Medyadaki düşünce çoğulculuğu, Almanya’daki gazete sektörünün temel bir özelliği. Bazıları gayet küçük yerel nitelikte veya büyük bölgesel nitelikte, bazıları da ulusal nitelikteki gazeteler olmak üzere sayısız gazete ülkenin her köşesine yayılıyor. Almanya’da günde 25 milyondan fazla gazete basılıyor. Radyo-televizyon ve internetin rekabetine rağmen gazetelerin topluma ulaşma oranı yüzde 71,4 gibi yüksek bir düzeyde. Dikkat çekici rakamların ortaya koyduğu gibi medya olarak gazete güncelliğini koruyor. Siyasi ve toplumsal konuların ele alınmasındaki ağırlığı açısından da aynı şey geçerli. Televizyonda ele alınan birçok konu gazetelere dayandırarak güven oluşturuyor. Hep Pazarları saat on ikide yayınlanan ve gazetecilerin konuk olduğu ARD programı “Presseclub”un (Basın Kulübü) yıllardır bir televizyon klasiği olması boşuna değil. Programda ulusal düzeyde yayın yapan beş önemli gazetenin yazı işleri sorumluları sürekli yer alıyorlar. Bunlar Münih merkezli 430.000 tirajlı “Süddeutsche Zeitung”, Frankfurt/Main merkezli 368.000 tirajlı “Frankfurter Allgemeine Zeitung”, Berlin merkezli 264.000 tirajlı “Welt” (“Welt kompakt”la birlikte), Frankfurt/Main merkezli 150.000 tirajlı “Frankfurter Rundschau” ve 56.000 tirajlı Berlin merkezli “tageszeitung”.
Bu beş gazete Almanya’daki görüş çeşitliliğini temsil ediyor: “Welt” muhafazakar bir gazete ve okurları daha ziyade eski kuşaktan, “Frankfurter Allgemeine Zeitung” muhafazakar-liberal bir çizgide. “Süddeutsche Zeitung” liberal solda duruyor, ama ekonomi bölümünde girişimci dostu bir çizgi izliyor. “Frankfurter Rundschau” da liberal solda, “tageszeitung” ise alternatif ve sistemi eleştiren bir konumda (bu gazete kooperatif tarzında örgütlenmiş bir yapıda ve okurlar aynı zamanda gazetenin sahibi).
Önde gelen bu beş gazeteyi, yerel temelde yayın yapan, ama ulusal düzeye seslenen gazeteler geliyor. Bunlardan bazıları: “Stuttgarter Zeitung” (Stuttgart), “Tagesspiegel” (Berlin), “Kölner Stadt-Anzeiger” (Köln) veya “Rheinische Post” (Düsseldorf). Almanya’da gazeteler dünyasında en büyük pay, yerel yayın yapan, ama bölgesel dış sayfaların içine yerleştirilmiş gazetelere düşüyor. Almanya’nın en çok satan gazetesiyse, Springer yayınları’na ait 3,3 milyon tirajlı bulvar gazetesi “Bild”; “Welt” gazetesi de aynı yayın grubundan çıkıyor. “Bild” gazetesi, ajansların, televizyon kanallarının veya başka gazetelerin ilgisini uyandıran haberlere imza atabiliyor, ama fazla popülist çizgisinden dolayı çok eleştiri alıyor. En çok ilgi gören haftalık gazeteyse 491.000 tirajlı, liberal çizgideki “Zeit” (Hamburg).
Medya krizi günlük gazeteleri de etkilemiş durumda. Tirajların ve ilan gelirlerinin düşmesi gazete yayıncılarının çoğuna sıkıntılı dönemler yaşatıyor. Bu da Almanya’da gazete sektöründe birleşme eğilimlerini artırıyor. Örneğin “Kölner Stadt-Anzeiger”i çıkarak Köln merkezli yayın grubu M. DuMont Schauberg, 2006 yılında “Frankfurter Rundschau”nun, 2009 yılındaysa “Berliner Zeitung”un çoğunluğunu satın aldı. “Stuttgarter Zeitung”un arkasındaki güneybatı Almanya merkezli holding, 2007 sonlarında “Süddeutsche Zeitung”a ortak oldu. Uluslararası finans yatırımcıları şu ana kadar Almanya’da gazete sektörüne giremediler. Birçok ülkede yaygın olan ücretsiz gazeteler de Almanya’da başarılı olmadı. İyi kotarılmış gazetecilik ve sağlam habercilik Alman okurlarının ellerini ceplerine atmalarını da gerektiriyor.











