Sunday, 27.05.2012 16:29
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Buzları yara yara

Kuzey ve Güney Kutbu araştırmaları için mükemmel donanımlı Polarstern, kocaman bir yüzen laboratuar.

Kirsten Milhahn

Polarstern yavaş havaş hedefine yaklaşıyor: Atlantik Okyanusu’nun ortasında, Yeşil Burun Adaları’nın 191 deniz mili güneyindeki bir noktaya. Görünürlerde hiçbir kıyı yok. Sadece derinlik ölçer, doğru noktada olduklarını gösteriyor: Gemi gövdesinin 4884 metre altındaki deniz tabanı, bir deniz dibi uçurumu halinde. Peter Wiebe, Afrika kıtası plağındaki bu kırılma hattında avlanmasını başlatmaya hazır.

Gergin bir hali var. ABD’deki “Woods Hole Oceanographic Institution”a bağlı çalışan biyolog, güvertede yatan bir kapı sövesini andıran metal konstüksiyonun etrafında bir kez daha turluyor. Kumandayla ilgili parçaların yerli yerinde olup olmadığını, ince dokulu ağın her salkımının serbestçe uzanıp uzanmadığını kontrol ediyor. Wiebe kontrolün ardından, vincin başındaki gemiciye işaret veriyor: Herşey tamam! Özel amaçlı bir aparat olan MOCNESS suya indirilebilir. 26 deniz biyologu ve gemi mürettebatından bir düzine kişi, 300 kilogram ağırlığındaki numune alma aparatının dalgalara doğru inişini izliyorlar. Suya indirilen konstüksiyonun beş salkım halindeki ağı okyanusun farklı derinliklerinde uzaktan kumandayla açılacak, numunelerini alıp tekrar kapanacak, sonra bir balina sırtı gibi sudan yukarı çıkacak, ama ardından tekrar suya dönerek, insan için uzay kadar erişilmez olan karanlık, soğuk derinliklere kadar inecek. MOCNESS ­burada bilinmeyen planktonların (çok küçük hayvan türleri) peşine düşecek. Çok küçük boyutlardaki yengeçler, salyongazlar, denizanaları ile ok solucanları ve kıllıçeneliler bu gruba dahil. Bremerhaven’dan yola çıkıp Güney Afrika’nın Kapstadt kentine uzanan ve 12.000 kilometrelik bir güzergahın önceden belirlenmiş noktalarına yol alan geminin araştırmacıları aldıkları numunelerle okyanus için devasa bir “nüfus sayımı” yapmalarını sağlayacak veriler topluyorlar: 80 ülkeden araştırmacılar “Census of Marine Life” adını taşıyan araştırma projesi kapsamında okyanuslardaki canlı türlerini, mikropların ve yumuşakçaların, balıkların ve deniz memelilerinin popülasyonlarını saptamayı amaçlıyor.

Bu tür uluslararası büyük projelerinin can damarını, araştırma gemilerinin çok uluslu ekipleriyle gerçekleştirdiği seferleri oluşturuyor. Aynı şekilde Polarstern de burada çok hayati bir rol oyunuyor. Bremerhaven’da bulunan Alfred Wegener Kutup ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’ne tahsis edilmiş bu buz kırıcı gemi 30 yıldır ve her yılın 320 günü bilimin hizmetinde. Geminin mülkiyeti Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı şahsında Almanya devletinde. Sekiz silindirli dizel motoru 20.000 beygir gücü üreten Polarstern zorlu sularda ve buz tutmuş denizlerde yol alıyor. Hemen hemen çıktığı her seferinde araştırmacıları Kutup bölgesine taşıyor. Dünya çapında kendi türünde en yüksek performansa sahip gemi olarak kabul edilen Polarstern’de yer bulmak araştırmacılar için çok değerli bir olanak. Gemi, kutup ve deniz araştırmaları kapsamında oşinografi, iklim araştırmaları ve biyoloji gibi dallar için mükemmel bir donanıma sahip yüzen bir büyük laboratuar.

100’den fazla araştırmacıya sıkışık kamaralarda bir yatak sunuluyor, ayrıca dokuz laboratuarda çalışma köşeleri ve geminin sekiz katında ihtiyaç duyulan ekipmanlar araştırmacıların hizmetine veriliyor. Peter Wiebe’yi örnek vermek gerekirse, gemideki ileri teknolojisinin sunduğu olanak olmasaydı ağını derin deniz sularına indiremezdi. Amerikalı araştırmacı, Yeşil Burun Adaları açıklarında geminin bilgisayarında, dev ağının derinliklerde okyanusun tabanına ağır ağır yaklaşmasını izliyor: Yaklaşık 5000 metre aşağıya indikten sonra deniz tabanına 100 metre kala asılı kalıyor. Wiebe, en alttaki ağ salkımının kapağını bir maus tıklamasıyla açıyor ve yakalama haznesi bulunan aparatı yavaşça ağa yaklaştırıyor. Ağ aparatı, bu işlemden yaklaşık 13 saat sonra gök mavisi denizden tekrar su yüzeyine çıkıyor. Şimdi işlerin hızlanması gerek, çünkü derin denizlerin soğuk sularına alışmış olan canlılar gemide birkaç dakika içinde ölebilirler. Araştırmacılar yakalanan canlı numunelerini soğuk laboratuarda toplama kaplasına dağıtıyorlar ve incelemelerine başlıyorlar. Polarstern’deki araştırmacılar ağlarını dört hafta boyunca denize atıyorlar. Nihayet gemi Kapstadt önünde limana yanaştığında Census projesinde çalışan deniz biyologlarının seferi tamamlanmış oluyor. Ama buz kırıcısının görevi esas şimdi başlıyor. Dünyanın farklı ülkelerinden bilim insanlarını güvertesine alıp bu kez Antarktis seferine çıkıyor.

Her yıl Kasım ve Mart ayları arasında olduğu gibi Polarstern Atlantik Okyanusu’nu aşarak Güney Kutbu Denizi’ne uzanıyor, araştırmacıları Antarktika sularına veya kara bölgelerine götürüyor ve Antarktika’daki Alman araştırma üssü “Neumayer İstasyonu III”e araştırmacılar için yiyecek, sıcak tutacak giyecekler, kızak, alet edevat, teknik gereçler gibi malzeme ikmali yapıyor. Gemideki araştırmacılar inceleme yapacakları noktaya ulaştıklarında onları dondurucu soğuk koşullarında haftalar sürecek zorlu bir çalışma bekliyor. Örneğin iklim araştırmacıları deniz dibi tortularından sondajla numune alarak, 400.000 yıldan 4 milyon yıl öncesine kadar uzanan bir geçmişte iklimdeki değişimleri incelemeye çalışıyorlar. Gemi yedi ayın sonunda tekrar denize açılıp 68.000 kilometrelik bir seferi geride bırakmış olarak anayurdu Bremerhaven’a geldiğinde de uzun bir soluklanma fırsatı olmuyor; kısa süre sonra Kuzey Kutbu’na doğru yeni seferi başlıyor.

Polarstern bu mevsimde hemen hemen her yıl Arktika’yı turluyor. Michael Klages’in başkanlığını yaptığı ekip on yıldır düzenli olarak bu bölgeye gidiyor: Svalbard adalarının batısında, Kuzey Atlantik’le Arktik Okyanusu’nun kesişme hattına (Fram Strait) gidiyorlar. Alfred Wegener Enstütüsünün deniz biyologları burada kendilerine bir “bahçe” yapmışlar: Buz katmanlarının altından başlayarak 1000-5500 metre derin­likleri arasında deniz sakinlerinin izini sürüyorlar. Peter Wiebe ve ekibinin MOCNESS’i ava göndermesi gibi, bu biyologlar da kendi bahçelerinde yakalama aparatlarını suya bırakıyorlar. Polarstern’in 125 kilometrelik güzergah boyunca sırayla uğradığı 16 noktada su ve tortu numuneleri alıyorlar. Ve kendi beklentilerini de aşan bir çeşitlilikle karşılaşıyorlar. Devasa miktarlarda bakteriler, ipliksi solucanlar ve copepod yengeçleri tortuları mekan edinmişler. İsopoda yengeçleri, karidesler, denizhıyarları, denizyıldızları ve sayısız balık türü aşağılarda dolanıyor. Metre karede binlerce tür ortaya çıkıyor.////

12.01.2011
Bookmarks
| |