Sunday, 27.05.2012 15:47
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Questioning Google's massive deletion of links  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Federal Almanya’nın 60 yılı – Duvar’ın yıkılışının 20 yılı

İki kutlama

Almanya 2009 yılı içinde tarihinin iki büyük olayını kutluyor. Tarihçenin 2. Bölümü: Seksenli yıllardan günümüze

Janet Schayan

Seksenli yıllar

Yeşiller Bundestag’ta

DAC’den kaçış

Duvar’ın yıkılışı

Seksenli yıllar Almanya’da yeni bir siyasi gücün sahneye çıktığı dönemdir: Barış hareketinden ve çevrecilerden doğan Yeşiller Partisi 1980’de kurulur. Üç yıl sonra da federal meclis Bundestag’a girmeyi başarır – üstlerindeki örgü kazakları ve ellerindeki ayçiçekleriyle. Geleneksel partiler için tam bir kültür şoku. 1982’den itibaren Helmut Kohl (CDU) Şansölye olur. Liberal parti FDP sosyal demokrat SPD’yle Helmut Schmidt başkanlığındaki koalisyondan çekilip CDU/CSU ile koalisyona girince Bundestag yeni kurulan hükümeti onaylayarak Helmut Kohl’ü hükümet başkanlığına seçer.

80’i yılların son güzünde yaşanan beklenmedik bir olay, bu dönemde yaşanan daha önceki tüm iç siyasi gelişmeleri gölgede bırakır: 9 Kasım 1989 günü Berlin’de Duvar yıkılır. Ne Doğu’daki ne de Batı’daki Almanların hayal bile edemedikleri şey bir anda gerçek olur: DAC hükümeti kendi halkının baskısı altında Batı’ya geçiş kapılarını açar. Almanya’nın bölünmüşlüğü döneminin sonu gelmiştir. Öncesinde DAC’de barışçı devrim günleri yaşanmıştır: Sovyet Devlet Başkanı Mikail Gorbaçov’un başlattığı reformlar ve Macaristan ve Polonya’daki demokratik hareketler DAC’de de halkın devletten memnuniyetsizliğini açıkça ortaya koymasını sağlayan bir atmosfer yaratmıştır: Macaristan ve Çekoslovakya üzerinden Batı’ya kaçarak ve Pazartesi Gösterileri’yle. Bu gösteriler 1989 Eylülünde Leipzig’teki Nikolai Kilisesi’nin önünden başlamıştır. Bu iki olay DAC yapılarını ciddi sarsıntıya uğratır ve Erich Honecker 18 Ekim 1989’da tek parti rejiminin temsilcisi SED’nin Genel Sekreterliğinden ve Devlet Başkanlığından istifa eder.

9 Kasımın akşamında Politbüro üyesi Günter Schabowski, bir basın toplantısında hiç beklenmedik bir açıklama yaparak özel amaçlı seyahat etmek isteyenlere “hemen, derhal” yürürlüğe girmek üzere önemli seyahat kolaylıkları getirildiğini bildirir. Binlerce DAC vatandaşı hemen o gece Batı Berlin sınırına yığılır, DAC sınır askerleri kendilerine açık bir emir gelmemiş olmasına rağmen çok sayıda geçiş noktasını açarlar: Duvar fiilen yıkılmıştır. Aralık ayında DAC yurttaş hareketlerinin temsilcileri DAC’nin demokratik yönde dönüşümü konusunda müzakereler yaparlar. Ama buna paralel olarak gösterilerde giderek daha fazla sayıda Doğu Alman, Alman Birliği taleplerini seslendirir.

Doksanlı yıllar

Yeniden birleşme

Doğu’nun kalkınması

Berlin’e taşınma

Demokratik Almanya Cumhuriyeti parlamentosu Halk Meclisi’nin tarihindeki ilk serbest seçimleri 18 Martta yapılır: Seçim kampanyasının ana teması DAC’nin Federal Almanya’yla birleşmesinin şekli ve hızıdır. Seçim sonuçları, muhafazakar çizgideki “Almanya İçin Birlik” ittifakının zaferiyle sonuçlanır, bunun anlamı, mümkün olan en hızlı şekilde Federal Almanya’yla birleşilmesi ve sosyal piyasa ekonomisine geçilmesidir. Ekonomi, para birimi ve sosyal konuları kapsayan bir birliğin kurulmasıyla Mayıs ayında DAC’nin Federal Almanya’ya entegrasyonu fiilen gerçekleşmiş olur. Dış politika açısından iki Almanya’nın birleşmesi İkinci Dünya Savaşı’nın galibi dört ülkenin onayına bağlıdır: Dört galip ülke olarak ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği ile iki Alman devleti arasında yürütülen “İki artı Dört Görüşmeleri”nde değişik olasılıklar ele alınır. 12 Eylül 1990 tarihinde “İki Artı Dört Anlaşması” Moskova’da imzalanır: Birleşik Almanya İkinci Dünya Savaşı’ndan beri ilk kez tam bağımsızlık kazanır, müttefiklerin egemenlikleri 3 Ekim 1990’da son bulur. Aynı gün itibariye DAC’nin iltihakı Grundgesetz’in 23. Maddesi uyarınca gerçekleşir. Ve 1990 yılının Aralığında tüm Almanya’yı kapsayan ilk Bundestag seçimleri yapılır: Helmut Kohl (CDU) yeniden birleşmiş Almanya’nın ilk Şansölyesi olur. Dış politikada Federal Almanya Avrupa Topluluğu’nun derinlik kazanması yönünde bir siyaset izler: Almanya kendi aralarında sınır kontrolünü kaldırmayı ön gören 1995 Schengen Anlaşması’na imza atan ilk ülkelerden biridir.

Doksanlı yıllara damgasını vuran şey, birleşmenin ekonomik etkileri ve Doğu Almanya’nın kalkınmasıdır: Federal yapı ve eyaletler 40 yıllık bölünmüşlüğün getirdiği açığı tekrar kapamak için bir dayanışma hareketinin başlatılmasına karar verir. Bu nedenle 1991’den itibaren doğu, batı olmak üzere “artı dayanışma” bir ek vergi yürürlüğe konularak doğunun kalkınmasına fayda sağlanır. Berlin, birleşmeden beri Almanya’nın yeniden başkentidir ve Bundestag’ın kararıyla hükümet merkezi de olur: 1999’da Bundestag, Hükümet ve bakanlıkların çoğu Bonn’dan Berlin’e taşınır. Yeni Şansölyelik binasının ilk sakini Gerhard Schröder’dir (SPD): 1998 yılındaki seçimlerden beri sosyal demokrat ve yeşillerin federal düzeyde kurduğu koalisyonun başındadır.

2000’li yıllar

Küreselleşme

Reformlar

Dünya şampiyonluğu

Yeni bin yılın ilk on yılında Almanya’nın bakışını dünyaya çevirmesi için birden çok neden vardır: 21. Yüzyılın ilk dünya sergisi, fuarlar kenti Hannover’de gerçekleşir: Dünyanın buluştuğu etkinliklerden olan Expo 2000’de ilk kez; sürdürülebilirlik, doğa, insan ve teknoloji arasındaki denge gibi konular sunumların merkezine yerleşir. Koordinatları değişmiş bir çağla uyumlu bir gelişmedir bu: Küreselleşme dünyayı ekonomik olarak da siyasi olarak da yakınlaştırmaktadır – bu on yılın sonlarında küreselleşmede madalyonun diğer yüzü kendini dünya mali kriziyle gösterir.

2006 yılında Almanya’da düzenlenen Dünya Futbol Şampiyonluğu ülkeyi bir parti havasına sokar. Bu “yaz rüyası” yurtdışında birçoklarının Almanya’yla ilgili imajını değiştirir: Almanlar sıcakkanlı konuksever insan­lardır ve keyiflerince eğlenebilmektedirler. 2007 yılında Avrupa Birliği, Almanya’nın Dönem Başkanlığı sırasında Berlin’de 50. kuruluş yılını kutlar. “Berlin Deklarasyonu”yla AB’nin kazanımları, ortak değerleri ve üye ülkelerin dayandığı kökler vurgulanır. Topluluk 2004 ve 2007 yıllarında on iki yeni üyenin katılımıyla üye sayısını 27’ye çıkarmıştır. Özellikle önemli katılım Orta Avrupa ülkelerinden gelir. Aynı yıl G8 Almanya’da toplanır: Toplantı yeri olan Heiligendamm, küresel iklim koruma, Afrika politikası ve kalkınmada ilerlemiş ülkelerle işbirliğine kadar çeşitli konulardaki yeni adımların başladığı nokta olur.

SPD ile Birlik 90/Yeşiller’in kurduğu koalisyonun başındaki Gerhard Schröder “Gündem 2010” diye anılan programla, sosyal devlet yapısında reformlara ve işsizlikle mücadeleye yönelir. Almanya 2000’li yıllarda dış politikada milletler camiasıyla uyum içinde, çatışmaların önlenmesi ve sivil toplumun güçlenmesine hizmet etmek amacıyla dünyanın birçok yerinde kapsamlı uluslararası misyonlarda sorumluluk üstlenir. 2005 Kasımında Almanya’da ilk kez bir kadın, hükümetin başına geçer: Şansölye Angela Merkel Almanya’nın iki büyük siyasi partisi olan CDU/CSU ile SPD’nin oluşturduğu “büyük koalisyon”un oylarıyla meclisten güven oyu alır. 21. Yüzyılın bitmekte olan ilk on yılında Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı SPD’li politikacı Frank-Walter Steinmeier’dir. Hükümeti birlikte yürüten Angela Merkel ve Frank-Walter Steinmeier 2009 Eylülündeki Bundestag seçimlerinde kendi partilerinin başında başbakan adayı olarak birbiriyle yarışacaktır.

15.04.2009
Bookmarks
| |