DÜNYADA HATIRLANMAYA DEĞER ŞEYLER, eşsiz olmalı: Mesela 1990 yılından bir diplomasi harikası olan ve Alman birliğini olanaklı hale getiren “İki Artı Dört Anlaşması” gibi. Ya da otomobilin doğum belgesi sayılabilecek ve dünyayı gerçekten hareketli kılan “1886 Benz Patenti”. Söz konusu her iki belge de 25 Mayıs 2011’den beri UNESCO Dünya Doküman Mirası “Memory of the World”ün birer parçası. Böylece Almanya bu programda aralarında Gutenberg İncili, Beetoven’in Dokuzuncu Senfonisi ve Nibelungen Destanı’nın da yer aldığı toplam 13 ayrı dokümanla temsil edilir hale geldi.
Kilitli kasalarda ve kütüphanelerde korunan dokümanlara kıyasla biraz daha kolay ulaşılabilir olan Alman doğa ve kültür mirasları da günümüzde dünya çapında toplam 900 mahali kapsayan UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde insanlığın dünya mirası örnekleri olarak yer alıyor: Almanya 36 dünya mirası mahalliyle, UNESCO mührünü taşımaya hak kazanan ülkeler arasında, sahibi olduğu kültürel ve doğal miras sayısıyla önde gelenlerden. İspanya, İtalya, Çin ve Fransa’nın ardından Almanya dünya mirası olarak kabul edilen anıtlar açısından en zengin beşinci ülke. Bu saygın listede çok çeşitli mimari anıtlar, saraylar, kiliseler, manastırlar ve eski kent merkezleri, bahçeler, doğal alanlar ve parklar ile endüstri kültürüne ait yerler sıralanıyor: Belki bu anıtların tümünü tek tek ziyaret etmek isteyen birinin haftalarca yollarda olması gerekir, fakat bu yolculukta Alman kültür tarihine ilişkin eşsiz bir izlenim de edinebilir.
Alman kültür mirasının gösterişli temsilcilerinden en önemli örnekleri arasında Berlin ve Potsdam’daki saraylar ve bahçeler, Eisenach yakınlarındaki masalsı ve cüretkar Wartburg ya da Tiepolo tarafından yapılmış devasa tavan freskiyle Würzburg Sarayı sayılabilir. Kutsal mekan anıtları arasında yüzlerce yıl öncesine uzanan Aachen, Köln, Speyer, Trier ve Hildesheim Katedralleri öne çıkıyor. Martin Luther adıyla birlikte anılan ve reformasyonun önemli merkezleri olan Wittenberg, Eisleben ve Eisenach da bir o kadar eşsiz. Sanayi kültürünün mekanlarıysa daha dünyevi. Fakat onlar da Alman tarihine damgasını vuran merkezler: örneğin Saarland’daki Völking Demir Döküm Merkezleri ya da Essen’deki Zeche Zollverein Endüstri Kompleksi. İnsan tek başına burada günler geçirebilir ve kömürün dünya ekonomisinin siyah altını olduğu zamanlarla ilgili pek çok şey öğrenebilir. Ziyaretçilerim Bamberg, Goslar, Lübeck, Quedlinburg, Regensburg, Stralsund ve Wismar’daki dünya kültür mirasları için bol zaman ayırmaları gerekiyor: Buralarda eski kent dokusunu oluşturan bina topluluklarının tamamı UNESCO koruması altında. Alman kültür mirası yerlerin en genişini ise yaklaşık 10.000 kilometrekarelik alanlarıyla Kuzey Denizi’ndeki Alman-Hollanda Med-Cezir Düzlükleri (Wattenmeer) oluşturuyor. Öte yandan 550 kilometrelik uzunluğuyla bir zamanlar Roma İmparatorluğu’nun sınırı olan “obergermanisch-rätischer Limes” de Avrupa’nın en uzun insan yapısı eseri olma rekoruna sahip.
Dünya mirası örnekleri bu denli çeşitli olsa da onları birleştiren bir nokta var: UNESCO Dünya Mirası Fonu’nun üçüncü en büyük destekçisi olan Almanya UNESCO koruması altındaki hazinelerinin büyük bir dikkatle korunmasına ve sayılarının sürdürülebilir şekilde artmasına büyük bir önem atfediyor. Anıtları koruma ve restorasyon konusundaki deneyimlerini ve yetkinliğini de başkalarıyla paylaşmaktan memnuniyet duyuyor: Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın Kültür Koruma Programı çerçevesinde UNESCO Dünya Mirası kapsamında, sınırları da aşarak tüm dünyada kültürel mirasın korunması için çalışmalar yürütüyor. 1981’den 2010’a kadar bu şekilde 142 ülkedeki 2350’yi aşkın projeye yaklaşık 50,2 milyon Avroluk destek sağlandı. Bunlar arasında tarihi yapıların ve objelerin restorasyonu ile müzelerin ve arşivlerin teknik donanımlarının sağlanması gibi örnekler yer alıyor. Proje yelpazesi son derece geniş ve hayranlık uyandırıcı. Ortak noktalarıysa genellikle bulundukları ülkenin kültürel kimliği açısından özel bir rol oynamaları – kayıp antik şehir Naga’daki Hathor Tapınağı, Kamboçya cengellerindeki Tapınak Kenti Angkor ya da Afganistan’ın başkenti Kabil’deki Babür Bahçeleri. Kültür Koruma Programı işbirliğine dayalı aktarım ve know-how paylaşımına büyük önem atfediyor ve bu doğrultuda yurt dışındaki restoratörlerin, arşiv görevlilerinin, arkeologların ve müze direktörlerinin eğitimini destekliyor.
Dünya Mirası Komisyonu 2010 yılında kuruluşunun 40. yılını kutlayacak. Almanya ise UNESCO Dünya Mirası Komisyonu’nun yeni seçilmiş üyesi olarak bu kutlamaya dahil olmak istiyor. Bu amaçla 2011 Kasımında 21 ülkenin temsil edildiği kapsamlı karar organı UNESCO Dünya Mirası Komisyonu’nda 14 yıl aradan sonra yeni bir sandalye için aday olacak.////












