Sunday, 27.05.2012 16:26
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Medya dünyasından

Başarılı kariyerler

Alman medya organlarında çalışan göçmen kökenlilerin sayısı giderek artıyor; 2008 Ocağından beri Bavyera Televizyonu’nda “Puzzle” adlı programın moderatörlüğünü yürüten Türk kökenli Almanyalı Özlem Sarıkaya bunun iyi bir örneği

Canan Topçu

“Lütfen telefonu kapatmayın, sadece birkaç dakikanızı alacağım.” Telefonu açan kişi kararlıydı. Ve istediğini elde edecekti. Telefonun diğer ucundaki program mü­dürü, Özlem Sarıkaya’yı başından atmamış, görüşme için ona randevu vermişti. 2001 yılında Bavyera Radyo Televizyonu’ndaki (Bayerischen Rundfunk – BR) o görüşme gerçekleşmemiş olsaydı, 35 yaşındaki bu medyacı bugün olduğu yerde olamayacak, yani Bavyera Televizyonu’nun başarılı moderatörleri ve yayıncıları arasında adı anılmayacaktı. 2008 Ocağından beri yü­rüttüğü televizyon programı “Puzzle”, adına uygun bir içerikte: “Puzzle”, Bavyera Televizyonu’nda kültürler arası bir formatta yayınlanan ilk program. Yarım saatlik program, bilinçli bir tercihle dikkatleri, kültürel etkinlikler alanında rol oynayan göçmen kökenlilere çeviriyor. Sarıkaya’nın, moderatörlüğünün yanı sıra planlamasını da yaptığı program başlarda üç ayda birlik aralarla ya­yınlanırken, 2009 Ocağından beri yayın dönemleri dört haftada bire indi. Bir Türk göçmen işçi ailesinin kızı olan Sarıkaya “bu noktaya ulaşmak hiç kolay olmadı” diyor. Medyada bir yer edinen tüm Türkiye kökenliler içeriye ilk adımı atmanın zorluğundan söz ediyor. Konunun uzmanları, bunun nedenlerinden biri olarak, karar verici konumdakilerin meseleye yeterince bilinçli bakmama­larına; göçmen kökenlilere, toplumdaki ağır­lıklarına koşut olarak medya dünyasında da yer veril­mesinin önemini göz ardı etmelerine bağlıyorlar. İlgili yasa değişiklikleriyle birlikte bugünün Almanya’nın kendini bir göç ülkesi olarak açıkça tanımlamasından sonra bu konuda belirgin bir iyileşme olduğu da gözle­niyor. Medyada entegrasyonu da öngören “Ulusal Entegrasyon Planı”nda, medya organlarına, Almanya’da yaşayan göçmen kökenlilerin medyada istihdamını artırmaları çağrısında bulunuyor.

Sadece televizyon ve radyoda değil, basılı medya or­ganlarında da serbest veya kadrolu olarak çalışan Türkiye kökenlilerin sayısı da giderek artıyor. Medya organlarının yönetimlerinin Türkiye kökenli gazetecilere kapılarını daha fazla açmalarından tüm taraflar yarar sağlıyor; kendileri göçmenlik kökenine sahip medya çalışanları, Türk seyircilerin yayınlara ilgi gösterme­sini ve özdeşlik kurmalarını sağlıyor. Kendi programıyla ilgili aldığı çok sayıdaki olumlu tepkiden Özlem Sarıkaya da söz ediyor: “İnsanlar, kendilerinden birinin Alman televizyonunda bu noktaya gelmesinden müthiş gurur duyuyorlar.”

Özlem’in telefonu üzerine çağrıldığı BR’deki görüşme 11 Eylül 2001’den kısa bir süre sonra gerçekleşmiş. Bu rastlantı için kendisi bugün “benim şansım oldu” diyor. Zira New York’taki Dünya Ticaret Merkezi’ne yapılan saldırının ardından, medya yöneticileri çalışan­ları arasında Müslüman nüfusa seslenebilecek eleman eksiği olduğunu fark ettiler.Bavyera Radyo-Televizyonu’nu yetkilisi, Türk kökenli bu adayı test etmek için, bir radyo yayını hazırlamasını istemiş; bu yayın için “Müs­lümanların kamuoyunda algılanışı” konusunu da Özlem önermiş. Başta kararlaştırılan dört dakikalık yayın yet­kilileri ikna edince yayın, on beş dakikalık “özel haber”e dönüştürülmüş. Böylece Özlem BR’nin kapısını aralamış. Bu çalışmanın ardından radyoda çalışma, ARD’deki (Almanya’nın ulusal kanallarından Birinci Kanal) siyasi program “Report”ta staj gibi aşamalar gelmiş. Özlem, Alman elemanlarla ilişkilerin her zaman kolay olmadığını belirtiyor. Aynı tür sorunlarla Hülya Özkan da karşılaşmış. Hülya Özkan 2002 yılında ZDF’de (İkinci Kanal) “Avrupa’da Bugün” adlı programın moderatörlüğünü üstlendiğinde, arada bir aptalca dokundurmalara mu­hatap olmuş. İzleyici tepkilerinin de her zaman olumlu gelmediğini ekliyor 53 yaşındaki televizyoncu. Ama şimdi artık Tür­kiye kökenli bir moderatörün öğleden sonra pro­gramını sunmasının son derece doğal karşı­landığını belirtiyor. Özkan, Mainz Televizyonu’nda gönüllü çalış­malara katılan ilk Türk kökenlilerden. Eğitimini 1980’lerin ortalarında tamamlamış. Farklı “kültürel arka plan”a sahip elemanlar, deneyimleri ve dil bilgileriyle sağladıkları katkılarla, “her zaman ekrana gelenlerin dışında farklı görüntülerin de yer bulmasını sağlıyorlar” diyor Özkan.

Özlem Sarıkaya da havlu atmamasını tam bu gerçeğin farkında olunmasına borçlu. Pes etmek üzereyken o sıralar “Report” programının yöneticisi olan Andreas Bönte, kendisinin Türk kökenli biri olarak programda daha aktif rol alması için onu yüreklendirmiş. “Kalmamı ona borçluyum” diyor Sarıkaya. Belirttiğine göre Bönte, kendisinin farklı biyografik geçmişinden dolayı programa farklı nüanslar getirebileceği ve program yönetimini zenginleştireceği kanısındaymış.

Özlem Sarıkaya çocukluğunda da düşünü kurduğu yerde olduğunu söylüyor şimdi. Bugünün BR programcısı geriye baktığında “bir şans elde edeceğimi hiç düşünmemiştim” diyor. Lise mezuniyetinden sonra muhasebeci yardımcısı eğitimi almış önce. “Büro işinde mutlu değildim” diyor, daha sonra siyaset ve iletişim dallarında yüksek öğrenim görmüş. Meslek yüksek okulu ve ardından gelen üniversite eğitim dönemlerinde, rastlantılar sonucu bir özel radyo kanalında çalış­maya başlamış. Burada haftada iki kez yayınlanan bir pro­gramın planlamasını ve sunumunu yapmış ve med­yada kalıcı bir yer edinme düşüncesi güçlenmiş. “Ama ne ilk kime başvuracağımı da biliyordum, ne de gerekli bağlantılarım vardı” diyor Sarıkaya.

Bugün basılı medyada veya kamu ve özel yayın organ­larında çalışan başka Türkiye kökenliler de benzer deneyimlerini benzer ifadelerle dile getiriyorlar. Kat ettikleri yol da birbirine benziyor: Örneğin Aslı Sevindim (WDR’de moderatör), Fatma Mittler-Solak (SWR’de moderatör) ve Erkan Arıkan (ARD’nin dijital bilgi kanalı “EinsExtra”da moderatör ve programcı) medyadaki kariyerlerine özel radyo kanallarında başlamışlar. Çeşitli zorluklarla karşılamış olsalar da zaman zaman güçlü destekler de görmüş Türkiye kökenli medya çalışanları. Örneğin ARD merkez yönetiminden Ulrich Deppendorf iletişim dalında eğitim almış Arıkan’ı teşvik etmiş. Ama Türk işçi ailesinin çocuğu olan bugün 40 yaşındaki medyacı, göçmen kotasından yararlanma gibi bir dü­şünceye şiddetle karşı çıkıyor. Arıkan kendi becerileri ve nitelikleriyle ilerlemek istiyor, tıpkı Sarıkaya gibi. 35 yaşındaki Sarıkaya “Puzzle” gibi bir programda tek isim olmaktan kurtulmayı arzu ediyor. Göçmenleri dikkate alan ve merkeze koyan programların, BR’yle sınırlı kalmayıp tüm yayın formatlarında ve program türlerinde yer bulmasını umuyor.

16.10.2009
Bookmarks
| |