Sunday, 27.05.2012 16:21
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Tarihin akışına bir ara vermek – Rozalia Romaniec, Polonya

Federal Almanya’nın 60 yılı, Duvar’ın yıkılışının 20 yılı: Diğer ülkelerde Almanya’ya ilişkin nasıl bir imaj var? Almanya’daki yurtdışı temsilcileri, Duvar’ın yıkılışından 20 yıl sonraki Almanya’yı anlatıyorlar. Polonyalı gazeteci Rozalia Romaniec’ten dışarıdan bir bakış.

Her ne kadar şu sıralar Almanya-Polonya ilişkilerini yönlendiren şey “savaş sonuçlarını hatırlama kültürü” olsa da, telaşa gerek yok. Polonya’da komşu ülke Almanya’ya ilişkin tahmin edilenden çok daha geniş çaplı haberler gündeme geliyor. 2009 Almanyası – Polonya için orası, bir taraftan ekonomik krizin tehdidi altında bulunan, ama bir taraftan da heyecan verici futbol ligi Bundesliga’nın onandığı bir ülke. Son zamanlarda yükselen doğum oranları ve yeni araba alım teşviki yasasıyla da anılıyor. Almanya’ya ilişkin çeşitli konulara duyulan ilgi her zaman bu kadar yoğun değildi. Ben 1972 doğumluyum ve Polonya’daki Almanya imajının bugüne kıyasla çok daha keskin bir şekilde İkinci Dünya Savaşı’nın damgasını taşıdığı zamanları hatırlıyorum. Okul zamanlarımı düşününce gözümün önüne eski tarih kitapları ve çeşitli filmler geliyor. Almanlar genellikle aynı şekilde resmediliyorlardı: üniformalı ve silahlı. Bugün iki ülkede de bu sorunun farkına varıldı ve müfredatlar incelemeye alındı. Hatta bir Almanya-Polonya ortak tarih kitabı yayımlanması planlanıyor.

Gene de kendime hep neden eski yaraların bu denli çabuk açılabildiğini soruyorum? Eğer Federal Almanya Cumhuriyeti, savaş sonrası dönemde Polonya’ya ilişkin farklı bir politika yürütseydi ve Oder-Neisse Nehirlerinin çizdiği sınırı tanımak için bir çeyrek asır beklemeseydi durum nasıl olurdu acaba? İki ülke ararsında gerilime yol açan “göçe zorlanan insanlar” tartışmasını daha mı iyi yürütürdük? Willy Brandt, 1970’de Polonya’nın batı sınırının tanınmasını sağlayarak aradaki soğukluğu sonlandırdı, bu da diplomatik ilişkilerin yeniden kurulmasını mümkün kılmakla kalmadı, iki ülkenin vatandaşlarında da olumlu değişiklikler yarattı. 1976’da Gdansk ve Bremen – bugün sayıları 400’ü bulan – Almanya-Polonya kardeş şehirlerinden ilki oldular. 1981’de Polonya’da sıkıyönetim ilan edildiğinde Almanya’dan milyonlarca yardım paketinin Polonyalı ailelere gönderilmesi, birçok Polonyalı’nın kafasındaki Almanya resmini sorgulamasını sağladı.

Bugün iki ülkede de “hatırlama kültürü” konusunda sürdürülen bazı tartışmalar daha da şaşırtıcı oluyor. 1989 yılına bir göz atmak yeterli. Üzerinden yalnızca 20 yıl geçmiş olmasına rağmen çok az Alman, Duvar’ın yıkılmasından önce gelişen olayları hatırlıyor. Tarih bilincine sahip Polonyalılar gururla bu konudaki katkılarından söz ettiklerinde onların Alman arkadaşlarının birçoğu hangi katkıdan sözedildiğini hiçbir şekilde anlamıyorlar. Birçok konuşmadan da anlaşılabileceği üzere kimileri önce Duvar’ın sonra Doğu Bloku’nun yıkıldığını düşünüyorlar. Bu Polonya’da hoşnutsuzluk uyandırıyor ve bu yüzden ülke son zamanlarda daha saldırgan bir tutum takınıyor. Berlin’deki Polonya Başkonsolosluğu bu duruma büyük afişlerle karşılık veriyor: “Herşey Yuvarlak Masa görüşmeleriyle başladı”.

Bu eylem sorular sorulmasını sağlıyor. Gene de barış zamanlarında tarih insanlar için “sadece” tarih ve şimdiki zaman daha önemli. Tarihin böyle küçük bir dilimi ille de ortaklığı zedelemek zorunda değil. Genç Polonyalı ve Almanlar dost olmayı başardıkları sürece geçmiş üzerine kolayca konuşabilirler. Politika sahnesinde yıllardır, Almanya ve Polonya’nın ortak tarihinde neredeyse son bin yıllık hikayesinde yaşanan en iyi dönemden geçtiğimiz gerçeği sürekli dile getirilirken başka türlüsü düşünülebilir mi?

24.03.2009
Bookmarks
| |