Sunday, 27.05.2012 16:46
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

“Kaçış planlarım hazırdı”

Seyircisini şaşırtacak bir şey buluyor her zaman. Almanya’nın en sevilen tiyatro oyuncularından olan Jan Josef Liefers’le yeni sahne programı ve DAC’de geçirdiği yaşamı üzerine

Sayın Liefers, “Çocukluğumun Soundtrack’ı” programıyla Almanya’da büyük salonları doldurmayı başardınız. Bu malzemeyle turneye çıkma fikri nasıl ortaya çıktı?

Aslında başlangıçta sadece Bochum’da bir müzik konseri planlanmıştı, buradaki düşünce de beni şekillendiren müzikten örnekler vermekti. Bu fikirle önce çocukluk dönemimde dinlediğim grupla buluştum ve bu grubun bazı parçalarının bende ne kadar derinlere işlemiş olduğuna kendim de şaşırdım. Batı Almanya’nın da en batısındaki seyircilerimiz, bilmedikleri bir dünyanın bombardımanı altında kalmasınlar diye şarkılarla ilgili, şarkıların arka planları, bazı bağlantılar üzerine açıklamalar yapmaya, birkaç keyifli ama aynı zamanda gerçek öykü anlatmaya başladım, bütün bunlar şaşırtıcı şekilde çok tuttu. Sanki insanlar onca zaman bilmeden böyle bir akşamı beklemişler gibi birçok yerden geri dönüşler aldık. Grup toplandı, birbirimizin gözlerinin içine baktık, herkes aynı şeyi düşünüyordu. Bunun üzerine ben oturdum, birkaç şarkı daha seçtim, babamın eşyaları arasında eski 8 mm.lik filmlerden kesitler aldım ve eski orijinal şarkı kayıtlarını aradım.

2009 yılında DAC dönemi rock müziğini ilgi çekici kılan şey ne?

İngilizce sözlü müzikten farklı olarak her Alman bunların sözlerini anlıyor ve etkisini hissedebiliyor. Bizim show’umuz sohbet havasında bir akşam. Bu şekilde tarih somutluk kazanıyor. Ben ne kahraman ne de kurban hikayeleri anlatıyorum, anlatılan durumların çoğu her an bir yerlerde herkesin yaşayabileceği türden şeyler. Birkaç istisna dışında hepsinin siyasetle ilgisi belli belirsiz. Burada, biz siyasetle ilgili olmasak da siyasetin bizim günlük yaşamımızı belirlediği de ortaya çıkıyor. Tek tipleştirmeye ve resmi ideoloji sadakatine kendi tarzında direnmenin hallerini sergiliyoruz biz. DAC diktatörlüğünde tanıdığımız devlet kültüründen ayrılan durumların bu özelliği çoğunlukla kendini ilk bakışta ele vermiyor.

DAC’de siz sürekli dışlanıp sıkıştırıldınız. Üniversite yeterliliği kazanmanıza imkan verilmedi, 1989 gösterilerinde kürsüdeydiniz. DAC devletinde sizi rahatsız eden neydi?

Neresinden başlayayım? Öncelikle rejimin iki yüzlülüğü ve var olanı görmezden gelişi. Seslendirilenlerle gerçeklerimiz arasındaki kopukluk. Sonra tabii sınırlar içine hapsedilmiş olmak. Ama ben DAC rejiminin bir kurbanıyım diyemem. Evet köşeye sıkıştırıldım, ama başıma gerçek anlamda kötü bir şey hiç gelmedi. Ailemin bana kazandırdıkları sayesinde yolumu bir şekilde buldum. Çok şanslıydım ayrıca. İnsan bazen aklıselimin izinden gidiyor ve kendisi fark etmeden siyasi adımlar atıyor. “Yeni Forum”un bir bildirisini, orada yazanı doğru bulduğun için ve bir şeylerin artık değişme zamanı geldiğini düşündüğün için imzalıyorsun. Ve birden kendini yarım milyon insanın önünde buluyorsun, neredeyse altına ediyorsun, ama gene de konuşmanı yapıyorsun. Belki ben biraz kendi sınırlarımı zorladım, ama akıllı bir adam bir keresinde şöyle demişti: Eğer zamanında ağzını açmazsan, bunu yapabilecek gücü bulamazsan, ilerde o gücü bulduğunda bu sefer ağzını açamayabilirsin.

Tiyatro eğitimini tamamladıktan sonra ilk filminizi Güney Amerika, Batı Almanya, Fransa ve İspanya’da çevirdiniz. O sıralar Doğu Almanya’dan kaçmayı düşünmediniz mi hiç?

Güney Amerika beni gerçekten temelimden sarstı. Ekvator’da geçirdiğim zaman beni çok değiştirdi, dünyanın büyüklüğüyle ilgili yeni şeyler öğrendim. Ulusal Halk Ordusu işi ciddileştirip benim askerlik hizmetini reddetmem karşısında yaptırımlara başvurulacağı tehdidinde bulunulduğunda kaçış planlarımı yaptım. Ama bu dediğim şey 1989 yılının Bahar ve Yaz aylarındaydı. Gerisi tarihin kendisi.

Jan Josef Liefers

Almanya’nın çok yönlü sanatçılarından Jan Josef Liefers, oyuncu, şarkıcı, senaryo yazarı, yönetmen ve seslendirme sanatçısı. 1964 Dresden doğumlu sanatçı bu özellikleriyle, bir aile geleneğini sürdürüyor. Anne babası da oyunculuk ve yönetmenlik yapmış kişiler. DAC’nin Halk Ordusun’nda askerlik hizmeti yapmayı reddetmiş olan Liefers, tiyatro eğitiminden önce marangozluk okulundan mezun oldu. Dört çocuk babası sanatçı Berlin’de yaşıyor.

19.03.2009
Bookmarks
| |