Sunday, 27.05.2012 16:22
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

SORUMLU BİREYLER

Sivil toplumun farklı yüzleri

Sivil toplum, piyasa ve devletin yanısıra “üçüncü sektör” olarak kabul ediliyor: Almanya’da vatandaşların üçte biri zamanları, fikirleri, manevi destekleri ya da paralarıyla kamu yararına çalışıyor

Janet Schayan

Moderatör Markus Kavka, Saksonya’da okullarda aşırı sağcılık üzerine tartışmalar düzenliyor ve internette neo nazizm karşıtı bir günce olan “Störungsmelder”i hazırlıyor. Bu iki proje de “Tavrını Göster!” inisiyatifi tarafından destekleniyor. Eisenach’tan emekli tıpçı Eva-Maria Brand, bir imza kampanyası için yorulmak bilmeden imza topluyor. Ullrich Schott, Unna’daki çocuklara yardım kuruluşunun bir üyesi olarak, boş zamanlarında ölümcül bir hastalığa yakalanmış bir çocuğun kardeşleriyle ilgileniyor. Edith Schulz Frankfurt’ta (Main) ilkokul düzeyindeki göçmen çocuklarıyla her hafta okuma alıştırmaları yapıyor. Karin ve Carlo Giersch kurdukları şirket sayesinde kazandıkları milyonlarca Avro’yla Darmstadt Teknik Üniversitesi’nde bilimsel çalışmaları destekliyorlar. Zamanlarını, fikirlerini, manevi desteklerini ya da paralarını ve varlıklarını ortaya koyan altı insan. Onlar bir karşılık beklemeden bir şeyleri değiştirmek, anlamlı işlere destek olabilmek ya da sadece yaptıkları şeyden ötürü mutluluk duydukları için emeklerini ortaya koyuyorlar.

DEVLET VE PİYASA ARASINDA

Almanya’da sosyal alanlarda, çevre korumada ya da lobi çalışmalarında aktifler. Ortaya bireysel emeklerini koyan 23 milyon insandan yalnızca altısı. Sivil toplum alanında gönüllü çalışma olarak adlandırdığımız yelpaze geniş bir yelpazeye sahip: Spor derneğindeki antrenörün çalışmasından kilise cemaatindeki çalışmaya, sivil toplum kuruluşlarından (STK) Corporate Citizenship’e, yani şirketlerin toplumsal görevler üstlenmesine kadar herşey bu kapsam dahilinde. Heidelberg Üniversitesi’nde sosyoloji profesörü olan Helmut Anheier, sivil toplumu “toplumun devletten bağımsız olarak ama ille de ona karşı olmadan organize olabilme kapasitesi” olarak tanımlıyor. Sivil toplum da, devlet ve piyasa gibi bir güç olarak tanımlanıyor ve bu yüzden “üçüncü sektör” olarak da anılıyor. Bu yapıya küreselleşme karşıtı Attac grubunun dahil olduğu kadar, herhangi bir vakıf kuran bir multi milyoner de dahil.

Almanya’da vatandaşların toplumsal konularda gönüllü sorumluluk üstlenmesine ilişkin son rakamları Generali adlı sigorta şirketinin yaptığı araştırma olan “2009 Angajman Atlası” ortaya koyuyor: Almanya’da 16 yaşın üzerindeki insanların yüzde 34’ü gönüllü çalışmalara katılıyor ve bu insanların çalışmalarının toplamı 3,2 milyon kişinin tam zamanlı mesaisine denk düşüyor. İnsanların çoğu spor, dernekler, çocuk ve gençlik çalışmalarının yanısıra kilise cemaatlerinde görevler üstleniyorlar. Yalnızca yüzde beşlik bir grup politika ya da lobiler alanında aktifler. İnsanların ekonomik durumunun genel olarak daha iyi olduğu güney ve batı Almanya’da, kuzey ve doğuya oranla daha yoğun çalışmalar yürütülüyor. Eğitim düzeyi yüksek vatandaşlar da, gönüllü çalışmalarda az eğitimli olanlara kıyasla daha çok rol üstleniyorlar.

Son yıllarda gönüllü çalışmanın formu da değişim geçirdi: “Gönüllük alanları genişledi”, diye formüle ediyor durumu, Berlin’deki Maecenata Antropoloji Araştırmaları ve Sivil Toplum Enstitüsü başkanı Rupert Graf Strachwitz. “Ama eski büyük derneklerden, küçük, genç, kendi başına organize olan ve üyelerin hiyerarşik yapıdan epeyce uzak biçimde hareket etmelerini mümkün kılan gruplara doğru bir geçiş söz konusu.” İnsanlar sürekli tek ve aynı organizasyon için çalışmaktansa farklı projelerde yer almayı tercih ediyorlar.

DEMOKRASİNİN BIÇAK SIRTI MI?

Birçok insan için vatandaşların gönüllü çalışmaları yaşayan demokratik bir toplumun sırrı ve ölçütü. Fakat güçlü merkezi devlet yapısıyla Fransa’da sivil toplum önemli bir rol oynamamasına rağmen demokrasi son derece düzgün şekilde işliyor. Buna karşılık vatandaşların katkıları ABD’de geleneksel olarak yüksek değere ve öneme sahip: Vatandaşlar sosyal ve kültürel alanların yanısıra eğitim alanında da önemli ölçüde organizasyonu sağlıyorlar çünkü devlet bu işi yerine getirmiyor. Aynı zamanda kapsamlı sosyal devletin hakim olduğu İskandinav ülkelerinde de son dönemlerde sivil toplum Avrupa’nın güneyindeki ülkelere oranla önemli bir faktör haline geldi. Demokratik meşruiyet ve bağımsız gönüllülük konuları da gündemdeki tartışma konuları: Milyarlarca Avroluk bütçelerle çalışan bir vakıf ya da profesyonelce örgütlenmiş bir sivil toplum kuruluşu –kimse onlardan böyle bir şey beklemese de– kamuoyu üzerinde etki sahibi olabiliyor, burası kesin. Öte yandan 70’li ve 80’li yıllarda çevre yanlısı hareketlerin büyük bir sebatla ve doğru argümanlarla ekoloji konusunu politikanın gündemine soktuğu gerçeği ortada. Bugün bu sonucun herkesin yararına olduğu aşikar.

Tartışmada ortaya atılan fikirlerden biri de, gönüllü çalışmaların görevlerini azaltmayı amaçlayan devletin işine geldiği; bu bağlamda; sivil inisiyatifler, geri çekilen sosyal devletin bıraktığı boşluğu doldurdukları için devlet tarafından teşvik edildiği eleştirisi getiriliyor. “Süddeutsche Zeitung”un iç politika sayfası şefi Heribert Prantl bu düşünceyi şöyle formüle ediyor: “Devlet görevlerini yerine getirmek zorunda, sivil inisiyatifse bir makyaj.”

KRİZLERİN ÖNLENMESİNDE SİVİL GİRİŞİM

Alman Hükümeti çatışma bölgelerinde ve gelişmekte olan ülkelerde sivil toplumsal yapıların inşasını desteklemeyi kendine görev sayıyor. Özgür demokrasinin değerlerini, insan haklarını, sivil toplumu ve barış koşullarının yaratılmasını sağlayan süreçlerin güçlenmesi için görevler üstleniyor. Buna bir örnek “Krizin Önlenmesinde, Çatışmaların Çözülmesinde ve Barışın Yerleştirilmesinde Sivil Girişim” başlıklı eylem planı. Başarılı bir değişim için gerekli koşulların başında, çatışmaların şiddete başvurmadan çözümlenmesi için çalışan toplumsal aktörlerin güçlendirilmesi geliyor. Bu bağlamda Alman Dışişleri Bakanlığınca finanse edilen “zivik” programı kriz bölgelerinde uygulanan projeleri ve STK’ları destekliyor. Ağırlıklı olarak Afrika, Orta ve Güneydoğu Asya, Ortadoğu ve Kafkaslar’da çalışmalar yürütülüyor.

25.05.2009
Bookmarks
| |