Sunday, 27.05.2012 16:15
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Söyleşi

Avro’yu ­koruyacak bir şemsiye

Yeni bir oluşum olan Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun başkanı Klaus Regling’le, Avro bölgesi ülkelerine mali destek, Avro’ya güven ve gelecekteki kriz yönetimi konularında söyleşi.

Sayın Regling, siz 1 Temmuz 2010 tarihinden beri Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun (EFSF) başkanlığını yapıyorsunuz; başında olduğunuz kurum mali sıkıntıya düşen Avro bölgesi üyelerine kredi sağlamayı amaçlıyor. Deyim yerindeyse “yağmurdan koruyacak bir şemsiye” işlevi görmek istiyorsunuz. Bu hedef ne kadar yakalanabilir?

EFSF, Avro bölgesine dahil olup da dünya finans piyaslarından makul faizli krediler alma olanağı kalmamış ülkelere sınırlı vadeler içinde likidite imkanı sunuyor. Bu çerçevede verilen krediler, ilgili ülkenin bütçe dengesini yeniden sağlamak ve rekabet gücünü iyileştirmek amacıyla sıkı koşullara bağlanıyor. Bu yaklaşımın başarısı uzun süredir İMF’nin uygulamalarında görülmüş durumda. Bu anlamda İMF’den destek alan tüm ülkelerin sonra yeniden piyasa koşullarına dönüş yaptığını söyleyebiliriz. EFSF de tam böyle çalışıyor. Bizim yaptığımız, mali bakımdan zayıf düşmüş ülkeler için zaman satın almak. Kredibiliteyi yeniden kazanmaksa o ülkelerin kendi ev ödevleri.

Sizin bir göreviniz de yatırımcıları cezbetmek. Yatırımcıların Avro’yu tercih etmeleri için hangi nedenleri söyleyebilirsiniz? Bir de, Avro bölgesi dışında Avro’ya güveni yeniden kazanmak nasıl mümkün?

Avro, Avrupa’da entegrasyonun en üst seviyesini temsil ediyor. Ayrıca AB parası ilk on yılda olağanüstü bir başarı grafiği çizdi. Avrupa iç pazarını koruma ve ticareti teşvik görevi gördü. Almanya’ya bakacak olursak Avro dönemindeki enflasyon, Alman Markı’nın 50 yıllık dönemine göre daha düşük seyretti. Bunun yanında Avro dünya çapında en büyük ikinci rezerv parası durumunda. Bunlar, Birliğin parasına dünya çapında duyulan güvenin göstergesi. EFSF’nin girdiği borçlanmalarla ilgili olarak da, önde gelen rating kuruluşlarından en yüksek notları aldığımızı söyleyebiliriz. Yatırımcıların EFSF’nin çıkardığı tahvillere gösterdiği güven dünya çapında çok büyük.

Bugüne kadar hangi ülkeler sizin desteğinizden yararlanma talebinde bulundu? EFSF’nin yardım miktarı azami ne kadar? Bütçeniz kaç ülkeye yardıma yeterli?

Bugüne kadar Avro bölgesinden sadece İrlanda, kurtarma fonunun yardımlarından yararlanma başvurusunda bulundu. EFSF önümüzdeki iki yılda İrlanda’ya toplam 17,7 milyar Avro’yu aşan bir düzeyde mali destek verecek. Bu miktar EFSF’nin harekete geçirebileceği toplam maddi kaynağın onda biri bile değil. Dolayısıyla elde yeterli kaynağın bulunduğunu söyleyebiliriz.

Bir açıklamanızda “Bizden borç almak ucuz olmayacak” dediniz. O zaman yatırımcılara ve borç alacak olanlara faydanız ne?

Siyasi irade, sıkıntıdaki ülkelere ucuz para verilmemesi yönünde haklı bir karar verdi. Her ülke kendi bütçe dengelerini sağlam tutarak ve sürekli reform politikası izleyerek sermaye piyasalarına kendisinin erişim olanaklarını açık tutmak durumunda. Yine de kredibilitenin yok olması durumunda zorunlu önlem olarak kurtarma fonu devreye girer. Finansman eksiğini giderme konusunda bizim koyacağımız çıta, AAA rating notunun gerekli kıldığı bir nakit revervinin oluşmasına hizmet edecek ve EFSF tüm borçları geri ödendikten sonra garantör devletler için bir prim sağlayacak düzeyde olmalı. Almanya’nın bütçesi de bundan yararlı çıkacaktır.

EFSF gibi bir yapının kurulması Almanya’da ve uluslararası düzeyde eleştiri konusu da oldu. EFSF gerçekten şart mıydı? Bunun alternatifleri neler olabilirdi?

Avrupa Ekonomi ve Para Birliği bundan on yıl önce, krizle baş etme sisteminin sağlayacağı koruyucu bir şemsiye olmaksızın başladı. Zaman içinde bunun bir sorun olduğu görüldü, zira Avro bölgesinin 17 bağımsız devleti, örneğin bir ABD maliyesindekinden farklı olarak bir kurtarma merkezinden yoksun. Bu nedenle AB hükümet ve devlet başkanları Aralık ortasında aldıkları kararla krizle başetmeye dönük sürekli bir mekanizma kurulmasını kararlaştırdılar; “Avrupa İstikrar Mekanizması” (ESM) adını taşıyan bu yapı gelecekte EFSF’nin yerini alacak. ESM’nin somut olarak nasıl bir yapısıya kavuşturulacağıyla ilgili tartışmaların Marta kadar tamamlanması amaçlanıyor.

Öngörüldüğü gibi sürekli kriz mekanizması 2013’te çalışmaya başlarsa, kaba tabiriyle herşey dört dörtlük olacak mı?

Krizle başetme mekanizması, Avrupa’nın borç krizine karşı verdiği cevap olarak hazırlanan kapsamlı önlemler paketi içindeki unsurlardan sadece biri. Ekonomideki yönetişimin iyileşmesinin (yani devlet bütçesindeki daha sıkı koordinasyonun ve ekonominin sistematik biçimde izlenmesinin) yanısıra AB finans piyasalarının düzenlenmesine dönük bir dizi sıkı önlemler öngörüyor. Bu yılın başından beri üç Avrupa denetleme kurumu bankaları, sigortaları ve iç pazardaki kıymetli kağıtları denetliyor. Ayrıca Avrupa Merkez Bankası bünyesinde oluşturulan Avrupa Sistematik Risk Kurulu (ESRB) tüm finans sisteminin istikrarını izliyor. Tüm bunlar krizlerin başlamadan önlenmesine dönük çalışmalar; gelecekte yeni bir finans krizini mutlak olarak önlemek mümkün olmasa bile, ekonomide ani sarsıntıların oluşmasını epey zorlaştıracak bir dizi güvenlik önlemi alınıyor.////

Söyleşi: Martin Orth

Klaus Regling

Avrupa’nın üst düzey bürokratı 2010 Temmuzundan beri Avrupa Finansal İstikrar Fonu’nun (EFSF) başkanlığını yapıyor. Bu kuruluş, mali sıkıntıya düşen Avro bölgesi ­ülkelerine destek veriyor; bu oluşum, 2013’te sürekli bir yapı olarak düşünülen Avrupa krizle başetme mekanizmasına (Avrupa İstikrar Mekanizması) dönüşecek.

11.01.2011
Bookmarks
| |