Sayın Siebler, romanlar veya biyografilerin filme çekildiğini öteden beri biliyoruz, ama temel haklar üzerine bir film çekme gibi alışılmadık bir fikre nasıl varılır?
Ben daha önceki bazı tiyatro çalışmalarımda da birey ve toplum-devlet ikilisiyle meşgul olmuştum. Krzysztof Kieslowski’nin “Dekalog” (On Temel Kural) serisini ve “Drei Farben” (Üç Renk) üçlemesini gördükten sonra, buna benzer bir kurucu bir model oluşumuna uygun bir tema aramaya başladım. Grundgesetz’teki ilk 19 maddeyi, yani temel hakları buldum bunun için. Daha sonra fark ettim ki, ne ben ne de çevremdeki başka kişiler bizim demokrasimizin temel kurallarını yeterince tanımıyorlar. Bunun üzerine bu fikir doğdu: Almanya’da demokrasinin oluşturduğu temel düzeninin, hedeflediği şeyle gerçeklikteki durumunu arayan bir film projesi.
Anayasanın maddeleri heyecanlı bir film konusuna nasıl dönüşür?
Filme konu alınan malzeme önce hamdır, hayal gücünün buradan düşsel öykü yaratması gerekir. Birçok kişiye danıştıktan sonra, senaryo yazarlarına yönelik olarak bir çağrı çıkardım ve Grundgesetz’in 19 maddesinden biri için, en fazla on dakikalık bir senaryo yazmalarını istedim. Bir jüriyle birlikte 400’den fazla senaryo başvurusu içinden filme çekmek üzere 19 öyküyü seçtim. Bu seçimde olabildiğince geniş bir yelpazede öykülere ve türlere yer vermeyi hedefledik. Bizim düşüncemize göre çeşitlilik, demokratik anlayışa en iyi uyacak ölçüttü. Olabildiğince çok perspektifi farklı araçlarla sunmak ve yabancı olanla teması aramak şeklindeydi yaklaşımımız. Senaryoları film dünyasının gerçekliğine taşıyacak süreç olarak yönetmenlerin senaryodaki malzemeyle girdiği alışveriş ve figürleri oynayacak oyuncuların seçimi de bu çeşitliliğe eklendi.
Temel haklar üzerine 149 dakika: filminizden alınacak mesaj nedir?
Film, bütününde Grundgesetz’in önemli bir bölümünü yansıtıyor. Özellikle dört noktayı belirginleştirmek istedim. Birincisi Federal Almanya Cumhuriyeti demokratik ve sosyal bir federal devlettir. İkincisi devletim tüm güç kullanımı, kaynağını halktan alır. Bu yetki halk tarafından seçimlerde ve halk oylamalarında verilir ve yasama, yürütüme ve yargı organları tarafından kullanılır. Üçüncü nokta, yasama yetkisi, anayasal düzene bağlıdır, yürütme ve yargı da kanunlara ve hukuka bağlıdır. Dördüncüsü, bu düzeni ortadan kaldırmak isteyen herkese karşı koymak (eğer başka bir yerden bu olanak yoksa) tüm Almanların hakkıdır.
GG 19 filmi üzerinde yürüttüğünüz çalışmalar sizin temel haklara bakışınızı etkiledi mi, etkilediyse ne yönde etkiledi?
Grundgesetz’i, hepimizin dikkatini çekmeyi hak eden yüksek değerli bir ürün olarak görüyorum. GG 19 üzerindeki çalışmam, demokratik temel düzenle gerçeklik arasındaki kopukluk konusunda benim algımı ciddi ölçüde yönlendirdi. Grundgesetz’in yurttaşların çoğu tarafından pek bilinmediğini saptadım. Buradan kaynaklanan haklar ve görevler çoğu kişinin içselleştirdiği bir bilgi değil. GG 19 çalışmaları sırasında ve sonrasında geçirdiğim sekiz yıl boyunca yaptığım görüşmelerde, yurttaşların öz sorumluluk kazanması, sosyal bağlantılar konusunda daha fazla bilgilenmesi ve bilinçlenmesi yönünde talepkar olmama yol açtı.
Söyleşi: Oliver Sefrin











