Sunday, 27.05.2012 16:16
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

FUAR

Bir sektörün yükselişi

Artık herşey yeşil teknolojiye bağımlı hale geldi – Alman firmaları bu alanda çözümler sunuyorlar.

Chris Löwer

ÇEVRE TEKNOLOJİLERİ DÜNYANIN en büyük endüstri fuarı Hannover Fuarı’nda bugüne kadar fazla öne çıkmıyordu. Bu durum 2012 Nisanında değişecek, zira o tarihte “IndustrialGreenTec” ismiyle yeni bir fuar etkinliği, konuyu odağa taşıyacak. Hannover Fuarı’nın müdürü Oliver Frese “Böylece biz sürdürülebilirlik konusuna vurgu yapmış oluyoruz” diyor. Sonuçta üretim sektörü, enerji ve materyal verimliliğini esas alan bir yaklaşımla her zamankinden daha fazla bir düzeyde, sürdürülebilir çözümlere odaklanmış durumda: “İklim değişikliği gerçeği karşısında, kendi eyleminin dünya çapındaki sonuçları üzerine kafa yoran herkes önemli.” Teknoloji alanında birçok alanda ve düzeyde gerçeğe dönüşebilen bir mesaj. Fuardaki sergilerin kapsadığı çeşitlilik de bu geniş olanaklarla uyumlu: Geri dönüşüm sektöründen, suların, toprağın korunmasına, gürültü önlemlerine, havanın temiz tutulması yöntemlerinden enerji ve materyallerin verimli kullanılması tekniklerine ve çevre ölçüm tekniklerine uzanan bir yelpaze. Elektroteknik ve Elektronik Endüstrisi Birliği (ZVEI) bu fuar konseptinden memnun. ZVEI’nin başkanı Klaus Mittelbach, “IndustrialGreenTec sayesinde, firmaların ürünlerini sergilemenin ötesinde bu konuda yüksek düzeyli bir etkileşim olanağını bulacaklar” diyor.

Bu fuar, çevre teknolojilerinin motor sektör konumuna gelmekte olduğunun belirgin bir göstergesi aynı zamanda. Özellikle de Alman firmaları, yenilikçi çözümleriyle bu yöndeki gelişmeyi hızlandırıyorlar. Alman firmalarının fotovoltaik, güneş enerjisi, rüzgar ve su gücünden elde edilen enerjide pazar payı yüzde 20 ile 35 arası. Biyogaz tesislerinin yüzde 90’ı Almanya kökenli. Roland Berger Strateji Danışmanlığı firması yeşil teknoloji uzmanlarından Torsten Henzelmann “Sektör, beklenenden daha iyi bir gelişme gösterdi” diyor. Henzelmann, önümüzdeki on – on beş yıl içinde Almanya’da yüzde 6,5’luk büyüme bekliyor. Bu zaman dilimi içinde sektörde bir milyon yeni iş olanağı demek bu. “Yeşil teknoloji, istihdam motoru durumunda ve bu özelliğini sürdürecek.” diyor Henzelmann.

Bu konunun bütün bir sanayi sektörünü nasıl nefes kesici bir hızla değiştirebildiğini, yeşil teknoloji alanındaki faaliyetlerini genişletmekte olan Münih kökenli teknoloji devi Siemens örnekliyor. Holdingin başındaki Peter Löscher istikameti net biçimde veriyor: “Biz yeşil altyapı sektöründe dev firma olma pozisyonumuzu daha da geliştirmek istiyoruz.” Öylesine söylenmiş bir söz değil bu: Siemens’in 400.000 çalışanının dörtte biri doğrudan veya dolaylı olarak çevre teknolojileri ve yöntemleri alanında çalışıyor. Cironun yaklaşık üçte biri bu alandan geliyor. Grafik yükseliş eğiliminde. 2011 için hedef 25 milyar Avro (holdingin 2010 yılı toplam cirosu 76 milyar Avro olmuştu). Löscher’in “yeşil teknolojinin devasa büyüme olanağı”ndan söz etmesinde şaşacak bir şey yok.

Yenilenebilir Enerjiler Yasası ve ekonomiyi destekleme paketleri de tamamlayıcı bir etki yapıyor. Merkezi Berlin’de bulunan Alman Ekonomi Araştırmaları Enstitüsü’nün (DIW) Enerji, Ulaşım ve Çevre Departmanı Başkanı Claudia Kemfert konuyla ilgili olarak “Bu sayede sektör çok büyüdü” diyor. Sektörde büyük oyuncuların yanısıra büyük ölçüde küçük ve orta ölçekli ­işletmeler rol oynuyor. Konunun uzmanı Henzelmann, Almanya’da yeşil teknoloji alanındaki 10.000 kadar firmanın yaklaşık yüzde 90’ını KOBİ’lerin oluşturduğu tahmininde bulunuyor. Bu firmaların her biri, sektördeki yak­laşık 100 teknoloji kolunun bir veya ikisini geliştiriyor olsa gerek, bu da son derece parçalı bir manzara sunuyor. Ama bu yüksek dereceli uzmanlaşmalarla yenilikçi fikirler gelişiyor ve Alman teknolojilerine yurt dışından talep de giderek artıyor.

Buna örnek olarak, bir limited şirket olan Uhde anılabilir. Kimya ve sanayi tesisleri yapan Dortmund merkezli firma, şimdiye kadar çevre dostu olmayan fabrikaların sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği açısından dönüşümünü gerçekleştiriyor. Şu sıralar Uhde’nin know-how’ı, Çin’de bir poli üreten firması olan Yantai Juli Isocyanate’nin hidroklorik asit elektroliz tesislerinde kendini gösteriyor. Plastik üretiminde yan ürün olarak ortaya çıkan hidroklorik asitin işlenmesinde, iki açıdan çevre dostu uygulama gerçekleşiyor: Birincisi elektrolizde normal yöntemlere kıyasla üçte bir oranında daha az enerji harcanıyor, ikinci olarak da hidroklorik asit, verimli bir enerji kullanımıyla yüksek saflıkta klora dönüştürülüyor. Uhde işlerin yaklaşık yüzde 90’nını yurtdışından alıyor. Uhde’nin yönetiminin başındaki Michael Thiemann “enerjiyi verimli kullanan gelişmiş tesisler, ihracatta patlama yapıyor” diyor. “Hammaddeler giderek azalıyor ve pahalılanıyor. Kaynakların verimli kullanımı dünyanın her yerindeki müşterilerimizin en çok önem verdiği hususlardan.” Günümüzde ihalelerde, enerji tasarrufu teknolojilerine ilişkin talep­lerin de vazgeçilmezler arasında yer aldığını ekliyor.

Bu süreçte dönüşüm uygulamaları ve yeniden değerlendirme giderek daha önemli hale geliyor ve teknolojik bakımdan çıta sürekli yükseliyor. Eskiden sadece atık konteynerlerininin içeriklerini toplamakla meşgul olan bu sektördeki girişimciler şimdi tesis üreticileriyle birlikte sanayide yüksek teknolojili dönüşüm tesisleri işletiyorlar, örneğin metallerin veya cevherlerin (çok küçük miktarlarda bile olsa) işlendiği yerlerde. Almanlar çöp ayırmada gerçekten de dünya şampiyonu – ister evde olsun, ister son derece karmaşık yapılı sanayi tesislerinde. Dönüşümle ilgili yasal düzenlemelerin de yönlendirmesiyle Almanya’da dünya çapında lider bir sanayi dalı ortaya çıktı. Atık işleme sektörüne yönelik olarak; ayırma, işleme ve zararlı madde düzeyi düşük yakma tesisleri üretiliyor. Dünyada bulunan otomatik atık ayırma tesislerinin üçte ikisi Almanya’dan geliyor. Çöp işleme elemanlarının da memnuniyet duyacakları bir gelişme. Zira Berlin-Adlershof’ati LLA Instruments gibi firma­ların yaptığı çalışmalar sayesinde, kötü kokulu tesislerde çeşitli plastik ­malzemenin elle ayrılması gibi uygulamalar giderek tarihe karışıyor.

LLA otomatik ayırma tesisinin kalbi olan “spektrometre”yi geliştiren bir firma. Bu parça, en beklenmedik durumlarda bile çok çeşitli plastik malzemeleri ayıklamayı sağlayan sensörleri içeriyor. İster polistirolden yapılma yoğurt kapları olsun, ister PVC’den streç bantlar veya polietilenden şampuan şişeleri olsun, bu sensörler malzemeleri tanıyor. Bir boşluğu dolduran bu küçük ölçekli firma bu konuda kısa zamanda piyasanın gizli lideri haline geldi. Adlershof’tan dünyanın dört bir yanındaki müşterilere hizmet veriliyor, ABD’den, Çin’e, Brezilya’dan, İtalya, İspanya, Japonya, Kore ve Avustralya’ya kadar. Firma yöneticisi Hartmut Lucht “Bizim güçlü yanımız” diyor, “ölçüm sondasından elektronik aksama ve değerlendirme parçalarına kadar tüm elemanları kendimizin geliştirmesi ve üretmesi.” Almanya’nın yeşil teknoloji üreticilerinin sahip oldukları pozisyonun ­rehavetine kapılmaları da büyük yanlış olur. DIW’den Claudia Kemfert “yeşil teknolojide rekabet çoktan başlamış durumda” diyor. “Industrial­GreenTec 2012”de de görüleceği üzere.///

27.07.2011
Bookmarks
| |