Sunday, 27.05.2012 15:34
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Alman Spor Akademisi

Kampüste sportif ruh

Köln bir spor kenti: Bundesliga maçları, Spor Müzesi, bir Olimpiyat Destek Merkezi, antrenör akademileri ve de dünyanın en büyük spor akademisi olan Alman Spor Akademisi burada

Oliver Sefrin

Burada son derece rahat bir ortam var. İnsan kendini kolaylıkla bir olimpiyat köyünde ya da herhangi bir başka büyük spor etkinliğinde sanabilir. Her yerde antrenman kıyafetleri içinde omuzlarına serbestçe atılmış havlularıyla dolaşan gençler var. Hemen sol tarafta atletizm stadyumu, sağ taraftaysa yüzme havuzu bulunuyor. Tenis kortları da pek uzakta sayılmaz. Herkesin keyfi yerinde, herkes zinde ve tiril tiril. Bu kampüste müşkülpesentlere yer olmadığını hemen fark etmek mümkün. Okulun yemekhanesi, son derece manidar bir biçimde Olimpiyat Yolu’nda yer alıyor. Kitapçının vitrininiyse işin ustaları tarafından yazılmış “Maraton – Başarıya Giden Yol” ve “Doğru Dağ Bisikleti Kullanımı” gibi kitaplar süslüyor. Alman Spor Akademisi diğerlerinden biraz farklı bir üniversite. Öğrencilerin günlük kampüs hayatları, daimi egzersiz programı ve üst düzey düşünsel egzersizler arasında bir dengeye oturtulmuş. Her sabah ilk olarak yüzme, ardından koşu pistinde birkaç tur atma, duş alma, giyinme. Sonrasında spor sağlığı üzerine bir kitle dersi, takiben spor ekonomisi üzerine bir seminer ve son olarak da futbol, tenis ya da basketbol üzerine bir antrenörlük kursu. “Playa in Cologne”da yani buradaki plaj voleybolu sahasında yapılacak kıyasıya bir mücadele de cabası.

Alman Spor Akademisi, Almanya’nın tek özel spor üniversitesi. Ne bir hukukçu, ne felsefeci ne de işletmeci – yalnızca sporcu olarak yetişecek öğrenciler kayıtlı bu okula. Öğrencilerin taktğı ismiyle “SpoHo”, onlar için yalnızca eğitim gördükleri bir kurumdan çok daha fazlasını ifade ediyor. “SpoHo bir üniversite değil, bir yaşam biçimi” diyor öğrencilerden Jakob Ulrich spor akademisinin yarattığı o özel ruh halini açıklamak için. Sporun ruhunu yakalamak isteyen herkes, bunun için ideal koşullara Köln Westen’deki bu okul da ulaşabilir. Cennet bahçesinden bir parça etkisi yaratan dünyanın bu en büyük spor akademisi, şehrin etrafını saran yeşil kuşakta yer alıyor. Ayrıca “SpoHo” sunduğu geniş eğitim olanaklarına ek olarak araştırma alanındaki çok yönlülüğünün, uluslararası camiada getirdiği itibarın tadını çıkartıyor ve burada okumuş dünya ve olimpiyat şampiyonlarının başarılarıyla ışıldıyor. Şu anda okulda kayıtlı bulunan yaklaşık 5600 öğrencinin arasında da büyük yetenekler var: 2007 Avrupa Eskrim Şampiyonası flöre ikincisi Benjamin Kleibrink ve 2004 Engelli Olimpiyatları’nda kısa mesafe koşusu ve uzun atlama dallarında üç altın madalya kazanan Wojtek Czyz.

Jakob Ulrich ve Vincent Rödel de okulun ününe katkıda bulunan isimler. Elbette başarı için dökülmesi elzem terler, giriş aşamasında her öğrencinin geçmesi gereken spor sınavının bir parası. 100 metreyi 13,4 saniyenin altında koşmak, 1:50’dan kısa sürede 100 metreyi kurbağalama yüzerek aşmak ya da minderde kurdeleyle, çemberle ya da amuda kalkarak jimnastik marifetlerini sergilemek. SpoHo adayları, 20 branştan 19’unda başarılı olmak zorundalar. Jakob Ulrich’in de gayet iyi bildiği üzere “Bunu başarabilmek için sportif açıdan çok yönlü olmak şart”. Elbette SpoHo’da her şey yalnızca performansa değil aynı zamanda optimal bir mesleki eğitime de dayanıyor. Mezun olduğunda bakelorya (BA) diploması alacak olan Jakob Ulrich ileride spor pazarlaması alanında çalışmak istiyor ve “Spor Yönetimi ve İletişimi” bölümünde okuyor. Mevcut diğer bakelorya ve ileride açılacak master programlarında ise sağlık ve koruyucu önlemler, spor turizmi ya da spor teknolojileri gibi alanlara ağırlık veriliyor. 27 numaralı beyaz bir triko ve başında siyah bir kaskla oynadığı Amerikan futbolundan çıkıp duşunu almış olan Vincent Rödel, yemekhaneye gelir gelmez elindeki spor çantasını bir kenara bırakıyor, oturuyor ve lafa dalıyor: “Burada çok sıcak bir atmosferin yanı sıra pist bisikleti, dalış ya da rüzgar sörfü gibi sporları öğrenme şansına da sahibiz.” diye anlatıyor 25 yaşındaki Berlinli spor bilimleri öğrencisi. Önümüzdeki yaz için planı ise Avustralyadaki University of the Sunshine Coast’da değişim öğrencisi olarak bir sömestr eğitim görmek.

Spor kaynaştırır – bu düşünce Köln’de de tüm sınırları ortadan kaldırıyor. Alman Spor Akademisi’nin yurt dışından 53 üniversiteyle ortaklığı var ve kampüsü dolduran 50’den fazla ülkeden öğrenci, toplam öğrenci sayısının %8,3’ünü oluşturuyor. Bunlardan biri de Dany Vega Arguedas. 25 yaşındaki Costa Ricalı, Ekim 2006’da Universidad Nacional’den Köln’e iki sömestre için değişim öğrencisi olarak gelmiş. Şu anda ise “yaşlılıkta hareket ve spor” başlıklı yeni bir master programının ilk öğrencileri arasında yer alıyor ve Costa Rica’da iyi iş olanakları sunan bir pazara girmek üzere gerekli hazırlıkları yapıyor. Alman Spor Akademisi’nin sunduğu mükemmel spor eğitimi, öğrencileri Köln’e çeken özelliklerinden yalnızca bir tanesi. Bir diğeri ise araştırmalar. “Biz, bilimsel spor araştırmaları konusunda bu geniş araştırma alanını bütünüyle kapsayan tek kurumuz” diyor rektörlüğü yürüten Prof. Dr. Walter Tokarski. Kampüste tam 19 enstitü, pedagoji ve sosyal bilimlerden tıp ve doğa bilimlerine uzanan bir yelpaze çerçevesinde spora ilişkin soruların cevaplanmasına katkıda bulunacak nite likte araştırmalar yürütüyorlar. SpoHo doping araştırmaları konusunda da öncü bir rol üstleniyor: Avrupa’da bu alandaki en büyük kuruluşlardan biri olan biyokimya enstitüsünün doping laboratuarı Dünya Anti-Doping Ajansı’yla işbirliği içinde sportif performansın yasa dışı yoldan artırılmasına karşı verilen mücadelede üzerine düşen görevi yerine getiriyor.

Spora ilişkin üst düzey blimsel çalışmaların yanısıra bir de fizyoloji ve anatomi enstitülerinin gerçekleştirdiği deneyler bulunuyor: Bu enstitünün uzmanları Rus uzay istasyonu MIR’le ve uzay mekiği Columbia’yla uzaya gittiler. Üniversitenin disiplinler arası dokuz enstitüsünden biri olan ve 2006’da kurulan Performans Sporları Araştırma Merkezi de Almanya’da tek. Burada üniversitenin beş enstitüsü, Olimpiyat merkezleri, sporcular, antrenörler ve doktorlarla sıkı işbirliği halinde. Temel araştırmaların ve antrenörlere yönelik ileri düzey eğitim olanaklarının yanısıra bu merkezde birinci sınıf sporculara yönelik ciddi bir danışma ve destek hizmeti de veriliyor. Sporcuların yararlanabildiği özel ve son derece kapsamlı bir çekap sayesinde sağlık ve performans durumlarının bütünlüklü bir resmini elde ediyor ve böylelikle antrenmanlar için ideal koşulların oluşturulması sağlanıyor. Kan değerleri, kalp ritmi, vücut ısısı: “Yaklaşık 3000 parametreyi inceliyor, değerlendiriyor, biraraya getiriyor ve tüm sonuçları her sporcunun kendisine ait özel dosyasına kaydediyoruz”, diye açıklıyor araştırma merkezinin yöneticisi Eva Engelmeyer. Hafif atletizm merkezinin biyomekanik laboratuarında yürütülen çekapın ayrıntılarını gözlemlemek mümkün. “Sıçrama tanısı” için ileri teknoloji gerekiyor: 14 adet kızıl ötesi yüksek hız kamerası, genç bir kanocunun sıçrayışlarını kaydediyor ve bu görüntüleri dizlere ve diğer eklemlere yüklenen baskıyı analiz eden bir bilgisayara aktarıyor. Bir başka laboratuarda ise yetenekli bir kürekçi, birazdan gireceği dayanıklılık testi için hazırlıklara başlamış: Solunumu ölçmede kullanılan maske ve nabız kemeri takılmış durumda. 24 yaşındaki kadın sporcu, burada yapılacak araştırmanın sonuçlarının kendisine katkıda bulunacağından emin: “Açıklarımın tam olarak nereden kaynaklandığını bilmem gerekiyor. Bu kadar kapsamlı bir performans kontrolü elbette her zaman yapılmaz.”

Araştırma merkezinin hemen karşısındaki öğrenci yurdunda Gürcü olan Giorgi Elizbarashvili ikamet ediyor – burası, “Doping” adında bir spor barının bulunduğu bir gökdelen. En üstte, 25. katta oturan 27 yaşındaki öğrencinin odasının manzarası da ilgi çekici: Pencereden üniversite kampüsünün hemen yanında yer alan, 50.000 kişilik kapasitesiyle 1. FC Köln’ün stadyumu görünüyor. Giorgi, futbol antrenörü yetiştiren Alman Futbol Federasyonu’nun (DFB) Hennes Weisweiler Akademisiyle sıkı işbirliği içinde olan üniversitenin ve futbol klübünün olanaklarından faydalanıyor: “Eğitimimde bana yol gösteren çok iyi hocalarım ve antrenman olanaklarım var. 1. FC Köln’de ise genç antrenör olarak görev yapma fırsatım oldu.” Gürcistan Futbol Federasyonu Ümit Milli Futbol Takımı’nın yardımcı antrenörlüğü görevini de yürütmüş olan öğrenci, birkaç ay içerisinde eğitimini tamamlayacak. Peki sonra? “Futbol antrenörü olarak çalışmak istiyorum.” Aldığı eğitim ve futbol alanındaki tecrübeleri iyi birer referans. Giorgi Elizbarashvili, gelecekte iyi bir antrenörlük kariyerine imza atarsa bu pek de büyük sürpriz olmaz. Bu konuda şansı gayet yüksek.

16.10.2008
Bookmarks
| |