Sunday, 27.05.2012 16:15
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Edebiyat

Kültür köprüsüne verilen ödül

2010 sonunda Tarabya Çeviri Ödülü’nün ilki verildi, ödül töreni Alman Elçiliğinin İstanbul Tarabya’daki yazlık köşkünde gerçekleştirildi.

Johannes Göbel

Robert Musil’in “Niteliksiz Adam” romanı olmasa edebiyat ne çok kaybederdi. Ya da Franz Kafka’nın “Dönüşüm”ü olmasa. Bunlarsız edebiyat bildiğimiz edebiyat olmazdı. Ahmet Cemal bu yapıtların değerini bilenlerden. Bu gibi özel yeri olan yapıtları Almancadan Türkçeye çevirmek için zorlu bir uğraşı gerçekleştiren ve daha geniş bir okur kesiminin ulaşmasını sağlayan sayılı isimlerden biri Ahmet Cemal. “Niteliksiz Adam” ve “Dönüşüm” Cemal’in göz kamaştıran çeviri yapıtlar listesinden sadece iki başlık. Uzayıp giden bu listede, Heinrich von Kleist’ın ve Bertolt Brecht oyun metinlerinden, Stefan Zweig ve Ingeborg Bachmann’ın denemelerine, Goethe, Rilke, Celan’ın şiirlerine uzanan bir yelpaze var.

2010 sonunda Tarabya Çevirmen Ödülü’ne layık görülen etkileyici bir çeviriler külliyatı; ödül törenin gerçekleştiği mekan, ödüle ismini veren yerdi aynı zamanda. Ödülün Alman elçiliğinin İstanbul Tarabya’daki tarihi yazlık köşkünde verilmesi Türkiye-Almanya arasındaki ilişkilerin köklü geçmişine de işaret ediyordu. Çeviri ödülleri Almanya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, İstanbul Goethe Enstitüsü, Yunus Emre Enstitüsü, S. Fischer Vakfı ve Robert Bosch Vakfı’nın dahil olduğu Ernst Reuter İnisiyatifi kapsamında verildi. Bundan böyle her yıl verilecek olan Tarabya Ödülü’yle 2010 yılı için beş çevirmen ödüllendirildi. Almancadan Türkçeye ve Türkçeden Almancaya iki yönde olmak üzere bir ana ödül, bir de teşvik ödülü verildi. Ana ödüller 7500’er Avro, teşvik ödülleriyse 5000’er Avro para ödülünü de kapsıyordu. Beşinci ödül ise bir çalışma bursuydu. Bu farklı ödül dalları Türk ve Alman edebiyatları arasındaki çeviri faaliyetlerinin ne kadar çok yönlü olduğunu da gösteriyor.

Almancadan Türkçeye çevirilerde teşvik ödülünü kazanan Mehmet Cemal Ener de Franz Kafka’dan “Babaya Mektup”u çevirdi. Ama Ener’in çevirmenliği Almanca yazan çağdaş yazarlara yoğunlaşıyor daha çok. Örneğin Daniel Kehlmann’a erken başarı kazandıran “Ben ve Kaminski”yi çevirmiş, Katja Lange-Müller’in eleştirmenlerin büyük beğenisini kazanan “Hain Koyunlar” ya da Bernhard Schlink’in çoksatar kitabı “Okuyucu”yu. Kaan H. Ökten’in çevirileriyse felsefe alanında yoğunlaşıyor. 1996/97 yılında DAAD bursuyla Göttingen Üniversitesi’nde bulunan Ökten bugün İstanbul’daki Bahçeşehir Üniversitesi Felsefe ve Düşünce Tarihi bölümünde doçent. Ökten’in felsefi ilgi alanları, aktarımı son derece zor olan Martin Heidegger’in “Varlık ve Zaman”, Jürgen Habermas’ın “İnsan Doğasının Geleceği” veya Paul Feyerabend’in “Anarşizm Tezleri” gibi yapıtlarda da kendini gösteriyor. S. Fischer Vakfı, Ökten’e 2011 Ağustosunda (bir edebiyat ve çeviri evi olan) “Literarisches Colloquium Berlin”de bir aylık bir çalışma bursu sunuyor.

Bu burs da Tarabya Çevirmen Ödülü’nün Türkiye Almanya arasındaki bağlantıları güçlendirme yönündeki amacına vurgu yapıyor. Ya da Almanya’nın Devlet Bakanı Cornelia Pieper’ın ödül vesilesiyle yaptığı konuşmada dikkat çektiği gibi: “Kitaplar, başka ülkelere ve kültürlere ulaşmayı sağlayan köprüler anlamına geliyor. Çevirmenler olmasa bu köprüden geçeceklerin sayısı çok az olur.”

Bu köprülerin tek yönlü yol olmadığını da yine Tarabya Ödülleri kapsamında Türkçeden Almancaya çeviri ödülleri gösteriyor. Doktoralı bir Türkolog olan Michael Heß bu yöndeki çevirilerde teşvik ödülünü aldı. Jüri 2003 yılında (Berlin’de faaliyet gösteren bir yayınevi olan) Dağyeli Verlag’dan çıkan Metin Kaçan’ın “Ağır Roman”ının çevirisinden dolayı ödüle layık gördü (kitabın Almancasının başlığı “Cholera Blues”).

Orhan Pamuk’un ve başka yazarların Almancaya çevirisini yapan Ingrid İren’in ödül alması vesilesiyle çevirmene saygı konuşmasını yapan edebiyat eleştirmeni Sibylle Thelen, İren’in çeviri külliyatının neleri kapsadığına ayrıntısıyla yer verdi: Sait Faik’in “Kalinikhta”, Orhan Pamuk’un “Benim Adım Kırmızı” ve Adalet Ağaoğlu’nun “Ölmeye Yatmak” gibi birbirinden çok farklı yapıtlarının karekterinde İren’in çalışmasının çok yönlülüğü yansıyor. Sibylle Thelen konuşmasında Adalet Ağaoğlu’nun Türkiye’de 1973’te yayınlanan romanının 2008’de Almanca çevirisinin yayınlanması vesilesiyle açıklamasından da alıntı yaptı: “Bu benim için çok önemli bir olay. Türk edebiyatının Almanya’da da tanınması, Türkiye’nin anlaşılmasına katkı yapacağı için benim çok önemsediğim birşey.“ Bu açıklama tam da yeni Tarabya Ödülü’nü hayata geçirenlerin arzularıyla örtüşüyor.////

27.01.2011
Bookmarks
| |