Sunday, 27.05.2012 15:33
 
 

Güncel

World

Muslim Brotherhood to face Egypt's old guard  

Business

Finance Watch keeps an eye on markets  

Culture

Euphoria for Sweden in Eurovision 2012  

Portre

“Benim sorumluluğum var”

Türk asıllı Alman yönetmen Fatih Akın çevreyi korumak için çalışıyorİleri

Goethe-Institut Istanbul’un etkinlikleri

Okuma kulübü: Ekim 2011'den itibaren ayda bir, Almanca okuma kulübü  

Keşif turu: Randevu üzerine, İstanbul Beyoğlu'nda Alman İzleri  

Keşif turu - YENİ!: Başvuru üzerine, İstanbul Beyoğlu’nda Avrupai...  

Bookmarks
| |

Federal Adalet Bakanı Brigitte Zypries’le Alman anayasası “Grundgesetz” in ortaya çıkışı, güçlü tarafları ve başarı öyküsü üzerine

Söyleşi: Martin Orth

Sayın Adalet Bakanı, Mayıs ayında Almanya Grundgesetz’in 60. yıldönümünü kutlayacak. Bu anayasa metnini hazırlayan ­Parlamenter Konsey’in sağladığı en büyük kazanım ne oldu?

Genel olarak bakıldığında anayasayı hazırlayan Parlamenter Konsey’in başarısı çok büyüktür, özellikle de bu çalışmaların yapıldığı o dönemde ülkenin içinde bulunduğu koşullar dikkate alındığında: Almanya kendi başlattığı bir dünya savaşını yenilgiyle kapamıştı. Ülke bir enkaz yığını halindeydi ve Nazi rejiminin ağır insanlık suçlarının yükü altında eziliyordu. Almanya işgal hukukuna tabiydi ve devlet birliği tehlike altındaydı. İşte böylesi bir ortamda Parlamenter Konsey gerçekten de hiç kolay olmayan bir görevi, Almanya’nın özgür kısmında bir devlet düzenini, geçmişin hatalarının tekrarını önleyecek şekilde yapılandırma görevini üstlenmişti. Bu bağlamda yeni tasarlanan devletin tavizsiz biçimde hukuk ilkesine bağlanmış olması özellikle önemlidir. Tam anlamıyla bir hukuk devleti olarak şekillendirilmiş ve her türlü gücün kullanımında temel hakların (özellikle de insan haklarının) dikkate alınması ve korunması yükümlüğe bağlanmıştı.

Grundgesetz’in başlangıç bölümünde 19 temel hakka yer ­veriliyor. Grundgesetz nasıl bir insan kavramı içeriyor?

Grundgesetz metninin hemen başında bilinçli olarak ve tüm açıklığıyla insan ve yurttaş haklarının anayasaya esas alındığını beyan ediyor. Temel haklara bu ayrıcalıklı yeri vermek, geçmişte Nasyonal Sosyalistlerin hak ihlalleriyle dolu rejimiyle birlikte edinilen deneyimlerin bir sonucudur. Bizim anayasamızın anaları ve babaları bu hakların Federal Almanya Cumhuriyeti için temel önemini (tersi değil) vurgulamak istemişlerdi. Temel hakların en başında da insanlık onuru geliyor, sadece değiştirilemez bir hak olarak değil, aynı zamanda dokunulmaz bir hak olarak. Bu maddenin devamındaki temel haklar katalogunda, özellikle özgürlük ve eşitlikle ilgili haklar önemlidir. Temel haklar geçtiğimiz 60 yıl içinde devlet ve toplum karşısında özgürlüğü sağlam temellere oturtmuş, aynı zamanda buna dayalı bir insan kavramını beraberinde getirmiştir: Buna göre insan; öz sorumluluğa sahip, toplum içinde serbestçe kendini geliştirme hakkı olan, bireyselliği ve kendi kararlarını verme hakkı devletçe tanınmak durumunda olan bir kişiliktir. Bu anlayışta insan çevresinden yalıtılmış, başına buyruk bir birey değildir. Anayasa Mahkemesi’nin de belirttiği gibi insan toplumsal bir varlıktır ve topluma bağlıdır.

Grundgesetz bildiğimiz gibi bireysel özgürlüklerin, birliğimizin ve demokrasinin güvencesi. Anayasamızın bu bakımdan yol gösterici unsurları neler?

Grundgesetz, özgürlüğü, öncelikle bireyin devlet karşısındaki özgürlük haklarıyla gerçekleşen bir hak olarak tanıyor, bunun yanısıra faaliyet ve pay sahibi olma hakkını da tanıyor; Anayasamız devletin birliğini öngörüyor ve bunun sağlanması için gerekli önlemleri de tanımlıyor, ayrıca demokrasiyi halkın hükümranlığı olarak öngörüyor; Almanya’da Grundgesetz’le birlikte bu ilke kökleşmiş durumda. Bunlara dördüncü bir unsur olarak demokrasiyle özgürlüğü buluşturan sosyal hukuk devleti ekleniyor. Hukuk devletini belirleyen şey, temel hakların doğrudan hukuki bağlayıcılığı; bu da yurttaşların, kendilerini olumsuz etkileyen devlet önlemlerine, mahkemelere başvurarak karşı çıkma hakkını içeriyor; bu bağlamda önemli bir unsur da Federal Anayasa Mahkemesi’nin varlığıdır.

Grundgesetz, 1949 yılında Almanya’nın Batı tarafındaki işgal bölgelerinde yürürlüğe girdi; o zaman geçici olarak düşünüldüğünden dolayı da Anayasa demek yerine “Temel Yasa” gibi bir ifade tercih edildi. Almanya’nın bölünmüşlüğü sona erene kadar geçerli olması düşünülmüştü. Ancak bölünme sona erince bir anayasa oylaması yapılacaktı. Böyle bir oylama ­gerçekleşmedi. Niçin?

Grundgesetz, devletin birliğinin yeniden tesis edilmesi için iki yol öngörüyordu: Birincisi bir devletin diğerine katılması, diğeriyse birleşmiş bir Almanya için kurucu yasa olarak yeni bir anayasanın halk oyuna sunulmasıydı. 1990 yılında birinci yol tercih edildi. Bu tercihi öne çıkaran şey, bu yolla birleşmenin daha hızlı ve nispeten kolay olması değildi sadece. Grundgesetz’in 40 yıldan fazla bir süre devlet düzenini sağlamasıyla oluşan güvenin de devralınacağı düşüncesinin belirleyici rolü oldu.

Federal Anayasa Mahkemesi Grundgesetz’in koruyucu organı. Anayasa ­Mahkemesi, Grundgesetz’in bu süre içinde ortaya koyduğu tarihsel başarı öyküsünde kendine özgü nasıl bir rol oynadı?

Federal Anayasa Mahkemesi Grundgesetz’in tanınmasında ve öngördüğü değerler sisteminin hayata geçirilmesinde yön verici bir yere sahip. Bu etkinin önemli bir kaynağı, her yurttaşın anayasaya aykırılık şikayetiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurma hakkının bulunmasıdır. Karlsruhe’de bulunan yüksek mahkemenin baktığı davaların büyük çoğunluğu anayasaya aykırılık şikayetlerinden oluşuyor – uluslararası düzeyde bir başarı modeli olarak görülmesinde bunun önemli payı var. Tabii burada Anayasa Mahkemesi’nin, siyasal olarak çok çekişmelere sahne olan anayasal konularda tekrar tekrar verdiği kararlarla konuya açıklık getirmesi ve demokrasiyi ve hukuk devleti kavramını pekiştirmesi de önemli bir nokta. Sözgelimi demokrasi ilkesinin nerelere kadar uzanabileceği, yakın zamanda, seçme seçilme hakkıyla ilgili verilen kararda ortaya kondu. Anayasa Mahkemesi’nin gerek görüldüğü durumda yaptığı gibi, hukuki kararlarını geliştirmesi de anayasa yorumunun zamanın koşullarına uygun nitelik kazanmasını sağlıyor. Bununla ilgili güncel bir örnek, yeni hayata geçirilen bilgisayarla ilgili temel hak kapsamında, bilgi teknolojileri çağında bilgi sistemlerinin dışarıya karşı korunması ve bütünlüğünün sağlanması konusunda verilebilir.

Grundgesetz uluslararası düzeyde yüksek bir saygınlığa ­sahip. Grundgesetz’i başka ileri ülkelerdeki anayasalardan daha çekici kılan şey nedir?

Her ülkenin anlaşılır nedenlerle kendine özgü bir anayasası vardır – bir anayasa genelde, bir ulusun edindiği kendine özgü belirleyici deneyimlerin dışa vurumudur denebilir. Bu nedenle şu veya bu ülkedeki bir anayasayı doğrudan bir başka ülkeye taşımak mümkün değildir. Ama elbette bir ülkede anayasa gerçekliğinin olumlu yönleriyle sağladığı kazanımlar, o ülkenin özellikle model olarak algılanmasına neden olabilir. Bizim anayasamız Grundgesetz açısından bakıldığında, öncelikle temel hakların doğrudan geçerliliği, devlet tasarrufları karşısından adli organların sağladığı güvence ve anayasa mahkemesi kararlarının oluşturduğu model, Alman anayasa hukukunun dışarıya ihraç edebileceği ürünlerdir.

Siz Adalet Bakanı olarak, Alman adli örgütleriyle birlikte “Law – Made in ­Germany” başlıklı bir inisiyatif başlattınız. Bu inisiyatifin mesajı ve hedefleri nedir?

Küreselleşme çağında adalet de bir rekabet konusu haline geldi. Anglosakson dünyada benimsenen “Common Law” ile kıta Avrupası’nın “kodifikasyon hukuku” birbiriyle rekabet halinde. Almanya bu rekabette daha fazla aktif rol almak durumunda, zira bizim hukuk düzenimizin yayılması Alman girişimcilerin faaliyetlerini kolaylaştırıyor ve yabancı yatırımcıların, tanış oldukları bir hukuk düzeni içinde yatırım yapma isteklerini artırıyor. ­“Made in Germany” sadece Alman otomobilleri ve makineleri için değil Alman hukuku için de bir kalite damgası. Alman hukukunun yayılmasını teşvik için, adli organizasyonlarla birlikte Almanya’da “Alman Hukuku Paktı” oluşturduk. Ayrıca bu yönde attığımız bir adım da Federal Adalet Bakanlığı olarak, “Uluslararası Hukuki İşbirliği İçin Alman Vakfı”nın kaynaklarını 2009 için yüzde 50 kadar artırmak oldu.

Son bir soru, Sayın Zypries: Siz Almanlık temelinde değil anayasaya bağlılık temelinde bir yurtsever misiniz?

Tartışmasız. Evet.


Brigitte Zypries

2002 Ekiminden beri Federal Adalet Bakanlığı’nın başında. 1953 doğumlu kadın siyasetçi (SPD) Gießen’de hukuk öğrenmi gördü ve mesleki faaliyetleri içinde Karlsruhe’deki Anayasa Mahkemesi’nde üç yıl araştırma görevliliği de var. 1999 yılında Federal İçişleri Bakanlığı’nda müsteşarlık görevi sırasında bilgisayarların 2000 yılına uyarlanması çalışmasını yürüttü. 2002 Yazında Orta Almanya’da sel felaketinde Federal Hükümet’in yardım çalışmalarını koordine etti.

26.03.2009
Bookmarks
| |