında Neukölln’de hayata geçirilen bu proje kapsamında, bugün yaklaşık 180 kadın Berlin’in bu üç semtinin sokaklarını arşınlıyor. Çalışmalar hedefine ulaşmış. Kendilerini bu işe adayan göçmenler dil engeli olmaksızın, ­Alman sosyal hizmet uzmanlarının asla ulaşamayacakları insanlara ulaşabiliyorlar.

www.berlin.de

Hamburg’da dünya turu

Hamburg’da 180’i aşkın milletten insan yaşıyor. Çocuklar için elbette farklı kökenli ailelerin yaşam biçimlerini tanımak kolay ele geçmeyecek bir fırsat. Hamburg’da kültürel köprülerin mimarları, bu bilinçle sıra dışı bir program hazırlamışlar: Dokuz ila ön dört yaş arasındaki çocuklar, “Switch” adlı bu kültürler arası aile değişim programından faydalanıyorlar. Dörtlü gruplar oluşturan kız ve erkek çocuklar, yaşadıkları şehir içinde her günü bir ailenin misafiri olarak onlarla geçiriyor ve sıraları geldiğinde kendileri de aileleriyle birlikte grubun diğer üyelerini ağırlıyorlar. Böylece her aile kendi ülkesinin elçiliğini üstlenmiş oluyor. Tek koşul, çocukların aralarında Almanca konuşmaları.

www.switchhamburg.de

Geleceğe start almak

Yüksek öğrenim şansını yakalayan göçmen çocuklar, genel grup içinde hala epey istisna durumunda. Hertie Vakfı hayata geçirdiği Start Programı’yla bu durumu değiştirmeyi kendine görev edinmiş. İlk defa 2002 yılında göçmen ailelerden gelen çocuklar üniversiteye uzanan yolu açacak lise diplomasını alabilmeleri için birer bursla desteklendiler. Hessen Eyaleti’nde 20 bursiyerle başlayan program bugün ülke çapında 60 ülkeden 500 öğrenciye burs veriyor. Diğer şeylerin yanı sıra bursiyerler her ay 100 Avro tutarında eğitime destek parası , internet bağlantısı da dahil olmak üzere bir dizüstü bilgisayar alıyorlar ve seminer ve workshoplara katılma şansını yakalıyorlar. Ayrıca tüm bunlara ek olarak bir de, dil kurslarına, özel derslere ya da eğitim seminerlerine harcanmak kaydıyla yıllık 700 Avroluk bir destek ödeneği de program dahilinde.

www.start-stiftung.de

Kültürel ortaklık

2006 yılının Eylül ayında Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier ve o zamanki Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Ernst Reuter İnsiyatifi’ni (ERI) İstanbul’da hayata geçirdiler. Start verilirken açıklandığı gibi İnisiyatif’in amacı ekonomiden medyaya, sanattan kültüre, eğitimden bilime, birçok alanda ortaklıklar kurarak Türk-Alman işbirliğini güçlendirmek ve iki ülke arasındaki kültürler arası diyalogu canlandırmak. 2008’in sonlarına geldiğimiz bugünlerde 16 proje, birleşmiş altı elden oluşan İnisiyatifin erguvan rengi logosunu taşıyor. Ernst Reuter İnsiyatifi birçok başka projenin yanı sıra, Türkiye’den Almanya’ya gönderilecek Türk imamların Almanca derslerini ve “Türk Alman Gençlik Filarmoni Orkestrası’nı destekliyor (Fotoğraf). İki ülke arasındaki bilimsel ilişkiler alanında, Ernst Reuter İnsiyatifi çatısı altında şu sıralar şekillendirilen ­kilometre taşı niteliğinde bir proje daha var: İstanbul’da kuruluş çalışmaları sürdürülen ilk Türk-Alman Üniversitesi.

www.ernst-reuter-initiative.de

Barış şutu

O bu görevi baş tacı etmiş: Volkan Inak düzenlediği Barış Kupası için saç kesimini barış işaretiyle yaptırmış. 11 Eylül 2001 İkiz Kuleler saldırısının ardından, yaşadığı kent Wedel’de Müslüman ve Hıristiyanlar spontan bir şekilde dua etmek üzere bir araya gelmişler. O zamanlar 12 yaşında olan Inak, karşılaştığı bu tablodan çok etkilenmiş ve insanların barış içinde bir arada yaşamaları için kendisi de bir şeyler yapmaya karar vermiş. Sonunda bir hayır turnuvası düzenlemeye karar vermiş ve Wedel Barış Kupası ortaya çıkmış. Volkan Inak, birçok ülkeden gelen ve farklı dinlere mensup birçok genci, futbol aşkı ve tutkusu vesilesiyle bir araya getiriyor. Bugün Hamburg, Bremen, Kuzey Ren-Westfalya ve Aşağı Saksonya gibi bir çok bölgeden on iki ila on altı yaşları arası yaklaşık 100 kız ve erkek çocuk, bu birleştirici spor ­etkinliğine katılmak üzere Wedel’e geliyor.

www.wedel.de

Manevi annelerle gelecek

Almanya’da göçmen ailelerden gelen kadın ve kız çocuklarının yarısından azı mesleki bir eğitime başlayabiliyor. Bu durumu değiştirmek üzere Mettmann kenti ve çevresinin yerel yöneticileri 2006 yılında harekete geçmişler ve “ProMMi –Göçmen Kökenli Kız Çocukları İçin Eğitim Projesi”ni hayata geçirmişler. Amaç, bölgedeki Müslüman göçmen ailelerinden gelen kız çocuklarına mesleki entegrasyon için destek olmak. Meslek liseleri ve şirketlerle ortak çalışan yerel yönetim meslek seçiminde destek olmak ve yönlendirmek üzere 8. sınıftaki öğrencilere yönelik çalışmalar yürütüyor. Bir destekçinin önerisi ise sıra dışı bir renk katmış. Mesleki eğitim almış göçmen kökenli kadınlar ProMMi katılımcılarına gönüllü olarak danışmanlık ve rehberlik ediyorlar. Böylece hem yol gösterici olurken hem de onlar için bir tür manevi anne olarak örnek teşkil etmiş oluyorlar.

www.prommi.info

Kültürler bölgesi

“Avrupa Kültür Başkenti RUHR.2010”un organizatörlerinin planları kulağa etkileyici geliyor. Almanya’nın en batısında Ruhr Bölgesi’ndeki 53 kentten oluşan yerleşim ağıyla yeni tarz bir kentsel bölge olarak Avrupa’nın üçüncü en büyük metropolünü yaratmak. RUHR.2010 pogramının önemli konularından biri de göç. Beş milyonu bulan bölge nüfusunun yaklaşık 600.000’ini göçmen olan bir yerde şaşırtıcı bir şey değil. Kültürlerin eridiği bu çok uluslu pota nasıl oluştu? Ne gibi problemler ve zorlukların üstesinden gelinmesi gerekiyor? Bu sorulara cevap aranan etkinliklerden biri, Ruhr Bölgesi’nde yaşayan insanların sanat, mizah ve dillerini yansıtan kültürler arası ­festival “Melez” olacak (fotoğraf). En iddialı proje ise Avrupa çapında bir yaratıcılar ağı kurmak: TWINS2010. Çalışmaya, bölgenin yanı sıra 200’e yakın Avrupalı partner şehirden yaratıcılar fikirleriyle başvurabiliyor.

www.kulturhauptstadt-europas.de

20.11.2008
Bookmarks
| |